44.BÖLÜM ER YADA GEÇ BENİM OLACAKSIN

1500 Words
"Acısı geçerde yarası kalır, sevda insanı yakar da külü kalır".....( Cerkezkızı) Yavuz aldığı mesajı okuyunca eli kalbine gitti. Doğru olabilir miydi oda kendisini seviyor olabilirmi idi. Döndüğünde hepsini öğrenecekti. En azından elinde bir unudu vardı artık. Azerbaycan'a gidene kadar Leyla'nın videosunu defalarca kez açıp dinledi. Bu kadın yüreğine hem yara hem ilac oluyordu. Nasıl yapıyor hala anlamıyordu. Uçaktan inip hemen kaldiği eve geldi. Önce banyo ya gidip duş aldı yatak pijamalarıni giyip dişlerini fircaladı. Yatağa uzanıp yine Leyla'nın videosunu açtı " Az kaldı efüli az kaldı bekle beni " diyip ekrana dudaklarıni bastırip kendini uykunun derinliklerine bıraktı. Sabah kalktığında güne Leyla ile açtı gözlerini işlerini bir an önce halledi0 gitmeliydi. Bir hafta fazla idi bu bilinmezlik ile burada daha fazla kalamazdı gidip kehribar gözlüsüne kavuşmak istiyordu. Hemen yataktan kalkıp camları açıp yatağını düzeltı dağınıklığı sevmezdi. Sonra kendisine kahvaltı hazirladi afiyetle kahvaltısını ederken tüm maillerine baktı. Masayı toparlayıp banyoya geçti dişlerini fırçaladı sonra yatak odasına geçip dolabı açtı kendisine lacivert bir takım elbise çıkardı. Hizlica giyinip saçlarina da şekil verdikten sonra telefonu ve leptop'unu alıp çiktı evden. Ev sahibi Aybeniz hanım balkonda çicklerini sularken Yavuz'ü gördü yuzünde hemen tebessüm belirdi. 5 yıldır kendi evladı gibi olmuştu Yavuz çok sevmis varlığina fazlası ile alışmıştı. " Sabahıniz xeyır qara bala " ( Hayırlı sabahlar kara çocuk ) " Sabahıniz xeyır ana" ( Hayırli sabahlar) " Nə vakt gəldin" ( Ne vakit geldin) " Gəcə gəldim ana işə gitməliyəm sonra görüşərik" ( gece geldim ise gitmeliyim sonra görüselim) " Həyırli iş , Allah işinizə bərəkətli vərsin" ( Hayırlı işler Allah işinizi rast getirsin) " Eyvallah" dedi Yavuz ve arabası ile sırkete gitti. Hızlıca odasının olduğu kata çıktı sekreteri Sabahat karşıladi onu. " Hoşgeldiniz Yavuz bey " "Hoşbuldum Sabahat Behruz geldi mi " " Yolda geliyor efendim " dedi. " Ben odamdayım gelince haber verirsin bana da bir kahve gönderirmisin lütfen " deyip odasına girdi ki Behruz'un kiz kardeşi Elmira'yı gormesi ile şaşırdı. Elmira gelen Yavuz ile ayağa kalktı gülerek " Hoşgəlmişsin " dedi. Yavuz kafası ile onu cevapladi sonra masasına geçip yerine oturdu. Sabah sabah burda ne işi vardi bu kadının merak etmiyor değildi hani. " Hayirdir seni burda görmeyi neye borçluyuz" dedi kardesi gibi gördüğü kıza. Elmira uzun boylu, kumral iri yeşil gözlü, yuvarlak yüz hatlı, balık etli bir bayan idi. Kıvircik olan saçlari ona ayrı hava katıyordu. Uzun kirpikleri ve derin bakan gözleri ile her erkeğin etkileneceği bir guzellige sahipti. 5 yıl boyunca da türkçeyi ögrenmis rahatça konuşabiliyordu. Bunda Yavuz'un etkisi çok fazla idi. Elmira Yavuz'u ilk gördüğü gün etkilenmis zamanla da aşık olmuştu. Lakin bu adam 5 yıldır kafasıni kaldırıp kendisine hiç bakmamiş idi. Memleketine gittiğini öğrenince gelmeyecek zannedip yaptıkları otel insaatının proje ve planlamalarında oynama yapıp geri gelmesini sağlamiştı. Lakin bilmediği birşey vardı ki Yavuz evli ve kalbi dolu bir adam idi. Behruz dostunun özel hayatını evde hiç açmamiş kimseye birşey söylememiş idi. Yoksa Elmira asla evli bir adama bakacak biri değildi. " Sana borçluyuz geleceğini abimden öğrendim o yuzden erken gelip beklemek