O adamı meydanda sallandıran Said'i ibret olsun diye iki kaşının ortasından vurmazmıydı.
Ya sabır dedi Leyla odadan çıkıp mutfağa indi. Yaren ve Senem gitmiş Zeynep ile ikisi kalmıştı evde. Zeynep'i arkası dönük dalgın dalgın düşünürken görünce ona da üzülmeden edemedi. Kardeşlerinden ailesinden uzakta yaşam mücadelesi veriyordu...
Zeynep ise uyku tutmayınca erkenden kalkmış güzel bir kahvaltı hazırlamıştı.
Kardeşlerinin özlemi burnunun direğini sızlatıyordu. Gidemiyordu da Kadir abisi biraz daha dayan demişti. Hergün konuşup görüntülü aramalarda görüşselerde artık Zeynep'e yetmiyordu. Birde Teğmen vardı kalbini sızlatan yüreğine kor ateşler düşüren. Aklı ile kalbi arasında çok savaş vermiş galip teğmene duyduğu temiz sevgisi gelmişti.
"Günaydın çimen gözlum ha bu hal nedur da Karadenizde gemilerun mi patti" Leyla gülerek şive ile konuşmuştu. Dostunun yüzünü azcık güldürmek için.
Zeynep irkilerek Leyla'ya döndu gülumsedi. " Uyy Karadenizde gemilerum batmadi da ama ha burda açluktan öleyrum da " dedi Leyla ya ayak uydurarak. Yüzü gülmüştü ya Leyla'ya yetmişti. Gidip dostuna sıkıca sarıldı ve karşılığınıda hemen aldı.
Birisi iyiki tanıdım, hayatıma iyiki girdin diye düşünürken diğeri iyiki beni hayatina aldın iyiki kurtardin diyordu.
" De hayde o zaman kahvaltimizi yapalim Yağız paşa'yı ziyaret edip işimizin başina dönelim" dedi Leyla ve masaya geçip oturdular güzelce kahvaltılarını yapıp ortalığıda toparlayıp evden çıktılar.
Adem kapıda hazır bir şekilde bekliyordu. Leyla ve Zeynep'i görünce elindeki sigarayı atıp " Günaydin yenge Günaydin Zeynep abla " dedi ikiside Adem'e tebessum edip " Günaydin" dediler.
"Holdinge mi yenge " Leyla kafasi ile hayır dedi" Konağa gidicez önce Adem Yağız efendiyi ziyaret edelim yoksa trip atar durur" Zeynep düşününce komik gelmiş dudaklari iki yana kıvrılmıştı Koskoca teğmen olmuş bir adamın trip atması komik gelmisti Zeynep'e.
Adem tamam diyip konağa sürdu arabayı lakin içinden hiç gitmek istemiyordu mavi bir çift gözden korkuyordu o gözler değilmiydi uykularını kaçırtan canini bu denli yakan..
Konağa gelirlerken yol üstünde ki fırından taze taze simit puaca ve börek almışlardı. Konağın önü e gelince Zeynep ve Leyla indiler Adem ise arabayı park edicekti. İçeriye girmek istemesede annesini ve kızkardeşini görmek istiyordu. Belki o gitmiştir diye düşündü.
Onlar konağa girerken Asmin de okul için çıkı yordu " Yengoş, Zeynep abla hosgeldiniz " diyip ikisinede sarldı " Hosbulduk çiçegim gidiyor musun " Asmin kafasini salladi evet anlaminda
" Maalesef okumayinca olmuyor yengelerin en güzeli" Leyla bu kizin bu hallerini kendi zamanlarina çok benzetiyordu " Maddi durumlar nasıl el atayım mı?" Asmin'in gözlerinin içi parladi paraya asla hayir demezdi ki çok değer verdiği birinin doğum gunu yaklaşıyordu hediye alması gerekiyordu " Valla yengoşum ya süper olur desem ve birazcık fazla destek çık desem ayıp mi etmiş olurum" dedi boynunu küçük emrah gibi büküp.
" Sen hic ayip etmis olur musun fistığım Iban a atarım bakarsin tamam mi?" Diyip goz kırptı
Nede olsa oda geçmişti bu yollardan anliyordu hallerinden.
" Ha fıstigim Adem bıraksın seni biz birazcik burdayız " derken Adem'e de kafasi ile işaret etmisti. Adem gözleri ile tamam demisti lakin bilmiyordu ki Adem için azaptı. Leyla ve Zeynep içeri girdiler.
Asmin her attığı adımda yüreği kıpır kıpır olurken karnındaki kelebeklere söz geçiremiyordu. Onun masum yüreğine bi adamın sevgisi düştü ise suc onun muydu.
"Günaydin Adem abi şeyy sıkıntı olursa eger ben diğer araba ile gidebilirim" yüzüne bakamadığı adamla çekinerek konuşuyordu.
Adem kendi içinde savaş halinde idi sessizce dilinin ucu ile " Hay senin abine " diye söylendi. Dışından belli etmemeye çalışarak.
" Günaydin yok sıkıntı felan bin hadi "diyip kafasi ile arabayı gösterdi. Kendisi şöför koltuğuna gecerken Asmin de hemen yanında ki koltukda yerini almıştı. Asmin için zaman durmuştu sanki sevdiği adamı görmüş ve onu okula bırakacaktı. İçinde dolup taşan sevgisinden korkuyordu. Susarak sevmişti Adem'i dillendirmeden hemde çocukluğundan beri. Güzel sevenlerdendi Asmin hiçbir zaman bir erkeğe dönüp bakmamış okulda bile erkek arkadaşlarına hep mesafeli davranmıstı ki içlerinden birinin gönlü kendisine kaymasın diye.
Bu yakınlık ikisinede zarardi ya zamanla anlıycaklardı. İmkansızdı onlar bir ağa kızı ile kapilarında çalışan bir kul hic olur muydu. Adem isyan etti kalbine bula bula ekmek yediği kapının kızını mi bulmuştu sevdalanacak. Kendisine küfurler edip durmuş göz altından da Asmin'e kaçamak bakışlar atmıştı.
Yol boyunca ikiside konuşmadılar lakin gizli gizli birbirlerine bakıp durdular. Okulun önüne gelince Asmin kafasını kaldırıp sevdiği adama baktı.
İci gidiyordu ama iste birsey diyemiyordu. Canina tak etmişti artık bu durum yarın doğum gününde hem hediyesini verecek hemde duygularını söyleyecek idi. Daha fazla katlanamıyordu bu duruma. Sultan hanımında sürekli Adem'e kiz bakması ise yarasını kanatıp duruyordu. Ne olucaksa artık olsundu. En azından belirsizlikten iyidir diyip kararini vermisti. Abi demek de ayrı sinirini bozuyordu zaten.
" Teşekkur ederim Adem abi bıraktığın için zahmet verdim sana " derken içinden de hay abi diyen diline Asmin sen daha abi derken nasil sevdiğini söyleyeceksin. İç sesiyle guzel kavgada etmisti.
" Önemli değil zahmet olmadı görevimiz sonuçta Asmin " derken sevdiği kızın mavi gözlerine bakıyordu biliyordu ki birazdan can verecek idi o gözlerin hayali ile. Kokusuda burnuna dolmuştu ya Adem'in bir kefeni yoktu sarınmaya.
Asmin arabadan inmeden Adem'e dönüp " Adem yarın sabah beni okula sen bırakabilir misin işin yok ise " Adem şaşırdı abi dememişti ve kaçmaya çalıştıkca kader onu bu kıza mı itiyordu anlamıyordu.
Adem alnını ovup " Leyla yengenin işi olmaz ise sabah gelirim Asmin " dedi ismini zikrederken sesinin titremesinden korkmuştu.
Asmin arabadan inmeden bir çılgınlık yapıp uzanıp Adem'i yanağından öptü ve hızlıca kapıyı açıp okula doğru koştu.Arkasından şaşkın yüzü domates gibi kızaran bir adam bırakmıştı. Adem daha ne olduğunu algılayamadan Asmin'in çoktan gitmiş olduğunü fark ettı. Ne yapmıstı az önce öyle kendisini öpüp kaçmıştı. Güldü Adem aptal ergenler gibi sırıtmaya başladı. Ulan koskoca adam liseli bir kıza gönlünü mu kaptırırdı. Kendine çok kızsada elinden birşey gelmiyordu.
Arabanin içinde son ses Cengiz Kurtoglu'ndan ilk aşkım sevgilim Liselim şarkısını açtı. Asmin'den 2 yaş büyüktü. Dışardan üniversiteyi bitirmeye çalışıyor mesleğini eline alır almaz Asmin'e açılmayı planlıyordu lakin bir tarafi da ekmek yediğin kapiya ihanet etme diyordu. Zordu Adem'in işi hatta imkansızdı oda biliyordu ama işte gönül bu söz dinlemiyordu ki.
Leyla ve Zeynep ellerinde poşetler ile mutfağa doğru giderlerken Sultan hanım ve kızlarda acele acele kahvaltıyı hazır etmişler yukarıya çikarmak için sinilere diziyorlardı.
" Kızım acele edin eksiksik birsey kalmasın haydin " dedi Sultan hanım bir yandan da öğlen ve akşam yemeği için menü hazırlıyordu. Yağız'ın en sevdiklerinden yapacaktı yine.
" Tamam annem sen merak etme herşey hazır"
"Sultan teyze iki elimizi bir papuca koyma aaaa bak şimdi aksilik olacak " dedi Zehra.
" Ana keşke Leyla ablalarda burda olsa onlar konağa gelince neşe geliyor konak daha bir güzelleşiyor valla Zeynep abla da Senem ablada çok iyi kızlar ben çok sevdim "
" Vallahi doğru diyon Sevda ikside hemen alıştılar buralara sanki burda doğup büyümüş gibiler"
" De hayde de hayde ağzınız değil eliniz işlesin " diye kızlara komut verirken Sultan hanım Leyla ve Zeynep gülerek yanlarina geldiler konuşulanları duymuşlardı ikiside. Leyla da içinde keske desede Yavuz'a içinde bir yerde hala kırgındı.
" Günaydın aşiretimin hamarat kadınları " dedi Leyla. Sultan hanım ve kızlar aniden gelen ses ile korkmuşlardı.
" Hıh Allah iyiliğini versin Leyla ödümüzü kopardın" dedi Sultan hanım bir eli ile damağını kaldırırken.
" Ya korkuttuk mu kusura bakmayın bunları bırakmaya gelmiştik" diyip elindeki poşetleri mutfak masasının üzerine bıraktı. Zeynep de bıraktı elinde ki poşeti.
" Valla korktuk Leyla abla hoşgeldiniz kaynananiz sizi seviyor annem döktürdü bu sabah Yağız abi için" dedi Sevda.
Leyla ve Zeynep güldüler kaynanaları gerçekten seviyordu kendilerini.
" Kalktı mi bizimkiler"
Zehra yanıtladı Leyla'nın sorusunu " Kalktılar abla Yade, Behram ağa, Azade hanım ve Leyal hanım oturma odasında idiler. Asmin okula gitti,Yağız abi de Berzan ile birazdan ineceğini söylemisti"
" Kızlar poşetlerde börek simit puaca var kendinize de ayırın yukarıyada getirin. Gidecek birsey varsa götürelim " dedi Leyla.
" Yok kızım siz çıkın herşey hazır kızlar getirirler " dedi Sultan hanım.
Leyla ve Zeynep yukarıya çıkarlarken Sevda ve Zehra da poşettekileri tabaklara koyuyorlardı.
Leyla ve Zeynep salonda bulunan Miroglu ailesinin yanina çiktilar.
Kapiyi tıklatıp içeri girdiler. Herkez yerinde oturmuş masanın hazırlanmasını bekliyorlardı. " oooo hoşgeldiniz güzel kizlarim buyrun " dedi Behram ağa eli ile yanlarını gösterip
" Yenge valla kaynananız sizi seviyor kahvaltıya yetiştiniz" dedi Berzan hınzır hınzır gülerken.
" Azade annem beni hep seviyor Bremin ama Zeynep'in kayınvalidesi severmi bilemiycem " diyip herkezi selamlarken Berzan'a lafını sokmuş tekli koltukda oturan Yağız 'a da ima ile bakmıştı.
" Hosgeldiniz kızlarim " Azade hanim tüm sevecenliği ile karşıladı yine gelinini ve kizi gibi gördügu Zeynep'i. Allah varya geldigi günden beri Yağiz'a çok yakıştırıyordu ama deli oğlundan korkusuna birşey diyemiyordu.
Leyla ve Zeynep Yade Zergül den başlayarak ellerini öptüler büyüklerin.
" Nasılsın bremin yaran iyi mi ağrın oluyor mu ?" Diye sordu Leyla Yağız ile kucaklaşırken.
" Yok dotmam Yaren kızları ve anamı tembihlemis herşey hastane gibi saati saatine yapılıyor. Miroğlu konağı değilde Miroğlu devlet hastanesi gibi konak kaçamıyorumda" dedi Yağız gülerek.
Zeynep de Berzan ile sarılmis sıra Yağız'a gelince elini uzatmışdı. Yağız kendisine uzatılan eli hemen sıktı özlemişti eli maşalısını.
Kızlar da bu arada masayı hazır etmişlerdi. Behram ağa nin " haydin masaya" demesi ile herkez yerinden kalktı.
Masaya geçip otururlarken börekleride kizlar servis tabaklarina koymuşlar getirdiler.
" Off off Yengem borek mi getirdin sen ya supersin valla" Berzan'in hayatı boğazı uzerine kurulmuştu sanki dünyayı yese doymuyordu genç adam.