Yabancı

833 Words
Sesi bile beni anında olduğum yere çivilemeye yetmişti. Adımı biliyordu. Tıpkı restoran müdürü gibi o da adımı sanki hep söylediği bir isimmişçesine rahatlıkla söylemişti. Avucuma bakarak kaldırımın ortasında dikiliyordum. Derin bir nefes alıp bu sefer ona bakmak için arkamı döndüm. Göğsümde başlayan sıcaklık dalgasının yüzüme ulaşmasının pek fazla zaman almadığının farkındaydım. Hiç tanımadığım bir adamdan utanmaktan öte Franke'nin sözlerini hatırlayınca böyle olduğunu sanıyordum. Başımı kaldırdığımda kısık gözlerini bana diktiğini gördüm. Karşımdaki oydu. Dün sabah kafede yanımda oturan, şapkalı esrarengiz adamdı. Ama dünkünden epey farklı bir görüntüsü vardı. Uzundu ve heybetliydi. Üzerine omuzlarına tam oturan lacivert bir takım elbise, içine de görüntüsünü tamamlayan beyaz bir gömlek giymişti. Tam bir zengin iş adamı gibi görünüyordu. Franke haklıydı; o yakışıklıydı hatta kabul edilebilir şekilde daha da fazlasıydı. "Laila." Adımı bir kez de yüzüme karşı söylerken takındığı otoriter ses tonu içimi titretti. Gözlerini benimkilere hiç çekinmeden dikmişti. "Merhaba," diyerek ona doğru adımlarken gözlerimi kaçırmadan onu izlemeye çabaladım. Ona bakarken bir ara gözüm dünden hatırladığım iri yarı korumasına kaydı; etrafı pür dikkat kolaçan ediyordu. Koruma sayısı ise artmış; üçe çıkmıştı ve hepsi de birbirlerine benziyor gibiydiler. Bu kadar korunmasını gerektirecek ne gibi bir iş yapıyordu, merak ettim. Lafı dolandırmadan, "İşle ilgili bir sıkıntı olmadı değil mi?" diye sordu. "Siz benim ismimi biliyorsunuz ama sizinle hala tanışmış değiliz," dedim sorusuna cevap vermeden önce. Bunu söylerken bir miktar kızgın gibi göründüğümü biliyordum; sanki ona hesap sorar gibiydim, biraz da utanmıştım ama lafımın geri dönüşü olmadığını bildiğimden susup onun konuşmasını bekledim. Sadece bana dudağının kenarıyla gülümsemekle yetindi. Ukala görünmek istememiştim ama yaptığım tam olarak buydu. Bir adım atıp bana daha da yaklaştı ve elini uzattı. "Haklısın, Laila. Tanışmadık. Ben Mario Rossino," diye katıksız bir özgüvenle adını söyledi. Kuzgunu andıran siyahlıktaki saçları arkaya doğru taranmış, ciddi yüz ifadesinde sanki bütüne ait değilmişçesine muzipçe bakan gözleriyle İtalyan kanı taşıdığını kanıtlar gibiydi. Tahmin ettiğim kişi olduğundan bir saniye bile şüphe etmemiştim ama onun gibi fazla işi başından aşkın, önemli birinin bana iş imkânı sağlayıp üstüne adımı biliyor olması şaşırtıcıydı. Biraz önce içeride soramadığım soruyu ona sormaya karar verdim. "Adımı nasıl biliyorsunuz? Dün söylediğimi pek sanmıyorum," diyerek cevabının ne olacağını merakla beklemeye başladım. Omuzlarımda pek alışık olmadığım bir gerginlik vardı. Vücudumu kullanmasını onu kontrol etmesini iyi biliyordum. Yıllardır bunun için eğitiliyordum ama bu adamın karşısında alışık olmadığım şekilde tuhaf bir gerginlik baş göstermişti. "Aslında, arkadaşın telefonda konuşurken sesi bayağı yüksekti. Ondan duydum," dedi gülümseyerek. Tuhaf ve güven yayan gülümsemesi sadece ona özgü görünüyordu. "Sahiden mi?" Koyu renk gözlerini üzerimde gezdirirken yavaşça başını salladı. "Ama sen benim soruma hala cevap vermedin!" diye atıldı. "Ah, üzgünüm! Bay Carlos'la konuştuk. Gayet makul çalışma saatleriniz var. Benim için uygun bir iş. Ve işe alındım," diyerek utangaçça gülümsedim. " Ayrıca size de teşekkür etmek isterim. Benim için çok önemliydi bu işe girebilmek." Ona bakmaya devam edebilmek için kendimi zorladım. Bana neler oluyordu böyle? "Önemli değil. Sadece işinden memnun olmanı istiyorum." "Umarım öyle olur." "Güzel! Her şeyin yolunda olmasına sevindim," dedi. Gayet içten görünüyordu. Tüm çalışanlarına bu şekilde ilgiyle mi yaklaşıyordu o an bilmek istedim ama çenemi kapalı tuttum. Soru sormak bir yana yanında nefes almak bile zordu. "Gitmeliyim. Sonra görüşürüz," dedikten sonra hızla arkasını döndü ve biraz önce benim çıktığım kapıdan o ve ardından da korumaları içeri girdiler. Ben de arkamı döndüm ve yol boyunca ağır adımlarla ilerlemeye başladım. "Aman Tanrım!" diye fısıldadım kendi kendime. Resmen onun o havası, kendinden emin duruşu karşısında dehşete kapılmıştım. Alt tarafı bir adamdı; tamam kabul etmeliydim; etkileyici, çok yakışıklı bir adamdı ama sonuçta patronum olacaktı. Böyle saçma sapan şeyler düşünmemeliydim yoksa bu iş benim başıma dert açardı. Ben böyle duygular hissetmeyeli uzun zaman olmuştu; o zamanlar daha çocuk sayılırdım zaten. Sadece bu adamın görüntüsünden etkilenmiş olmalıydım. Kendi kendime bunun sırf bu yüzden olduğunu söyleyerek rahatlamaya çalıştım. Şimdi onunla biraz önceki tanışma anımızı düşünmek bile istemediğim ama yine de hoşuma giden bir sıcaklığın karnıma yayılmasına neden oluyordu. Sonra hem biraz sakinleşmek hem de kendimi şımartmak için bir kahve içmem gerektiğine karar verdim. İşe girişimi tek başıma da olsa kutlamalıydım. Ayaklarımın beni dün iş bulmama vesile olan kafeye götürmeleri ise belli ki tesadüf değildi. Dünküne göre tenha olan kafede oturacak yer bulmak daha kolay olmuştu. Sandalyeme yerleşir yerleşmez çantamdan telefonumu çıkardım ve Franke'ye işe alındığıma dair kısa bir mesaj attım. Cevabı anında geldi. "Çok sevindim. Akşama bunu kutluyoruz öyleyse! Hemen bahanelerini sakla!" Kendi kendime gülümsedim. "Ne yapmak istiyorsun?" diye yazdım. "İçmek. Dans etmek. Bilirsin; senin pek yapmadığın şeyler:)" "Tamam, söz. Ama haftasonunu beklemen gerekiyor. Bu akşam işe başlıyorum." "Bu ne hız!" Mesajının ardından hemen bir tane daha geldi. "Mario'yu gördün mü peki!!!!" Tanrım bu kız çıldırmış olmalıydı. Ona kısa bir cevap attım ve bu konuyu kapatmasını umdum. "Evet." Telefonum aniden elimde çalmaya başlayınca gözlerimi sıkıca yumdum ve içimden keşke ona cevap vermeseydim diye geçirdim. Merak ettiği şeylerin hiç birine verilecek cevabım yoktu. Onunla sadece yol üstünde bir dakika konuştuğumuzu söyleyince ise hüsrana uğramıştı. Gülüyordum çünkü bu konuyla tıpkı küçük bir çocuğunki gibi hevesle ilgilenmesi komikti. Onu geçiştirip, telefonu kapattığımda kendimi daha düzgün düşünür bulabilmiştim. Artık daha sakindim. Ta ki kafenin kapısından girenin kim olduğunu görene kadar...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD