HİNDİSTAN’DA BİR ŞEY VAR (2. BÖLÜM)

1054 Words
Karşısında duran eski bir kiliseydi. Her yeri yıkık dökük durumda bir kilise. Maelyn kilisenin kırılmış büyük kapısından içeri koşarak girdi. Aydınlıktan karanlığa girmiş olmanın verdiği durumla önce çok görmese de saniyeler sonra her şeyi net olarak görmeye başladı. Sağda ve solda verilen kavga sonucu parçalara ayrılmış tahta oturaklar, ona sırtı dönük halde biraz eğik ve kavgaya hazır Sam ve pederin eski taş kürsüsünün önünde duran kara bir gölge, hemen onun arkasında ise altın rengi bir kupa. Maelyn daha sorgulamadan şeytan demirini çıkartarak gölgeye doğru koşmaya başladı, tam Sam’in yanından geçerken bir anda Sam’in onu tutması ile yerinde kalıverdi. Sam’in gücü tıpkı bir havanınki kadardı. Hızla gelen Maelyn’i bir kerede öyle durdurmasının başka hiçbir açıklaması yoktu. “Çok tehlikeli, beraber yapalım.” Maelyn bir an yüzünü Sam’eçevirdi, yüzü tamamen kan ile kaplıydı. “Ne oldu sana böyle sam!” dedi Maelyn hiddet ile. Koruduğu ve aynı zamanda kuzeni olan kişiye verilen bu zarar karşısında Maelyn iyice deliye döndü. “Burada çok güçsüzüm Maelyn ama bir planım var.” Sam ve Maelyn birkaç saniye birbirlerine baktı. Sam Maelyn in sol kolunu tuttu ve elinden bıçağı alarak Maelyn in bileğine bir kesik attı. Tüm bunlar olurken Maelyn acıyı umursamıyor sadece gölgeye bakıyordu. Fakat yine içinde bir yerlerde bir huzursuzluk vardı. Maelyn, Sam kan büyüsü için hazırlanırken gölgenin ona ulaşmaması için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. Gölge bir anda Sam’e doğru hamle yaptığında Maelyn tarikatın öğretilerini kullanarak gölgeyi bir nebze de olsa geri itebiliyordu. Ama garip olan şey gölgenin sadece Sam’e saldırıyor olmasıydı. Oysaki Sam büyü için hazırlanırken, gölge ise nesneyi kullanabilir ve kilidi kırabilirdi, bunun için bol vakti vardı. İşte tam bu düşünceler Maelyn’in kafasından geçerken Maelyn tekrar Sam’in sesi ile kendine geldi, “Gözlerini ve kulaklarını kapat.” Sam’in emri açık ve netti. Maelyn son anda gözlerini gölgeden kaçırdı ve henüz kolunu bırakmış olan Sam’e doğru baktı. Sam boynundan çıkardığı haçı iki elinin arasına almış dik bir vaziyette dururken parmak uçları ise alnına değiyordu, aynı zamanda Maelyn in anlayamadığı dilden kelimeler ağzından çıkmaya başladı. Maelyn gözlerini ve kulaklarını kapattığı anda büyük bir çığlık ve patlama sesi duydu. Birkaç saniye sonra gözlerini tekrar açtığında Sam’i nesneye doğru yürürken gördü, gölge artık ortalarda yoktu. “Onu yok mu ettin sam?” dedi Maelyn merakla. Sam’in cevabı ise çabuk oldu, “Yok edilebilir mi bilmiyorum Maelyn. Tek bildiğim buradan sadece birkaç saat uzaklıkta olduğu, onu anca o kadar uzağa kovabildim.” Sam biraz daha ilerledi ve altın renkli kadehi eline aldı. “Demek buymuş, Lucifer’in dokunduğu bir nesne olduğu çok bariz... Çok güçlü...” Maelyn bir anda Sam’e bağırdı “Sam! Yok et artık şunu.” Sam bir an duraksadı ve kadehe baktı, “Evet, elbette yok edeceğim Maelyn.” Sam kadehi tekrar taş kürsüye koydu ve iki eliyle yanlarından tuttu. Dakikalar sonra kadeh önce parladı ve sonra da yok olup gitti. Geriye sadece toz kalmıştı. “Demek buymuş, bu kadar kolaymış...” Sam yüzünü Maelyn e döndü, “İnanır mısın Maelyn ben de bu kadar kolay olmasını beklemiyordum.” Sam bir an gülümsedi ve kafasını artık yerinde olmayan tavana çevirdi, derin bir nefes aldı, “Hadi gidelim buradan Maelyn.” Sam Maelyn’in yanına kadar yürüdü, Maelyn’in yanına vardığında Maelyn onu sıkıca tuttu ve beraber eski kiliseden dışarı çıktılar. “Ee Sam? Şimdi ne yapıyoruz?” dedi Maelyn, kirpiklerine kadar toz içindeydi. “Sanırım Lucifer’ın diğer nesnenin yerini söylemesini beklemeliyiz.”   