istedim" Dedi. Yavuz anlamadı karşişında ki kadina bakmamak için çaba sarf ediyordu. Önünde ki dosyalara bakıyormuş gibi yapıp arada Elmira'ya göz ucu ile bakıp bakişlarıni geri çekiyordu. " Sebep" dedi Yavuz merak ettiği soruyu sorarak. " Yavuz beni lutfən rica ədirəm sdəcə dinlə sonra gararını vər. Lafı uzatmak istəmirəm. Sən anlarsın diyə çok bəkləmişəm lakin görürəm ki anlamamişsan. Bən ilk dəfa birinə garşı bunları hissedirəm ve artık yürəgimde tutmak istəmirəm abim gəlmədən konuşup sənində düşüncələrini bilmək , öğrənmək istərəm . Bən səni səvirəm Yavuz nasıl oldu bilmiyorum ama galbim sana vuruldu" dedi bir soluk da konumuştu yüzü kıpkırmızı oldu parmakları ile oynamaya başladı kolay değildi duygularını itiraf etmek. Yavuz neye uğradığını şaşırdı hiç beklemiyordu. Bu kadın neler saçmalıyordu ona ümit verecek tek bir hareketi bile olmamış ustelik evli iken böyle saçma sapan şeyler duymak sinirini bozmuştu. Ona göre böyle şeyler tersti genç bir kadının bir erkeğe açılması yanlıştı. ( Lütfen beni linçlemeyin Yavuz 'a göre ilk erkek açılmalı) Sesini olabildiğince sakin tutmaya çalıştı lakin konuşmuyor sanki dövüyordu. Sesi öyle sert çıkmıştı. " Elmira sen bunları söylemedin bende duymadım benim gözümde Yaren'den ve Asmin'den farkın yok. Ayrica belli ki Behruz söylememiş ben evliyim ve karıma deliler gibi aşığım. Benim kalbim onunla dolu sana ümit verecek hareketim oldu ise kusura bakmayasın. Ama benden sana yar değil yara olur. İnillah seni seven sana laik biri çıkar karşına " dedi ilk defa Elmira'ya sesini yükseltmişti. Sakin kalmaya çalışsada beceremiyordu. Elmira duydukları ile yıkıldı gözlerinden yaşlar süzüldü. Bilmiyordu evli olduğunu bilse ölse duygularıni açmazdı. Kendisini şu an rezil hissediyordu. Yer yarılsa da içine girsem diyordu içinden. " Ben bilmiyordum gusura galmayasan özür dilərəm " diyerek kalktı oturduğu yerden ve koşarak terk etti odayı. Yavuz kaderine lanet etti. Bir kadının istemeyerek de olsa kalbini kırdığı için. Ne gerek vardı o kadar sert konuşacak ama tahammül edemiyordu Leyla'dan başkasından böyle sözler duymaya ustelik evlerine girip çıkmıştı Behruz duysa namusuma göz mü diktin dese ne cevap verebilirdi. Acil işlerini halledip temelli olarak dönmeli idi yoksa işler çok başka yerlere gidiyor idi. Sabahat kapiya vurup elinde kahve ile girdi. Masaya kahveyi koyup " afiyet olsun " dedi Yavuz Sabahat'a baktı " Behruz geldi mi ? Birde Elmira ya balabilir misin vana da haber ver " dedi " Tamam Yavuz bey , Behruz bey de birazdan yanınıza gelir " deyip çıktı. Yavuz eline telefonunu aldı Leyla'nın fotoğrafina baktı " ulan kadın beni ne hallere düşürdün" dedi. Sonra az önceki sinirinden eser kalmadi Leyla onun ilacı idi. Mesaj bölümüne girerek " Günaydın aşıretimin hanımağası beş günün var konağa alışsan iyi olur ben gelene kadar " yazıp gönderdi. Heyecan ile alacağı cevabı bekledi. Aynı saatler de Leyla yine mutsuz bir sabaha gözlerini açtı. Yatakdan hiç kalkmak istemiyordu sanki Yavuz giderken içinde ki yaşama hevesini de alıp gitmişti. Telefonuna düşen bildirim sesi ile gözlerini sehpanın üzerinde ki telefona çevirdi. Eline alıp baktı Yavuz dan mesaj geldiğini görünce hızlıca yatakda doğruldu. Sanki karşısında Yavuz varmış gibi saçını başını düzeltti. Hızlı atan kalbine elini bastırdı. Derin derin nefesler alıp mesajı açtı. Yüzünden aptal bir gülümseme oluştu. 5 yıl sonra ilk defa günaydın mesajı atmıştı. Hemde onca yaşanan olaylardan sonra. Leyla durdu ekrana tekrar baktı ne yazmiştı hanımağa alişsan iyi mi olur geleceğim mi demişti. Mesajı iki uç kez tekrer okudu. Gelecektı bırakıp gitmemişti işte gelecekti. Sevinçten telefonu kalbinin ustüne bastırıp rabbine şükurlerini sundu. Kaybolan neşesi yerine gelmişti. Bu adam ona hem nefes hem can oluyordu varlığı ile. Canını en çok yakan da o canına can olanda Yavuz idi. Telefonuna bir bildirim daha düştü " Eee bir günaydın demek yokmu Leyla hanım telefona bakmanız bitmedi mi yoksa " gördüğü yazı ile gözleri irice açıldı bu adam kendisini mi izliyordu acaba. Etrafa kamera varmi diye goz gezdirdi. Tövbe estağfirullah çekti bu adam aklına zarardı. Elleri telefon klavyesine gitti ne yazacaktı şimdi mesaj bekliyordu . Yeni yetme aşıklar gibi olmuştu eli ayağina dolaşıyordu sanki. İçinden geçenleri hizlıca yazıp gönderdi yoksa bir daha cesaret edemezdi. " Günaydin aşiretimin ağası hayrola sabah sabah üç harfli mi çarptı sizi mesaj attiniz bu inceliğinizi neye borçluyum" Yavuz okuduğu mesaj ile gür bir kahkaha attı deli kadın hala aynı idi. Hiç değişmesin istedi hep böyle masum, inatcı, deli dolu kalsın istedi. Her hali başı üstüne idi. " Yok beni sabah sabah hanımağa çarptı. Dedim şimdi ağlar iki mesaj yazayım da yüzü gülsün " yazıp gönderdi. Leyla mesajı hemen okudu liseli aşıklar gibi bir mesajlaşmadıklari kalmiştı oda oldu tam oldu. " Allah allah niye ağlıyormuşum ben. Keyfim gayet de yerinde ağlayan siz olmayın Yavuz bey yalnızlıktan " yazıp gönderdi. Yavuz okuduğu her mesaj ile keyifleniyor 5 yıldır gülmediği kadar gülüyordu. " Ben birtek sensizlikten ağlarım " yazıp gönderdi. Artik Leyla'ya ufak ufak açılmaya başlayacak kendisine alıştıracaktı. Bunca yıl uzak durduğu için köpek gibi pişmandı. Leyla gördüğü yazı ile şok geçirdi. Ne demek istemişti şimdi bu adam. " Ney " yazdı gönderdi. Lakin Yavuz tadında bırakmıştı ki meraktan catlasındı. Zaten Behruz gelmiş idi onunla işlerini konuşup gideceğini söylemeli idi. Leyla merakla bekledi ama mesaj gelmedi çevrim içi olan durumu kapalı idi. Demekki kapatmıştı telefonu mesajı görünce elbet cevap verirdi. İçinde kelebekler uçuşa uçuşa gidip penceresini açtı Antep bügün daha mı güzeldi. Sonra gelip yatağını düzeltti hızlıca banyoya girip yuzundeki aptal gülümseme ile duş aldı bornozunu giyip saçlarını da havlu ile bağladı. Odaya gelip dolabını açtı. Mavi bir blazer takım çıkarttı kendisine sonra iç çamaşırlarını da alıp hızlıca giyindi. Saçlarının yaşını havlu ile alıp fön makinesi ile kuruttu. Sonra saçlarına şekil verdi hafif bir makyaj ile tamamladı güzelliğini. Çantasını ve telefonunu almak için komidine doğru gitmişti ki bir mesaj geldi. Yavuz zannedip heyecan ile açtı. " Er yada geç benim olacaksın Leyla ölmedim seni almadan ölmeye niyetim yok " Bir mesaj ve yureğe düşen bir korku köpekdir havlar havlar dururdu ama kuduz olandan korkmak gerekirdi... Hayat bu ya en olmadık zamanlarda en olmadık olaylar ile sınanırsın. İmtihandır bazen, bazende ahtır. Kabus olur sana en olmazı yaşatır. Unuttum, kurtuldum dediğin anda kabusun yeniden başlar... Leyla gelen mesaj ile korkmuştu. Said'in takıntılı manyak olduğunu anlaması uzun sürmedi. Korkusu Said değildi, Yavuz idi. Gözü döndüğünde neler yapabileceğini biliyordu. Said'in babasına yaptıkları aklına gelince korkmasında ne yapsındı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD