Onun sevdiği kadını deli diye hastaneye yatırmış olamazlardı her halde sinirden gözlerine kan indi. '' Bağırma ne yapsaydık ölüme mi terk etseydik. Oğlumuz yüz üstü bırakıp gitti, babası da öldü aman bize ne mi deseydik oğlum. son çare kalmıştı bizde onu yaptık kolay mı oldu sanıyorsun bir yıl bee bir yıl şu konak bana cehennem oldu'' dedi .
Yavuz gittiği için şu an köpek gibi pişman olmuştu o burda olsaydı yada babası gelmesine izin verseydi Leyla hiçbirini yaşamamış olurdu. kendine etmediği küfür kaladı içinden . '' Peki nasıl toparladı '' diye sordu annesine. '' Yaren ve Yağız sayesinde hergün yanına gittiler hele Yaren'im elinden gelse yatağını hastanenin bahçesine serecekti. Okuldan çıkıp direkt oraya gider gece geç saatlere kadar Leyla ile vakit geçirirdi. Baban öfkesinden Antep' e sığamaz oldu. Leyal ile hergün en sevdiği yemekleri yapıp götürdük . Babannen okumadığı dua kesmediği adak kurbanı kalmadı. Çok şükür ki eskisinden daha canlı çok daha iyi çıktı hastaneden o günden sonra da konağa adım atmadı gerekmedikçe bu evi alıp taşındılar işte '' dedi. Bir nefes de anlatmıştı ama yaşanılan o günler kabus gibiydi.
'' Kendisini terk eden 5 yıl boyunca iki kez gelen kocasının evinde kalmayı uygun bulmadı demek ki '' dedi sitem ederek. '' Ana bana kızgınsın , kızgınsınız biliyorum beni anlamnızı zaten beklemiyorum. Öyle olması gerekli idi oldu.Gelişim sizi mutlu etmedi merak etmeyin Kalıcı değilim kardeşim için geldim Yarın akşam gideceğim söyle o kıymetli gelinine bir hafta sonra döneceğim ve bu eve alışsa iyi olacak çünkü döndüğümde hiçbirşey eskisi gibi olmayacak '' deyip ayağa kalkıp çalışma odasına gitti.
Azade hanımın içi paramparça olsada oğlunun temelli dönecek olmasına sevindi. İçi içine sığmadı hemen gidip kayın validesine haberi vermeliydi.
Sabahın ışıkları Antep'i aydınlatırken Yavuz artık kaçıncı paket sigarasını bitirmiş bilmiyordu. Sehpada boşalan beş paket sigaraya baktı ağlamıştı Leyla'sına amcasına . Paketleri alıp çöpe attı küllüğü de boşalttı . Çalışma odaasından çıkıp kendi odasına gitti Banyoda soğuk biir duş ve abdest alıp çıktı dolaptan siyah bir tşört siyah bir gomlek ve kot pantolon çıkarttı çekmecen de iç çamaşırı alıp hızlıca giyindi . Arabasının anahtarlarını ve telefonunu alıp çıktı odadan sabah ezanı okunuyordu. Korumalara başı ile selam verip arabasına atladığı gibi doğru mezarlığa gitti. Amcasının kabrine gelip önce duasını edip sonra mezar taşına oturdu.
'' Amcam hayırsız , yüzsüz oğlun geldi. Affedebilecek misin beni. Ben böyle olsun istemedim be amca . Leyla üzülmesin, istemediği bir evliliğe esir olmasın diye gittim." Yavuz kendinden utanıyordu amcasina son bir veda bile edememişti. " Sen beni anlamiştın gidecem dediğimde kabul etmiştin zaten. Şu hayatta bir tek beni sen anladın baba yarım. Bense seni son kez bile göremedim. Veda etmeme bile izin vermediler. Yüreğim çok yaralı be amca hayatımın neresinden tutsam elimde kalıyor. Kime dönsem bana sırtını dönüyor. Benim gidişimin sebebini sen biliyordun ama onlar hep beni suçladilar. Şimdi gidiyorum bugun akşam uçağim var döndüğüm de hiçbirşey eski gibi olmayacak ben sana laik olmaya çalışacağim açtığım ne kadar yara varsa kapatacağım sana söz amcam Miroğlu sözü" dedi ve ayaklandı artık gitmesi gerekiyordu. Mezarlıktan çıkıp arabasına bindi ve eve geldi.
Kimseye gözükmeden odasına çıktı ustu başı toz toprak olmuştu hemen gidip üzerini çıkardi kirli sepetine atip dolaptan lacivert takım elbise çıkarıp üzerine hızlıca geçirdi. Yavuz odasında hazırlanırken konak çalışanları kalkmış kahvaltı hazırlığına girişmişlerdi. birazdan herkez salonda olurdu. Sultan hanım ve kızlar çok hızlı hareket ediyorlardı.
Diğer yanda Leyal hanım ise erkenden kalkmış kızlara kahvaltı hazırlamıştı. Kızların kalkmasını bekliyordu eşinin ölümünden sonra sessizleşmiş içine kapanmış idi. Zeynep ve Senem'in gelişi en çok ona yaramış hayatına renk gelmişti. Özellikle Senem'in şakaları solan yüzünü güldürüyor idi.
Leyla sabaha yine içinde ki yorgunluk ve kırgınlık ile uyandı. İki gündür yaşananlar kendisini iyice yormuştu. Yatağından kalkıp pencerelerini açtı miss gibi havayı içine çekti daha sonraa yatağını toplayıp banyoya girdi. kısa bir duş'un ardından bornazuna sarınıp odaya geldi. Dolaptan önce kendisine iç çamaşırı çıkardı ardından hızlıca üzerine geçirdi. Kıyafetlerinin olduğu tarafı açıp beyaz dar paça kumaş pantolon ve blazer ceket takımını çıkardı. Yine aynı renk askılı bluzunu çıkarıp giyindi saçlarını fişe takıp ısıttığı maşa ile şekillendirdi. Hafif kahve tonlarında bir makyaj yapıp yine ayrı renk rujunu sürüp en son parfümünü de sıkıp telefonunu ve çantasını alıp odadan çıktı. Aşağıya indiğinde annesine bakındı mutfaktan gelen tıkırtılar ile yönünü o tarafa çevirdi.
'' Günaydın sultanım hayırlı sabahlar '' diyip annesinin yanağına öpücük kondurdu. Leyal hanım kızına tebessümü ile karşılık verdi '' Günaydın hanımağam bu ne güzellik böyle '' diyerek kızına takılmadan edemedi. Leyla annesine sende mi der gibi baktı dün kızlar bugün annesi sanki hiç böyle giyinmiyormuş gibi kendisi ile uğraşıyorlardı.
'' Toplantım var belediye başkanı ile Leyal sultan azcık özendim o yüzden. Devlet erkanının karşısına çıkacağız nede olsa '' Leyal hanım kızına ima ile baktı. Sanki bilmiyordu kızını belliki Yavuz'un etkisi idi bugünki hali. Dün gece eltisinden aldığı telefonda bunu düşünmesine sebep oluyordu. Mutfağa Zeynep'in girmesi ile Leyal hanım bakışlarını diğer kızına çevirdi onunda Leyla'dan aşağı kalır yanı yoktu. Siyah blazer takım giymişti saçlarını tepeden topuz yapmış yanlardan bir iki tutam bırakmıştı. Yeşil gözlerini ön plana çıkaran bir makyaj yapmış kırmızı tonlarında ruj sürmüş idi. Oda bugün bir ihale dosyası için adliye ye gidecek idi davası vardı.
'' Günaydın hanımlar bu ne güzellik bu ne güzel enerji böyle. Neşeniz bol olsun '' dedi Leyla annesini sulu öptüğü için Leyal hanım yüzünü buruşturup '' Gel benim güzel kızım şu delinin elinden kurtar beni '' dedi Leyla annesine göz devirdi sanki napmıştı altı üstü yanağından öpmüştü.
Mutfağa bu defa da Senem girmişti kulağında telefon ilee konuşarak dudakları ile herkeze öpücük atıp günaydın derken telefonda ki Yaren'e de laf yetiştiriyor idi. '' Kızım bir kerede benden önce kalk ayol doktorsun sen git hastalarını muayene et '' dedi. Leyla telefonu işaret edip hopörlere almasını istedi acaba yine neye mızmızlanıyordu sevgili cadı görümcesi.
Senem telefonu hopörlere alınca mutfak da Yaren'in sesi yankılandı'' Kızım ben doktorum saatim belli mesaim belli sen şirket çalışanı olduğun halde patron ile işe gidiyorsun ayol . Bu nasıl mimarlık tembel misin sen birazcık '' Sabah sabah yine edi ile büdü gibilerdi. Ve Leyla onların bu hallerine tahammül edemiyordu . '' Bana bakın didişmeyi bırakın evlenecek yaşa geldiniz hala didişiyorsunuz ayol sizi alacak adamlara yazık '' dedi. Oda olmasa bu iki deli akşama kadar bu şekilde birbirlerini yerdi.
Eğlenceli geçen kahvaltıdan sonra kızlar Leyal hanım ile vedalaşıp evden çıktılar. Zeynep adliye ye geçeceği için kızlardan ayrılıp arabasına doğru gitti Adem'e günaydın diyerek başı ile selam verip arabasına binip gitti. . Adem gelen hanımı ve Senem ile arabanın kapılarını açtı '' Günaydın yenge , günaydın abla '' dedi sabah sabah maşallah enerjisi yerinde idi. Yavuz'un gelişi en çok onu mutlu etmişti . '' Günaydın '' dedi kızlarda. açılan kapılardan arabaya bindiler. Adem'in de şöför koltuğuna binmesi ile şirkete geçtiler. Adem şirket otoparkına girip arabayı park etti. Leyla ve Senem arabadan inip asansöre bindiler ve odalarının bulunduğu kata çıktılar.
Birbirlerine başarılar dileyerek odalarına geçtiler. Leyla'nın asistanı Fisun elindeki defter ile peşinden içeri girdi '' Günaydın efendim bugün ki programınız biraz yoğun geçecek 1 saat sonra yeni otel ihalesi ie alakalı toplantınız var. saat 11 de fındık bahçelerine gideceksiniz. öğleden sonra saat 14. 00 da ise belediye başkanı ile görüşeceksiniz. Saat 17.00 da yurt dışındn gelen grup ile fındık ticareti ile ilgili görüşmeniz var ancanız Behram bey de toplantıya katılacak '' diyerek hatırlatmalarını yaptı. '' Tamam Fisun bana bir kahve gönderebilir misin lütfen '' diyerek Fisun'un uzattığı dosyayı eline aldı. Fıstık anlaşması yapacakları şirketin bilgileri vardı.
Konak da ise herkez kalkmış kahvaltı masasında yerini almıştı. Behram ağa annesi eşi ve çocukları ile kahvaltı ederken Salonun kapısı açıldı ve tüm heybeti ve karizması ile Yavuz içeri girdi. Yade Zergül torununu rahmetli kayınpederine benzetiyordu duruşu, yürüyüşü, asaleti ile ben burdayım diyordu. Azade hanım Yağız'a elleri ile kahvaltı yaptırıyordu odaya giren oğluna tebessüm etti. . Yavuz gördüğü görüntü ile kendisini bu karede fazlalık olarak gördü. Kapısını çalıp kimse kahvaltıya bile buyur etmemişti. Annesinin bile gelmemesi içinde bir burukluğa sebep oldu. Eskiden olsa Yaren gelir kendisi olmadan asla kahvaltıya ne oturur nede kimseyi oturttururdu.
'' Günaydın '' dedi Yavuz tok sesi ile. Yade Zergül torununu dalmış izliyordu. Behram ağa hala kızgın öfkelide olsa oğlunun varlığını özlediğini şu an daha iyi anlıyordu. Sanki Yavuz olunca yanında dünya'nın yükünü sırtlanacakmış gibi bir güç geliyordu kendisine. '' Günaydın oğlum yorgunsun dinlen diye ses etmedim gelsene'' diyerek masayı gösterdi Azade hanım. '' Biz gün çoktan aydı Yavuz ağa asıl sana günaydın demeliyiz sen 5 yılda buraların düzenini unutmuşsun '' dedi Behram ağa iğneleyererk oğlunu.
Yavuz ailesine bakıp '' Sağol ana Berdan bekliyor hazırlık yapmış oraya gideceğim ordan da şirkete Tahir'in yanına geçeceğim '' diyerek haber verdi. Behram ağa çayını yudumlayıp '' Bekletme deli oğlanı konağı Yavuz Yavuz diye inletmesin '' derken bıyık altından tebbesüm etti. Yavuz kardeşine bakıp '' Sen nasıl oldun daha iyi misin, rahat uyuyabildin mi, ağrın sızın var mı ? '' Yağız'a sorularını ard arda sıraladı. '' Merak etme abim iyiyim ben sağolsun doktor hanım bana cok iyi baktı'' dedi Yaren'e bakarak. Yavuz'un içi rahatlamıştı herkeze afiyet olsun deyip odadan çıktı. Merdivenlerden inip arabasına binerek konaktan ayrıldı.
Leyla elinde ki dosyayı incelerken kahvesi gelmiş bir yudum almıştı ki telefonuna gelen bildirim sesi ile gözlerini dosyadan çekip telefonuna baktı.