35. BÖLÜM KINA GECESİ

1499 Words
Berdan Yavuz'un yanına geldi sırıtarak ''En büyük günahlardan biridir tertip. Eee şimdi bu fani bu günahı işlediğine göre ne yapmak lazım '' diye sordu Yavuz' a '' Her günahın bir bedeli elbette vardır bu sadece dedikodu yapmadı iftirada attı. Dilini dışarı çıkar şunun '' der demez Berdan Şerwanın dilini çıkarmak için uğraşmaya başladı Şerwan takadi olmamasına rağmen kafasını çevirmeye çalıştı lakin Berdan'ın pençelerinden kurtulamadı. Çenesine uyguladığı sert baskı ile dilini tuttuğu gibi ağzından dişarı çıkardı Yavuz elinde ki yanan sigarayı dilinde söndürdü. Yenisini Yakıp tekrar dilinde söndürdü. Şerwan acıdan kıvranıyordu dilinde yanmadık yer kalmamıştı. '' Benim namusuma kimse iftira atamaz . Senin bu halin ibret olsun ki kimse Yavuz MİROĞLU'nun namusuna dil uzatamasın '' dedi ve adamları çağırdı. Şerwan'ı daracağından çözdürüp arkasından getirmelerini emretti. Antep meydanına gelince Şerwan'ı arabadan indirdiler meydanda ki bulunan ağacın dalına ipi bağladılar . Şerwan'ı iki adam getirip ipi boğazına geçirdi ve yukarıya doğru çektiler ipi ağacın gövdesine bağladılar Şerwan can çekişirken Yavuz'un içinde zerre pişmanlık duygusu yoktu. Hiç kimse onun sevdiği kadına iftira atamaz adını diline dolayamazdı yapanların sonu da böyle vahşice ölmek olurdu. Cihan Akbulu'un yönlendirdiği hacker o ana , o saate ait tüm kamera kayıtlarına erişip silmişti. Şerwan'ın ölümü faili meçhul dosya olarak kayıtlara geçecekti. Sabah uyanıp iş yerine gelen çarşı esnafı Şerwan'ın ipin ucunda sallanan cansız bedenini görünce hemen polisi arayıp ihbarda bulunmuştu. Olay yeri ekibi incelemesini bitirdikten sonra Ambulans ile cesedi götürdü. Haberi duyan aşiret liderleri toplantı istedi . Bu toplantıda hem Leyla'nın olayı hemde Şerwan'ın ölümü konuşalacaktı. Yade Zergül toplantıya gitmeden Yavuz ve Leyla'yi odasına çağırdı ve ailelerini simgeleyen yüzükleri iki gencin parmağina taktı. ( Leyla ve Yavuz'un yüzükleri ) ŞanlıUrfa'dan dostuna destek için yola çıkan Akbulutlar Antep' e giriş yapmıştı. Şırnak'tan da diğer dostu Ulubey Aşiretinden Şivan ULUBEY gelmişti. Toplantı tarafsız olsun diye Perwer ağa'nın konağında olacaktı. Herkezden bir ses çıkıyordu Zaloğulları kana kan isteriz diyip duruyorlardı. Yavuz hepsini toprağa gömmemek için zor sabrediyordu. Yade Zergül toplanntıya gelmeden önce odasına çağırmış ve ailelerini temsil eden yüzükleri Yavuz ve Leyla'ya takarak nişanlarını tamamlamıştı. Kimse şimdi laf edemezdi. Perwer ağa söze girdi yoksa iki tarafda birazdan silahları çekecekti '' Dinar ağa giden can sizdendir haklısınız lakin ortada gencecik bir kızın namusuna atılmış bir iftira vardır. biri çıkıp senin kızlarının namusuna iftira atsa hoşuna gider mi susup dururmusun ?'' dedi. Konu namus olunca kimse susmaz kimsede durmazdı .Dinar ağanın sesi kesilmişti Perwer ağa haklıydı durmazdı aynısını yapardı abisi intikam uğruna gunahsız bir kıza iftira atmıştı. "Haklısın Perwer ağa durmam aynısını yaparim ama vahşice katledilen de benim canım" dedi. '' Yavuz ağa senin adaletini merhametini dürüstlüğünü hepemiz bilir takdir ederiz . Biliriz ki sen birşey yapıyorsan haklı olduğun içindir Dinar ağayı dinledik birde seni dinleyelim '' dedi Perwer ağa eğer bir karar çıkacaksa iki tarafında hayrına olmalıydı. '' Beni bilen bilir ağalar bugun benim namusuma dil uzatılmakla kalınmamış , namusuma nişanlıma ( derken parmağında ki aile yadigarı olan rahmetli Berzan MİROĞLU'nun yıllarca taktığı yüzüğü gösterdi ) iftira atıldı. adına namusuna leke sürüldü ben bunu affadecek susacak adam değilim. Şerwan itinin başına gelen ibret olsun ki kimse MİROĞLU adına leke süremesin Dinar ağa kardeşin dilinin cezasını çekti '' sesi öyle sert ve gür çıkmıştı ki herkezin içine korku salmıştı. İlk defa Yavuz'dan korktu herkez o merhametli adamın içinden canavar çıkmıştı resmen. İki aile arasında kan davası çıkmasın diye Behram ağa Zaloğlu ailesinin Antep' den sürülmesini talep etti ve ağalar tarafından oy çokluğu ile kabul edildi. Ağaların kabul etmesinin sebebi Yavuz'un hem haklı olması hemde konu namus olunca yeni bir kan davası başlamaması adina böyle bir karar alınmıştı. Dinar ağa kararı haklı bulmuştu. ******************************* 1 Hafta sonra Kına & Düğün Miroğlu konağında düğün telaşı günler öncesi cehiz hazırlığı ve düğün alışverişi derken başlamış Yavuz ve Leyla için dillere destan bir düğün olması için herkez bir taraftan kolları sıvamıştı. Azade hanım ve Leyal hanım her ne kadar apar topar olduğu için üzülsede çoçukları için en iyisini seçip almışlar, Azade hanım odalarını bile onların zevkine göre dayayıp döşemişti. Hiçbir masraftan kaçmamış gelinine herşeyin en iyisini almıştı. Yavuz da kardeşi Yaren'i tembihlemiş herşey Leyla'nın istediği gibi olsun diye emir vermişti. Bu bir haftada Yavuz konağa gelmemiş gideceği için şirketteki işlerini yoluna koymuş Tahir ile beraber uzun uzun çalışmışlar hatta iki yıllık plan bile yapmışlardı. Yavuz bildiği herşeyi Tahir'e öğretmiş şirketi nasıl yöneteceğinin bilgisini vermişti. Tahir her ne kadar anlamasa da neden bu kadar çalıştıklarını Yavuz' a sormayada cesaret edememişti. Bir haftadır barut gibi geziyor çalışanları bile haşlıyordu. Yavuz'un öfkesinden nasiplenmemek için çalışanlar şirkette ondan kaçıyordu. Düğün alışverişine bile gitmemiş Leyla'nın kalbi dolu iken kendisiyle mecburi evlenmesini kaldıramıyordu. Elinde olsa onu bu mecburiyetin içine sokmazdı. Miroğlu konağında sabahın 5. de başlamıştı hazırlıklar akşama kına gesesi vardı. Azade hanımın ve Leyal hanımın kardeşleri hem Antep'den hemde diğer illerden gelmişler bir kısmı konağın misafir odalarına yerleşmişlerdi. Bir kısmı da Eroğlu konağına yerleşmişlerdi. Berzan artık isyan etme moduna girmişti getir götür yapmaktan. Yağız şanslı idi kızları kuaföre götürüp getirme işi onda idi. Leyla sabah kalkmış kısa bir duş almıştı banyodan çıktığında aynadan kendisine baktı içinin burukluğu yüzüne yansımış aynada ki yansımasından bile gözlerinde ki hüznü görebiliyordu. Böyle mecburi bir evlilik yapmayı hiç istemiyordu üstelik evlendiği adamın kalbi dolu idi. Bir haftadır yüzünü hiç görmemiş , alışverişe bile gelmemişti. Leyla'nın yüreğini en çok da o yakmıştı. Tamam sevmiyordu ama nezaketen bile olsa gelebilirdi lakin Yavuz gelmemiş bir kere bile arayıp sormamıştı. Kafasındaki düşünceleri yok edip hızlıca hazırlandı önce iç çamaşırlarını giymiş daha sonra eline aldığı siyah elbisesini giymişti. Yaren, Asmin, Gülnur, Sevda, Zehra teyze kızı Derya dayı kızları Yeliz ve Beren ile birlikte kuaföre gitmek hazırlardı. Leyla, Yaren, Derya ve Yeliz Yağız kullandığı arabaya binerken , Asmin,Beren , Sevda , ve Gülnur Adem'in kullandığı arabaya bindiler açtıkları son ses müzik ve attıkları zılgıt ile beraber Antep sokaklarını inletmişlerdi. Yaren Yeliz ve Derya'ya zılgıt atmayı öğretmiş kızlarda ellerinden geldikçe yapmaya çalışmışlardı. onların mutluluğu ile mutlu oldu Leyla..... Konakta yemekler pişirilmiş davul zurnalar çalmaya başlamıştı. Azade hanım ordan oraya koşturup duruyor eksik gedik varmı diye kontrol ediyordu. Kız kardeşleri, Yengeleri ve yeğenleri hızır gibi yetişmişler misafirlerini layıkı ile ağırlıyorlardı. Saatler öğleni gösterirken civar illerden de misafirler gelmeye başlamıştı. ŞanlıUrfa'dan gelen Akbulutlar konağa giriş yapmıştı. Azade hanım ve Leyal hanım eşleri ile birşikte karşılamak için konak kapısında bekliyorlardı. Kapıdan ilk giren Akbulutlar'in büyüğü Yade Mihriban idi. Kudreti dik duruşu yüzündeki deg'i ve yaşanmışlıkların verdiği kırışıklıklar bile güzelliğini kapatamamıştı. Urfa'nın en asil hanımağası idi. Adaletli sözü geçen cesur kadındı, Yade Zergül'ün ise ahretliği idi. Ardından Ardından oğlu Merdan ağa ve Gelini Ziynet hanım ve torunları Cihat Delal ve tüm yakışıklılığı ve karizması ile Cihan Akbulut giriş yaptı . Berzan ağa Mihriban hanımın elini öpmüş muhabbetle karşılamıştı '' Hoşgelmişsen ana bizi şereflendirmişsen '' dedi. Mihriban hanım tebessüm ederek karşılık verdi '' Hoşbulmuşam oğul '' dedi. Yavuz ve Cihan gibi babaları da çok eski sıkı dostlardı. Behram bey, Azade hanım ve Leyal hanımda hoşgeldin dedikten sonra kadınlar yukarıya Yade Zergül'ün yanına çıkarken kızların yanına Yaren'in odasına, erkekler ise Şark odasına geçtiler Cihan'ı gören Antep'in kızlarının içleri gitmişti birde oynarken görünce napacaklardı ALLAH bilir. Yade Mihriban ve Yade Zergül muhabbetle kucaklaştılar görüşemedikleri zamanın acısını çıkaracaklardı. Yavuz giydiği siyah takım elbise içinde adeta görsel şölen sunuyordu. Vucuduna tam oturan beyaz gömleğinden vücud kasları belli oluyordu. Kravat takmayı sevmeyen adam takmak zorunda kalmıştı ceketini de hızlıca üzerine geçiren Yavuz son olarak parfümünü de sıkıp çıktı odadan. '' Aşkımıza uyanmaz yedi cami tepesi bizi ayırırdı ancak Bakırköy tımarhanesi diye umarken Leyla MİROĞLU ayırdı iki gözümün çiçeği '' Yazıp gönderen Cihan Akbulut ardından da medyadan bulduğu şarkıyı göndermişti. Yavuz üst üste gelen bildirim sesi ile telefonunu cebinden çıkarıp baktı. Mesajı okuyan Yavuz Telefon ekranına ters ters baktı . Askerlikte çektiği yetmiyormuş gibi birde mesajları ile kendisini çıldırtmayı başarıyordu dostu. Üzerine gelen diğer mesaj ile Yavuz'un yüzünde günler sonrası tebessüm oluşmuştu dostu asla akıllanmazdı. Cihan Akbulut bir tek sevdiklerine böyle idi. Dışardan bakanlar onun içinde ki güzelliği asla göremezdi sert yüz hatları ve iri cüssesi ile görenlerin ürkmesine sebep oluyordu. Yaşadığı acılar ve verdiği kayıp ile o neşeli adam gitmiş yerine sinirli, öfkeli ve yüzü gülmeyen bir adam gelmişti. Zamanın ona ne göstereceğini ALLAH bilirdi onunda yüzünü güldüren biri elbet çıkardı. '' Ulan sen hiç akıllanmayacak mısın oğlum, Bugün bari şu soğuk espirilerini yapma '' yazıp dostuna gönderdi. Kafasını kaldırması ile Berdan ile göz göze geldiler '' Tertip Akbulutlar geldi. Barlas seni soruyor '' dedi arkadışını baştan aşağıya süzdü. Damatlık içinde ayrı bir karizma olmuştu beğeni ile baktı dostuna biraz öncede Leyla'yı görmüş idi oda melekleri kıskandıracak kadar güzel olmuştu. İçinden ikisine ayrı ayrı üzüldü. Yavuz Berdan ile beraber Şark odasına geçmeden Yade Mihriban ve Ziynet hanımın elini öpmek için büyük solana girdi. Akşam olmuş Karanlık tüm Antep'i bir örtü gibi örtmüştü. Miroğlu konaği dolup taşmış, Aşiret ağalarına ve hanım ağalarına özel uzun bir masa hazırlanmıştı. Genç ağalar için ayrı bir masa hazırlanmıştı ve gelen tüm genç ağalar bu masada toplanmıştı. Berzan, Cihan, ile çoktan halayın başında yerlerini almışlardı. Berdan'ın işareti ile Yavuz masadan izin isteyip kalkmış Leyla'yı almak için Yaren'in odasına çıkmışlardı. Kapıya birkez vurdu Yaren kapıyı hafif açıp '' Buyur abi birşey mi istemiştin'' dedi işi gücü hınzırlık peşinde olan genç kadın...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD