Fuat Zeliha beni tekerlekli sandalyeyle banyoya doğru sürüklerken bir yandan söyleniyordu, bir yandan nefes nefese kalmıştı. “İnsan biraz hafif olur… Taş mı yiyorsunuz siz?” “Kas bu kas. Sen bilmezsin.” “Kas dediğin şey böyle olmaz. Anlaşıldı size oturmak yaramamış. Spora başlamanız lazım!” “Sakatım kadın ben nasıl spor yapabilirim?” “Maşallah sizde her boku sakatlığınıza bağlamaktan çok memnunsunuz.” “Ne alaka be!” Kapı kapanınca yankı daha belirgin oldu. Zeliha’nın elinin sandalyemin tutacağında hafif titrediğini hissettim. “Bundan emin misininiz? Bak sadece yardım amaçlı. Sonra ‘beni taciz ediyor’ diye bağırmayın.” “Bir kez daha söylüyorum,” dedim sakin sakin, “beni banyoya götür, sonra çekil. Gerisini kendim hallederim.” “Ben yine de kapıda beklerim.” “Niye?” “Düşersi

