25

2681 Words
Hızla iyileşen yazarınızdan selamlar. Dualarınız sayesin de sanırım yanıklarım hızla iyileşiyor. İyi ki varsınız :) && Alaz kafasını masaya dayamış kendi kendine şarkı mırıldanırken Azranın önüne fırlattığı dosya ile irkilerek başını kaldırdı. " Ne oldu ?" Azra tek kaşını kaldırarak " Toplantı saati geldi Alaz Bey " dediğin de Alaz başını sallayarak ayağa kalktı. Üzerini düzeltip önüne koyulan dosyayı alıp Azra ile asansöre yöneldi. Her ay başı toplantı yapılıyordu ve Alaz buna ilk defa katılacaktı. Azra asansör düğmesine basarken " Ekin nasıl ?" diye sorduğunda Alaz yüzünde oluşan gülümsemenin farkın da olmadan cevap verdi. " İyi. Evde o da. Sana anlatmıştım. Sabahları ders veriyor. Ama sanırım bu saate kadar bitmiş olması lazım. " Azra da aynı gülümseme ile " Valla eşinizi çok sevdim Alaz bey . Onunla dışarıda da görüşmek isterim. " dedi. Alaz kızı onaylarken düşüncelere daldı. Davet gecesinin üzerinden bir hafta geçmişti. Ekin o günden beri biraz tuhaf davranıyordu ama onun haricin de her şey normaldi. Fazla normaldi. Sabahları kalkıyor ve her sabah Ekine günaydın öpücüğü veriyordu. Evet bir de bu vardı. Bunu kendisi başlatmıştı. Bilerek yapmamıştı. Birden olmuştu ve çok doğal gelmişti. Her sabah Alazın dudakları Ekinin yumuşacık yanaklarına değiyor ve Alazın içinde bir şeyler kopuyordu. Ekin de bu öpücüğe karşı gelmemiş herhangi bir tepki göstermemişti. Bu Alazın işine gelmişti . Çünkü neredeyse bir aydır güzel bir kadınla aynı evde yaşıyordu ve onunla herhangi bir yatak aktivitesi yapmıyordu. Alaz bir erkekti ve bu onun için gün geçtikçe zor olmaya başlıyordu. Üstelik kadının koynunda uyumanın zevkine bir kez varmışken Alaz kesinlikle iyi dayanıyordu. Bu ufak öpücükler ise bir nevi ağıza bir parmak bal çalmak gibiydi. Sabahları beraber kahvaltı yapıp işe gelen Alaz bütün günü düşmanın inin de geçiriyor ve akşam yine Ekine gidiyordu. Onu her akşam kapıda karşılayan Ekine içi giden Alaz derin nefesler ile eve giriyor ve yine beraber yemek yiyor , uykuları gelene kadar sohbet ediyor, televizyon izliyor ya da beraber sessizce terasların da manzarayı izliyorlardı. Onunla sessizlik bile güzeldi. Yatma saati gelince ise Ekin kendi odasına Alaz kendi odasına gidiyordu. Bu saat gelene kadar kendini gerçekten evli gibi hisseden Alaz yatağına tek başına girdiği an dan itibaren düşünceler beynini istila ediyordu. Ekin ile ilgili olan bu düşüncelerin sonu Alazı hem korkutuyor hem de yeni heyecanlara sürüklüyordu. Heyecanlanıyordu çünkü Ekini ilk gördüğünden beri beğeniyordu ve ara da onunla flört etmek kendisini iyi hissettiriyordu. Bazen Ekinden aldığı ufak karşılıklar ise kendisinin de beğenildiği hissini veriyor ve mutlu oluyordu. Ama korkuyordu çünkü Sevda kadınlara olan güvenini alıp götürmüştü. Ama Ekin bu güvensizliği ezip geçiyordu. Korkuyordu çünkü Ekin de yaralı bir kadındı. İkisi bir araya geldiğinde nasıl bir ilişki ortaya çıkar emin olamıyordu. " Ohoo daldınız gittiniz Alaz Bey ama siz " Azranın sesi ile kendisine gelen Alaz silkinerek Azraya baktı. Son günler de Ekinle ilgili düşüncelere çok fazla dalıyordu. Omzunu silkerek " Karımı düşünüyordum" dedi. Azra gülerek " Karım da karım diyorsunuz yani " dediğin de Alaz da onu katılarak " Aynen öyle " dedi. İkisi toplantı odasına girdiğin de nerdeyse on kişilik bir grubun çoktan geldiğini gördüler. Elips şeklinde ki uzun masada herkes bir yerlere oturmuştu. Bir an bocalayan Alaz Azranın kendisini yönlendirmesi ile ortalar da bir yere oturdu. İki baş köşe boştu. Biri patronundu diğeri CEO nun. Onun haricin de dört sandalye daha boştu. Üç tanesi beş dakika kadar sonra doldu. Bı süre daha geçtikten sonra kapı tekrar açıldı ve içeriye tüm heybeti ile Kenan girdi. Alazın gözleri direkt onu bulduğun da oturduğu yer de gerildi. Kenan da sanki onu arıyormuş gibi gözlerini masadakiler de gezdirip Alaz da sabitledi. Yavaş adımlar ile yürüyüp tam Alazın karşısına oturduğun da Alaz içinde yükselen nefrete tezat adama gülümseyerek selam verdi. Aynı karşılığı ondan aldığın da Azra kulağına eğilip " Kenan Beyi tanıyor musunuz ?" diye sorduğun da Alaz başını salladı. Yalan söyleme lüksü yoktu bu konuda. Elbet duyulacaktı. " Ekinin eski eşiydi. " Azra ağzı kocaman açılarak Alaza bakıp kaldığında Alaz doğal bir hareketle kulağını kaşıyıp küpesine dokunduğun da Ulaşın sesini duydu. " Dinlemedeyim komiserim " Alaz yanında ki kıza hitaben fısıldarken aynı zaman da Ulaşa önemli bilgiyi vermeyi amaçladı. " Bu kadar şaşırma Azra. Dediğim gibi eski eşi. Ama Kenan Beyin bu şirkette söz sahibi olduğunu bilmiyordum " Ulaş duydukları ile kayıt almaya başlarken yanındakileri de bilgilendirmeyi unutmadı. Şimdi hepsi heyecanla toplantı odasını dinleyecekti. Kapı tekrar açıldı ve beklenen son iki kişi de gelip toplantıyı başlattılar. Yaklaşık iki saat süren toplantı da şirketin hesapları, geçtikleri ay boyunca yapılan işlemleri , gelir giderleri , kar zararları konuşulup sonun da bitirildiğin de Alaz üzerin den tır geçmiş gibi hissetti. Neyin nerede lazım olacağını bilmediği için her konuşulanı dinlemişti. Onunla beraber ekipte gerekli gereksiz her bilgiyi dinlerken bir ara Nihal uyuyakalmıştı. Onun omzuna kafasını dayayan Oğuz da uyuduğun da Mahir ikisinin üzerini örtüp Ulaş ile dinlemeye devam etmişti. Alaz ise bir an önce azat edilmeyi beklerken patronu Musa beyin sesi ile ona döndü. " Toplantı bitmiştir çıkabilirsiniz ." Yaklaşık on kişi ve Alaz ayağa kalktığın da Musa Bey " Sen kal Alaz " dedi ve Alaz anında kafasını diklestirdi. Azra Alazın omzunu sıkıp çıktığın da Alaz geri de kalanlara bakarak yerine geri yerleşti. Şimdi odada patronu tanımadığı üç adam, Kenan ve Alaz kalmıştı. Alaz neler olacağını beklerken Musa Bey gülümseme ile Alazı gosterip masada ki üç adama onu tanıttı. " Halil , Sami , Burak ve Kenan. " Dördünün adını da söyleyen Musa Bey tekrar Alaza döndü. " Alaz aramıza yeni katıldı . Kendisi güvenilir biridir. Bundan sonra iş hayatında bizimle ilerleyecek. " Halil " Memnun oldum Alaz bey " derken diğer ikisi de onu taklit etti. Kenan ise küçük bir boğaz temizleme ile dikkatleri üzerine çektiğin de Alaz " İşte başlıyoruz " diye düşündü. Kenan sandalyesin de dikleşerek dirseklerini masaya dayadı ve parmaklarının uçlarını birleştirdi. " Güvenirliği konusunda eminmiyiz Musa bey ? Kendisinin bir polis olduğunu bilmiyor gibisiniz ?" Alazın çaprazında ki üç adam şaşkınlıkla Alaza baktığın da Musa bey bir şey demeden sadece Alazın ne söyleyeceğini bekledi. Alaz ise Kenanın gözlerinin içine bakarak " Eski polis " dedikten sonra Kenanın şaşırmış ifadesine bakıp devam etti. " Bir kaç ay önce ihraç oldum. " Kenan şaşkınlığını atıp inanmamış gibi güldü. Sonra da " Yalan söylemediğin ne malum ? İçimize girmek istiyorsun belki ? " dediğin de Alaz rahat bir tavırla arkasına yaslandı. " Eğer söylediklerim yalan olsaydı şimdi bu odada olamazdım. Buraya gelene kadar eminim ki araştırmalarınızı yaptınız ve ben bu oda da olmayı hak ettim. " Kenan gözlerini kısıp ona bakmaya devam ederken söylediklerine inanmadığını belli etti ancak başka bir şey söylemedi. Musa bey ise Alazın sözlerini destekler biçim de başını sallayıp söze girdi. " Alaz haklı. İhraç olduğu doğru. Üstelik nedeni de uyuşturucu." Kenan " Kullanıyor musun ?" dediğin de Alaz bu konudan rahatsızmış gibi kıpırdamadı. Hayatı boyunca kullanmamıştı. " O dönem kullanmıştım. Sonra da bir iki ufak satış derken yakalandım " Kenan düz bir ifade ile ona bakıp Musa beye döndü. Musa Bey " Alaz ihraç olsa da halen emniyetle bağlantıları var. Bu bizim için bulunmaz nimet. " dedi. Kenan memnuniyetsiz bir ifade ile sessiz kalırken Musa diğer üç adama eli ile kalkmalarını işaret etti. Üçü de kalkıp selam verdikten sonra odadan çıktılar. Musa Alaza dönüp " Gelecek ay senin için bir görevim var " dediğin de Alaz başını sallayarak onu onayladı. Adam sonun da Alaza da eli ile çıkmasını işaret edince Alaz sessizce yerinden kalktı ve odadan çıktı. Etrafına bakındığın da katta kimseyi göremedi. Risk alıp kulağını kapıya dayadı. Bilerek damağını tam geçirmemişti. Seslerini duyabiliyordu. Kenan " Alaza güvenmiyorum efendim . Belki de casus olarak aramızda " dediğin de Alaz adamın tahmininin doğruluğuna kaşlarını çattı. Onun zeki olduğunu biliyordu zaten. Sevdanın salaklığı olmasa aldatma olaylarınin da ortaya çıkmayacağının farkındaydı. Musa Bey " Ben de ona yüzde yüz güvenmiyorum Kenan. Ama inşallah tahminlerin yanlıştır. Onun gibi birinin bizim taramız da olması çok iyi olacak " dedi. Kenanın itirazı ise gecikmedi. " Musa bey . Alaz kibirli ve nankör bir insandir. Bir çok konu da da beceriksizdir. " Zaten malları satarken yakalanmasindan belli " " Yakalanmasını tecrübesizliğine veriyorum. Diğer özellikleri beni ilgilendirmiyor. Onu deneyecegiz . Dediğin gibi çıkarsa sıkarız kafasına . İçin rahat olsun ." " Musa Bey yarın ki teslimatta -" " Şişt. Burada konuşulacak konu değil Kenan. Ayrıntılar odamda ki masa da . Biraz dan sana vereceğim . Önce yemek yiyelim ." Alaz yutkunarak geri çekildi ve hızla merdivenlere yöneldi. Şerefsiz Kenan ona güvenmiyordu ve patronu da bu konuda dolduruyordu. Çok dikkatli olmalıydı. Merdivenlerden yukarı çıkıp Musa Beyin odasına yöneldi. Herkes öğle yemeğindeydi. Hızlı bir şekil de odaya girip kapıyı arkasından kapattı. Geniş odada masa ya yönelip üzerin de ki tek dosyayı gördü. " Ulaş " Tetikte bekleyen Ulaş anın da cevap verdi . " Komiserim ?" " Bilgiler önüm de " && Emre sakin sakin arabasını park edip otoparktan çıktı. Bu gün güzel bir rüya görmüş ve güne güzel başlamıştı. Dudaklarının arasında tutturduğu ıslık ile kendi katına çıkarken elleri ceplerindeydi. Bir kaç kat çıkmıştı ki asansör durdu ve yanına Ateş bindi. Bütün huzuru o adam ile birlikte sönerken bakışlarını aynaya çevirdi. Onu görmezden geliyordu. Ancak Ateşin bu pek umurum da değildi. Hatta Emre'nin sinirini bozmak hoşuna gidiyordu. " Günaydın Emre Bey " Emre burnundan soluyarak " Günaydın " diye geveledi. Gözleri akıp giden kapıda sabırsızca beklerken sonun da asansör durdu ve Emre resmen kendini dışarı attı. O adamdan nefret ediyordu. Kenan yüzünden kendi şirketini bu adamla paylaşmak sinirine dokunuyordu. Geri dönüp baktığın da Ateşin gülümseyerek ona baktığını gördü. Asansörün kapıları tekrar kapanırken Ateş gülümseyerek konuştu. " Güzel asistanınıza selam söyleyin " Kapı kapanıp asansör tekrar hareket ettiğin de Emre duydukları ile kaşlarını çatarak " Lan " dediğin de Ateş çoktan uzaklaşmıştı. Hazanı mı kastetmişti bu adam ? Hazan ne alakaydı şimdi ? Emre sinirleri alt üst olmuş bir şekilde odasına doğru adımlarken gözleri Hazanın masasına kaydı. Boş masayı gördüğün de daha da sinirlendi. Çatacak birini arıyordu ve Hazan kesinlikle mükemmel adaydı. Hem bu Ateş neden ona selam gönderdi bı hesap sormalıydı. