Sen baharsan bende yazım
Başkasına geçmez nazım yar.
Beni sensiz çalamzsin
Sen mızrapsan bende sazım yar.
Dağlarına kar olurum yar,
Aşkına bahar olurum yar,
İster isen yar olurum yar olurum
Yar olurum yar....
Ağaç olsan dal olurum
Çicek olsan bal olurum yar.
Gurbet olsan yol olurum
Beni senden alamazsın yar....
Dağlarına kar olurum yar,
Aşkına bahar olurum yar,
İster isen yar olurum
Yar olurum yar...
Sen zirvesin bende bulut
Al beni koynunda uyut yar.
Bilki senden vazgeçemem
Sende bensizliği unut yar.....
Kendi kendine mırıldandığı türküyü Leyla gözleri dolu dolu dinledi. İlk defa Yavuz'u böyle içli içli türkü söylerken görmüştü. Aşk ağlatır dert söyletir diye boşuna dememişlerdi. Yavuz sigarasını söndürüp arkasını döndü. Kapının girişinde duran kendisine bakan Leyla'yı görünce afalladı. Beklemiyordu onu burda görmeyi kafasını kapı pervazına yaşlamış kollarını göğsünde bağlamış öylece bakıyordu. Hiçbirşey demedi Yavuz az önce ki duydukları yeterli olmuştu üzerine birşey demeye gerek yoktu artık. Madem Leyla ondan bu denli rahatsızdı uzak duracaktı artık.
Yavaşça yürümeye başladı yanından geçerken yüzüne bile bakmadı niye geldin bile demedi. Leyla yanından sessizce giden adamın kolundan tuttu. Yavuz durmak zorunda kaldı ama ne Leyla'ya geri döndü nede kolunu çekti sadece bekledi.
" Yavuz gitmesen konuşsak biraz " Leyla'nın sesi öyle masum çıkmıştı ki, Yavuz dayanamayıp dönecekti. Ama yapmadı bu defa guru izin vermedi.
" Konuşacak birşey yok Leyle boşu boşuna ne ben yorulayım nede sen üzül. Ben duymam gerekeni duydum sende kendini üzme artık " diyerek kolunu çekip gitti. Leyla'nın yüreği yandı kalbi birkez daha kırıldı. Yanlıs anlamıştı işte kendıni bir süre arkasından ağladı içli içli.
Yavuz önce yatak odasına uğrayip bir yastık bir nevresim ve battaniye alıp çıktı çalişma odasına gidip kanepeye nevresimi serdi yastığı koydu kanepeye uzanıp üzerine getirdiği battaniyeyi örttü gitmeyecekti odaya. En dogrusunun böyle olması gerektiğini düşünüyor kendini buna inandırıyordu. Leyla odaya geldiğinde Yavuz'u görmeyince gelmeyeceğini anladı. Üzgünce girdi odaya dolaptan üzerine yatak pijaması alıp banyoya girdi rutin işlerini halledip üzerini değiştirip çıktı. Yorgundu uyuması gerekiyordu yatağa kendi tarafına geçip uzandı. İçinden bir umut Yavuz'un gelebilleceği hissi vardı. Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyordu sağa döndü sola döndü uyuyamadı. İki gecede Yavuz'un sıcak kollarına ve kokusuma alışmıştı. Üstelik gece aniden bastıran yağmur ve gök gürültüsü ve şimşek korkmasına sebep oluyor idi. Duramadı daha fazla yatakdan kalktı uzerine uzun hırkasını geçirdi ev doğalgazlı idi ama dışarısı buz gibi idi. Eline çift kişilik pike alıp çalişma odasının yolunu tuttu.
Yağmurdan kaçmak için koşarak gelmişti odanın önüne. Kapıyı yavaşça açtı içeri kedi gibi girdi. Yavuz arkası dönük bir biçimde uyuyordu . Leyla arkasına girip kedi gibi kıvrıldı Yavuz geri dönüp baktığında kokusundan Leyla olduğunu anladı.
" Ne yapıyorsun sen burda " Leyla utancında kızarsa da gerçeği itiraf etti.
" Yalnız korktum odada hava yağıyor şimşek çakıyor, gök gürlüyor. Sende yoksun gelmedin korktum bende sana geldim " dedi küçük bir kız çocuğu gibi idi şu an. Yavuz sabır dileyip yan döndü kendisine bakan bir çift kehribar göz ile karşı karşıya kaldı. Battaniyeyi yüzünün yarısına kadar çekmişti Leyla utancından gözleri gözüküyordu sadece.
Yavuz gülse mi gülmese mi bilemedi çocuk gibiydi karısı " Kalk buraya sığamayız odaya gidelim sen uyuyana kadar beklerim ben" Leyla masum masum bakıp gozlerini kırpıştırdı.
" Sen uyumayacakmısın ? Beni bırakıp gidecek misin " diye sordu. Yavuz'un o bakışlara içi gitti o an Leyla'yı böyle içine sokası geldi. Yine dayanamadı güldü bıyık altından.
" Kalk hadi Leyle kalk gidip odaya uyuyalım" Dedi ama Leyla mayısmıstı kedi gibi Yavuz'un yanına.
" Gitmesek olmaz mı? Çok uykum var benim " Yavuz iyice kendisine sokulan kadınla yüzündeki tebessüm kocaman oldu kolunu açıp gel başımın belası gel " diyerek Leyla'yı göğsüne çekti. Leyla da dünden razı idi. Kafasını göğsüne koyup sığındı güvenli limanına.
Yavuz'un bir eli sırtinda bir eli saçlarında idi. Leyla huzurlu uykusuna dalarken " Seni çok seviyorum Yavuz ne olur beni bırakma" sayıklayarak uykuya daldı. Kollarında ki adamın kalbine indirecek sözler edip. Yavuz'un kalp atışı hızlandı nabzı yükseldi. Bir kaç saat onceki duyduklarının ardından bu itiraf yüreğine ilaç gibi geldi. Kanayan yarasına merhem olup şifa verdi.
" Bende seni çok seviyorum Efuli bir daha seni asla bırakmam " diyerek oda gözlerini kapattı.
Sabah günün ilk ışıkları ile uyandı Senem pek uyuduğu da söylenemezdi. Tahir'i düşünmekten gözüne uyku girmemişti. Ona haksızlik ettiğini biliyordu ama ailesi ile arasına girmekte istemiyordu. Ailesiz olmak, kalmak nedir en iyi Senem biliyordu. Bu düşünceler ile yatakdan kalktı öncw yatağını düzeltti sonra banyoya gidip rutin işlerini halledip elini yüzünu yıkayıp çıkti banyodan üzerine siyah bol kesim bir kot pantolun üzeri e siyah çizgili boğazlı örme bir kazak giydi. Saçlarını tarayip at kuyruğu yaptı. Yüzüne çok hafif belli belirsiz bir makyaj yaptı. Hazır olunca telefonunu alıp odadan çıktı. Zeynep hala uyuyor idi gece geç yatmıştı.
Senem sessizce mutfağa gitti önce ocağı yakıp üzerine çay suyu koydu. Daha sonra dolapta kahvaltılıkları çıkarıp eksik olanlari tamamladı ve tepsiye dizdi. Sonra küçuk bir kap alıp krep içi malzemeleri çıkardı. Sıvı bir hamur karışımı yaptı krep tavasını ocağın üzerine koyup ısıttı hafif yağlayıp hazırdağı harçtan üzerine döktü. Elinde daire şeklinde çevirip etrafına dağılmasını sağladı. Bu islemi kaba hazırladıği krep hamuru bitene kadar devam ettirdi.
Leyla huzur veren kolların arasında hala uyuyordu. Yavuz uyandığında burnuna dolan gül kokusunu içine çekti. Huzur ne deseler Leyla derdi. Eli ile saçlarını sevip alnına dudaklarını bastırdı. Leyla alnına değen dudaklar ile gözlerini açtı. Yavuz ile göz göze burun buruna gelmesi ile bir hışım kalkmaya çalışırken kanepeden düştü. Yavuz ne olduğunu anlayamadan yere düşen Leyla ile birlikte gür bir kahkaha attı.
İnsan sabaha böyle bir manzara ile uyanırmıydı hayır ama Leyla ise karşısında ki uyanırdı. Gülmesine engel olamıyordu Leyla ise sinirli sinirli ona bakıyordu. Ne vardi bu kadar gülecek insan elinden tutar yardim ederdi ama Yavuz bey anca gülsündü.
"Gülme " diye uyardi ama Yavuz kendini durduramıyordu. Leyla, ya güleceğim derken dengesini kaybedip oda kanepeden yere düştü.
Yavuz yere düşünce bu defa Leyla gülmeye başladı. İkiside birbirine bakıp deli gibi kahkaha atıyorlardı. Kahkahaları ta dısariya kadar duyuluyordu. Azade hanım sesin olduğu yere merakla geldi. Camdan gördüğü görüntü ile oda gülmeye başladı. Hemen ordan uzaklaşıp Leyal hanım ve kayınvalidesinin yanına oturma odasına gitti.
" Ana , Leyal neler olmuş neler" deyip yanlarına gelip gördüklerini anlattı.
" Ben size dedim zaman onlara iyi geliciğ" derken Yade Zergül de gülüyordu. Üç kadında dua ettiler Leyla ve Yavuz için.
Yavuz gülmesini durdurup ayağa kalktı Leyla'ya elini uzattı oda kalkınca beraber odayı toparladılar. Sonra yukarı odaya çıktılar ama hala sessiz sessiz gülüyorlardı hallerine.
" Banyoya girecek misin? " Diye sordu Yavuz. Leyla kafasını hayır anlamında sağa sola salladı. Yavuz dolaptan iç çamasırı ve kıyafet alıp banyoya girdi. Eline Yaren'in verdiği su geçirmez bantdan sarmıştı dikişler su almasın diye . Leyla Yavuz banyoda iken hemen üzerini değiştirdi. Saçını tarayıp yanlardan birer tutam alıp arkadan bağladı geriye kalanı serbest bıraktı. Parfümünü sıktı yüzüne nemlendirici kremini sürdü. Bu sırada Yavuz da banyoda giyinmiş çıkmıştı. Göz göze geldiler ikisinin de içinde bugün farklı duygular vardı. Biri bir adım atsa diğeri koşarak gidecekti. Leyla bakışlarını çekip kirli kiyafetleri sepete koymak için banyoya girdi. Yavuz da saçını kurutup şekil verdi parfümünü sıktı. Saatini ve yüzüğünü taktı. Alyans kullanmıyordu aile yadigarı yüzüğünü takıyordu.
Cüzdanını alıp cebine koydu en son telefonunu eline aldı odaya gidip takımın ceketini giydi hazırdı aşağıya inebilirdi.
Senem mutfakda eksik varmı diye bakarken Leyla girdi içeriye " Oo kuzum günaydın bunları sen mi yaptın" dedi hazır olan tepsiye bakarken. Gözleri bayram etti herşey çok güzel gözüküyordu.
Sahanda melemen , krep, haşlanmiş yumurta, omlet , domates,salatalık, bal çeşit çeşit reçel, tereyağ, kaymak yeşil, siyah zeytin, yok yoktu bir kuş sütü eksik derler ya öyleydi.
" Günaydın bebeğim işte elimden geldiğince yaptım birşeyler umarım beğenirsiniz " dedi el lezzetine güveniyordu ama her yörenin kendine has bir yemek düzeni vardı. Senem yurtta ve çalıştığı kafelerde ne gördü ise öyle kahvaltı hazırladı. Onun bir annesi yoktu yemek öğretecek.
" Sen özenerek yapmışsın neden beğenmeyelim ellerin dert görmesin çiçeğim o zaman hadi masayı hazırlayalım" diyerek eline aldığı tepsi ile yukarıya çıktı Leyla. Senem de çaydanlıkları aldı yukarı çıktı. Odaya girdiklerinde ikiside " Günaydın" diyerek ellerindekileri bıraktılar masanın üzerine.
Masayı hazırladılar hızlıca Yade Zergül , Azade hanım ve , Leyal hanım hayranlıkla izliyorlardı iki genç kadını.
Leyla antiremanlı idi ama Senem'i ilk defa gördüler. " Bu sabahki kahvaltı Senem'den " dedi Leyla gururla. Senem utanmıstı içini bir heyecan kapladı. Ya beğenmezlerse diye de korkuyordu.
" Ellerine sağlık kızım maşallah neler yapmışsın öyle " deyince Azade hanım Senem utandı. Leyal hanımda beğenilerini dile getirdi.
" Maşallah kızıma yenge hem hamarat hem becerikli" dedi.
Yaren ve Zeynep girdiler odaya birbilerine sarılmıs bir biçimde onların ardından Asmin ve Berzan girdi odaya.
" Ooo bu sabah kız kahvaltısı edeceğiz desene Leyla'm. Yaren hanim gör gör daha senin elinden bir kahvaltı edemedik" diyerek hayıflandı Behram ağa. Yaren babasına inanamaz gözler ile baktı. Kaç defa Leyla ile yemek hazırlamışlardı.
" Aşk olsun baba kaç defa girdim mutfağa " dedi ama Behram ağa da hazır cevapdı alta kalmazdı.
" Ooo Leyla ya yardim ettiklerini saymıyoruz hanımefendi" Yaren sinir olmuştu şu an hayır tamam Leyla ile beraber yapmışlardı ama onunda emeği vardı sonuçta.
" Amcacım çiceğimin hakkını yedirmem eli lezzetlidir benim görümcemin" diyerek savunmaya geçmişti Leyla.
Bölüm sonuna geldik. Şu kelime sayısını aşamadik.