Bağırıp çağıran polis sirenleri ve itfaiyenin arasından topallayarak çıktılar. Bir taksi bularak oradan hemen uzaklaştılar. Tekrar otele döndükten sonra sıcak bir banyo yaparak ikisi de birkaç gün dinlendi. Üç gün sonra otel odalarının kapısı bir gece ansızın çalmaya başladı, gelen Lucifer idi...   Kapıyı Maelyn açtı, Lucifer’ı karşısında gördüğünde tekrardan bembeyaz olmuştu. Lucifer pis bir sırıtma ile şapkasının ucundan tutarak Maelyn'i selamladı. “Girebilir miyim?” gülüşü dünya üzerindeki en berbat gülüş olabilirdi. Hemen ardından Sam Maelyn’in ardından gelerek kapıyı sonuna kadar açtı. “İçeri gelebilirsin.” Lucifer Maelyn’in gözlerinin içine bakarak yanından geçti, saniyeler sonra Sam ole konuşmaya başladılar.   Lucifer; “Ee Sam, bana iyi haberlerinizin olduğunu söyle! Onu yapmak istediği şeyden uzak tutabildiniz mi?”   Sam; “Evet çok geç olmadan onu engellemeyi başardım ama Maelyn olmasaydı bu imkânsız olurdu.”   Lucifer; “Bak sen şu işe, demek koruyucun sonunda ilk vazifesini yerine getirebildi!”   Sam ve Lucifer'ın sanki Maelyn orada değilmiş gibi konuşmaları Maelyn’in canını sıkmıştı.   Sam; “İnan bana Lucifer Maelyn orada gereğinden fazla fedakârlık gösterdi.”   Lucifer Maelyn’i baştan aşağıya süzerken bileğindeki kesiği fark etti. Bunu anlayan Maelyn hemen bileğini diğer eliyle sakladı.   Lucifer; “Demek sana öğrettiğin kan büyüsünü kullandın, ama bundan nasıl emin olabildin ki? Yoksa ona sordum mu Sam! Doğruyu söyle!”   Cümlesinin ardından Lucifer tekrardan pis bir kahkaha attı.   Sam; “Tabiikide sormadım! O benim kuzenim, ona böyle bir şeyi asla sormam! Tamamen şans eseriydi.”   Maelyn ikisinin neden bahsettiğinden haberi bile yoktu, merak içinde ne konuştuklarını anlamaya çalıştı.   Lucifer; “Böyle şeyleri şans eseri yapmamalısın Sam! Bakire büyüsü hafife alınacak bir şey değildir! Sana büyüyü öğretirken bunu üstüne basarak söylemiştim! Orada yok olup tekrar karan- yani yok olabilirdin!”   Ne hakkında konuştuklarını anladığında Maelyn utancından ve aynı zamanda kızgınlığından kıpkırmızı oldu. O an orayı terk etmek istedi, Sam'i ve Lucifer’ı tamamen ardında bırakarak oradan gitmek istedi. Fakat yemini onu böyle bir şey yapmaktan alıkoyuyordu. Fakat Sam Maelyn'in neler hissettiğini önemsemeyecek kadar bencildi, en azından Maelyn o gece bunu anlamıştı... Yine de sessizliğini koruyarak onları dinlemeye devam etti.   Lucifer; “Peki ya nesne? Onunla ilgilenebildin mi?”   Sam; “Tıpkı konuştuğumuz gibi o işi hallettim Lucifer, geriye sadece dört tane kaldı. Onları da bulduğumda seninle olan işim sonsuza dek bitmiş olacak.”   Lucifer; “Ya diğeri?”   Sam; “Yıllar içinde çok daha fazla güçlenmiş. Bu kadar güçlü bir büyü ile bile onu ancak birkaç saat uzaklığa yollayabildim, yok etmek için bundan daha fazlası gerekecek!”   Lucifer; “Merak etme Sam! Her şey sona erdiğinde onun gibi yüzlercesini bir kerede yok edecek güce sahip olacaksın!”   Tam bu sırada Maelyn muhabbetlerinin arasına girdi.   Maelyn; “Peki bu nasıl olacakmış? Kimse işin içinde abuk subuk bir hile olmadan bu kadar güçlenmez! Sam kendini toparla ve onun laflarına aldanma! O kötülüğün ve yalanların efendisidir! Lucifer, eğer benim korumakla yükümlü olduğum kişiye en ufak zarar vermeye çalışırsan ucunda ölüm olsa dahi seninle sonuna kadar çarpışırım! Ve sanma ki ölümüm senin için bir son olur! Cehennemin alevlerinden seni avlamak için tekrar doğarım!”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD