Kolunu nasıl sıktı ise Leyla'nın canı yanıyordu '' Canımı yakıyorsun ayrıca hakaret edip durma medeni bir şekilde bana duygularını açtı bende kabul ettim. Bunun içinde birinden izin alacak değildim herhalde. medeni insanlar böyle yapar senin gibi sabahın köründe kapıya dayanıp hakaret etmez '' Yavuz öylemi der gibi baktı kırılmıştı Leyla'nın kolunu bıraktı demek o medeni kendisi medeniyetsiz miydi.
'' Medeniii !! derken sinirden hafif gülümsedi '' O zaman medeni medeni sorayım Leyla hanım kim bu sana duygularını medeni medeni açan fanii isim ver isim" deei durdu Leyla'ya bakiş attı " Dur yaa sen seviyormusun bu dallamayı bana savunup duruyorsun '' dedi . Leyla Yavuz'un bu haline gülmek istedi ama hiç yeri değildi. Bu tavırları da ne idi hayır bilmese kendisini kıskandığı için diyecekti ama malum sevdiği vardı. Aklına gelince sinirlendi.
'' Sanane be ismi ayrıca evet seviyorum hem ne bu tavırlar bu öfke, hesap mı soruyorsun . Rahibe olmadığıma göre birileri de benimle ilgilene bilir sevebilir, Kimsin sen abim mi ? babam mı ? sevdalım mı ? Babam bile hasap sormaz iken ne oluyor sana kimsin sen Yavuz ağa bu hakkı kendinde görüyorsun '' dedi.
Yavuz'u o kızla gördüğü an gelince aklına diline hakim olamamış biraz ağır konuşmuştu. Yavuz gibi bir adam bu konuşmayı kaldırmazdı .
( Müslüm babanın şarkısını burda açabilirsiniz şarkı eşliğinde okuyun )
Yavuz'un kalbi paramparça oldu duyduğu sözler çok zoruna gitti seven en çok sevdiğine kırılırdı. Yavuz binbir parçaya bölündü. Doğru kimdi ki o Leyla için. Amcasının oğlu, aşiretlerinin ağası, yoldan geçen sıradan her hangi biri işte . Hesap sormaya bile hakkı olmayan bir fani, demekki bunca yıl hiç değeri olmamıştı gözünde. Neyin çabasını veriyordu ki şu an Leyla'nın ne gözünde ne gönlünde yeri vardı. İstanbul'u yakmaya gelen adam cayır cayır yanıyordu şu an bir su dökeni bile yoktu. Gerçekler yüzüne tokat gibi inmişti kendisi sevdi diye oda sevecek değildi ya yada değer verecek değildi ya .
Leyla'ya öyle bir baktı ki, hayal kırıklığı yaşadığı acı yüzüne bakışlarına yansımıştı. Leyla o an söylediklerinin farkına vardı. Bunca yıl madem Leyla da bir yeri bile yoktu fazla lafa söze de gerek yoktu.
'' Haklısın emmim kızı ben kimim ki hesap soruyorum sana . Söylediklerimi boşver kusurumu da hoşgör, dilerim mutlu olursun. Madem sevmişsin yüzün hep güler ama ola ki başın sıkışır ihtiyacın olur dara düşersin ben hep bir telefon uzağındayım hadi eyvallah '' dedi ve arkasını döndü dili mutlulaklar dilemişti ama kalbi feryad ediyordu evlenme diye.
Berdan ve Yağız arabanın yanında dikelmiş onları izliyordu. Berdan'ın bile canı yandı dostunun haline seven anlardı ya sevdalının halinden Berdan'dan başka kimse anlayamazdı Yavuz'u.
Leyla çok pişman olmuştu dili kopsaydı da o kelimeleri etmeseydi gururlu idi Yavuz, kaldıramazdı bu sözleri. Oysa ki ne zaman başı sıkışsa ilk koşan Yavuz iken haketmemişti bu kadar ağır kelimeleri. Gözleri doldu hemen pişmanlık yakıyordu içini '' Yavuz '' dedi sesi öyle üzgün ağlamaklı çıkmıştı ki, Yavuz ne geri döndü nede bir adım ileri gidebildi.
'' Şeyy Yavuz abi Özür dilerim affet ne olur öyle demek istemedim. Seni kırmak üzmek en son isteyeceğim şey. Ama sen hesap sorunca öfkelendim dilime hakim olamadım ayıp ettim affet ne olur çok pişmanım '' derken Leyla, gözyaşları çoktan yanağına doğru süzülmüştü.
Yavuz için artık bir önemi yoktu laf ağızdan bir kere çıktı mı dönüşü olmuyordu. Yinede lanet gelesi yüreği kıyamadı ağlayan sevdasına '' Öemli değil dotmam sana hesap sormak benim haddime değildi . Sen kusura bakma bacımm '' dedi ve arabasına doğru hiç durmadan gitti kardeşi ve dostuna bakıp '' Tek kelime etmeyin binin arabaya burda işimiz bitti '' dedi. aralarına uçurumları koymuşlardı artık biri severken ''Abi'' diyerek diğeri öfkesinden '' Bacım '' diyerek.
Yağız ağlayan kuzenine üzgün gözler ile baktı. Abisini yalnız bırakamazdı adam yıkılmıştı gözünün önünde. Leyla tek kelime edemeden Yavuz ortalığı toza dumana katarak gitti Leyla olduğu yere dizlerinin üzerine çöktü '' Gitme böyle gitme '' desede Yavuz artık onu duyamazdı. Uzun uzun baktı arabanın ardından. Sonra doğrulup eve gitti henüz kimse kalkmamıştı hala odasına gidip banyoya girdi suyu açtı hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Giden gitmişti kalan ise bir enkaza dönmüş idi. akşama istemesi olacak kız Leyla mı idi. Ağlamaktan gözleri şişmiş , yüzü solmuş , bakışları bile donuklaşmıştı . Hayatından bir Yavuz MİROĞLU geçmişti.
Antep'den uçak ile gelen Miroğlu ailesi nihayet Berwan Bey'in İstanbul' da ki lüks villasına gelmişlerdi. Leyal hanım ve Berwan Bey kapıda karşıladılar. Önce Yade Zergül, Behram ağa ve Azade hanım girdiler kapıdan. Onların arkasından Yaren ve Adem girmişti içeri. Berzan ve Asmin sınavları olduğu için gelememişti. Hoşgeldin faslının ardından hep birlikte oturma solanuna geçmişlerdi.
'' Deyiveren hele kimmiş bunlar kimlerdenmiş '' dedi Yade Zergül otoriter sesi ile. Baş köşede ki yerini almış oğlunu ve gelinini sorguya çekiyordu. Bu görücü işi hiç aklına yatmıyordu.
'' Ana bizde Leyla'nın anlattığı kadar biliyoruz şirketteki avukata söyledim araştıracaktı ama hastalanmış oda akşam göreceğiz bakalım kimler '' Tek dilekleri umdukları ailenin olmaması idi. Azade hanımın aklı büyük oğlunda idi bu zamana kadar çoktan ortalığı birbirine katmış olması gerekiyordu. Gece Yaren abim gitti deddiğinde yüreği ağzına gelmişti hala da içinden bir sıkıntı vardı bu sessizlik hayra alamet değildi. Öğlen olmuştu ve Yavuz villa yı basmadıysa kesin çocuğun peşine düştü diye düşünmüştü.
Leyla utancından odasından çıkamıyordu lakin ne olursa olsun yüzleşmesi gerekiyordu madem girmişti bir yola sonunu da getirmeliydi. Topladığı cesareti ile odasından çıktı salona geldi önce yade Zergül'ün ardından amcası ve yengesinin ellerini öptü. Yaren'e sıra gelince gözleri doldu sarılırken '' Abim geldi mi '' geceden beri merak ettiği soruyu sordu. '' Geldi ama bizimkilerin haberi yok kükredi, esti , gürledi ve gitti anlatırım sonra '' ayak üstü fısıldaşmışlardı.
Yavuz son gaz İstanbul' da kendisi için yaptırdığı birgün Leyla ile gelmeyi planladığı küçük dağ evine geldi. Arabadan iner inmez eve girip bir şişe viskiyi alıp kafasına diklemişti içi yanıyor kalbi sızlıyordu acısını içerek dindireceğini düşündü. Bugüne kadar özel toplantılar, davetler ve arkadaş ortamı dışında ağzına içki koymayan adam şişeyi kafasına diklemişti. Yağız ve Berdan hayretler içerisinde izliyorlardı sırf Leyla ağır konuştu diyemiydi bu öfke Yağız abisinin hareketlerini anlayamıyordu. Seven bir erkeğin yapacağı hareketlerdi bunlar ama abisisinin zaten bir sevdiği vardı neyin ızdırabıydı bu. Yağız anlamasada Berdan dostunun acısını biliyordu içme demedi durdurmadı acısı dinecekse yüreği soğuyacaksa içsin kafasını şişirsindi razıydı.
Yağız çalan telefonuna bakmak için dışarı çıktığında Berdan da fırsattan istifade dostuyla konuşmaya çalıştı.
'' İçince acın dinecek mi sanıyorsun kendini kandırısın ulan dinseydi benim acım dinerdi. 1 yıl oldu hala için için sızlıyor içmek çözüm değil ki beynini vucudunu uyuşturuyorsun sadece'' dedi . Ama Yavuz onu duymuyordu kulaklarında sadece Leyla'nın söyledikleri yankı yapıyordu tek bir kelime ile öldürmüştü Yavuz'u.
'' Sen kimsin dedi bana, ulan bana lan bana sen kimsin dedi. Tutup kolundan seni yıllardır sevenim diyemedim ya yazıklar olsun bana da bu da benim ayıbım olsun. Seviyormuş lan onu seviyormuş '' dedi bir sigara yaktı.
Yağız gelen Adem ile içeriye girdi mesaj atmıştı gel beni al diye oda gelmişti gidip Leyla'ya da bakmak istiyordu süt kardeşininde abisinden farkı yoktu ayrılırlarken . Abisinin yanında en azından Berdan vardı Leyla yalnızdı izin isteyip Adem'den anahtarları aldığı gibi basıp gaza gitti.
Gönlü istemeye istemeye son hazırlıklarını yapıyorlardı '' Leyla abla emin misin bak sonra çok pişman olursun evlilik bu dönüşü olmaz '' dedi Yaren Leyla'nın düz saçlarına şekil verirken.
Leyloş değil abla demişti ne zaman ciddi birşeyler olsa Yaren Leyla'ya abla derdi. '' Çok düşündüm Yaren bizim için en doğrusu bu onun gönlünde başka biri varken sevmeye devam edemezdim. Onları bir kere gördüğümde ne hale geldim sen şahitsin peki ya hergün görüp o kıza yenge demeye abinle onu mutlu mesut el ele görmeye nasıl dayanırım söylerken bile nefesim kesiliyor. Yol yakınken vazgeçmek en doğrusu lütfen anla beni'' dedi.
'' Ben hala abimin bir sevdiği olduğunu düşünmüyorum ama seni de üzmek istemiyorum madem kararın bu yönde o zaman bana sadece senin mutluluğuna ortak olmak düşer '' deyip Leyla'ya sıkıca sarılıp öptü. Karşılığınıda fazlasıyla aldı Leyla'dan.
İşleri bitince Leyla aynada son kez kendine baktı siyah düz bir elbise tercih etmişti makyajını sade tutmuş saçlarına da maşa ile şekil vermişlerdi.
Nihayet beklenen misafirler sokağa giriş yapmışlardı. Berwan bey yanında Leyal hanım ile önde Behram ağa ve Azade hanım ise hemen onların arkalarından kapıya çıkmışlardı. Yanyana durup gelen misafirleri layığı ile ağırlayacaklar kimsenin ağzına laf verdirtmeyecekler idi. Büyük lüks siyah viaypi mercedes model araba Berwan ağanın kapısında durdu.
Said tüm yalvarmalarına yakarmalarına rağmen ailesine engel olamamıştı. Birazdan gencecik bir kızın kalbini kıracaklar paramparça edip ailesi ile alay edeceklerdi. Bu oyuna bile isteye alet olmuş ama Leyla'ya gerçekten gönlü düşünce çok uğraşmasına rağmen olacaklara engel olamamıştı.
Arabanın kapısı açılır açılmaz Şerwan ZALOĞLU göründü ilk yüzünde ki pislik tebessüm ile indi araçtan ardından Yezda hanım ve Said indi. Berwan bey ve Behram ağa'nın elleri yumruk oldu korktukları başlarına gelmişti Şerwan gibi bir şerefsiz onların kapısına asla hayırlı bir niyetle gelmezdi biliyorlardı bu gelişin altından ne çıkacak onu merak ettiler.
Şerwan bey yalandan şaşırmış numarası yaptı sanki geldikleri evin düşmanlarının evi olduğunu bilmiyormuş gibi '' Siz'' dedi.
Berwan bey kaşlarını çattı kızı bula bula bu soysuzları mı bulmuştu. dişlerinin arasından tiksinirce konuştu '' Ne işin var burda Şerwan yıllar sonra hayırdır '' dedi.....
Bolüm sonu hikayemiz kafanizda oturmustur artik diye umud ediyorum gecmisten devam ediyoruz canlarim....