Burak arkasını dönüp giderken, yan karakterlerimiz devreye girdi. Burak’ın en yakın dostu ve hastanenin neşesi Dr. Mert, manzarayı görünce kahkahayı bastı. 👨⚕️😂
"Ooo Burak! Yeni tarzın harika olmuş, kayısılı cerrah modeli mi bu?"
Burak, Mert'e öldürücü bir bakış attı. "Sus Mert. Eğer o kız benim katıma gelirse, istifamı veririm."
O sırada başhemşire Nermin Hanım, elinde dosyalarla Hande’nin yanına geldi. "Hande kızım, hoş geldin! Seni Burak Bey’in asistanlığına verdik, hadi hemen hazırlan."
Hande’nin gözleri fal taşı gibi açıldı. "Nermin Hanım, az önce adamın üzerine meyve suyu boşalttım. Beni asistanı değil, kurbanı olarak istiyor olabilir mi?" 😱
Mesai bitiminde Burak, Hande’yi odasına çağırdı. Masa lambasının ışığında bakışları daha da sertleşmişti. Hande içeri "pıt pıt" adımlarla, suçlu bir kedi gibi girdi. 🐱
"Bak Işık," dedi Burak masaya yaslanarak. "Burası bir oyun parkı değil. Burası Buca’nın en yoğun hastanesi. Senin bu neşen ve sakarlığın insanı yorar."
Hande bir adım yaklaştı. Gülümsemesi hala yüzündeydi. "Doktor Bey, siz çok yorulmuşsunuz. Hayat sadece ameliyat ve disiplin değil ki. Bakın, dışarıda İzmir akşamı var, Şirinyer’de mis gibi kokoreç kokusu var... Biraz gülümsemek kalbe iyi gelir, tıp kitaplarında yazmaz ama öyledir." 😊🌸
Burak, kızın gözlerindeki o saf neşeye baktığında bir an duraksadı. O buz dağı ilk kez küçük bir çatlak verdi. Ama hemen kendini topladı.
"Çık dışarı Işık. Yarın sabah 07:00'de burada ol. Ve lütfen... yanında patlayıcı bir madde ya da sıvı bir şey getirme." ☝️🚫
Hande kapıdan çıkarken göz kırptı. "Söz veremem Doktor Bey! Sakarlık benim göbek adım!"
Hande koridorda neşeyle sekerek uzaklaşırken, Burak arkasından bakıp farkında olmadan hafifçe gülümsedi. Buca hastanesi, bu ikiliyle daha çok maceraya gebeydi. 🏥❤️✨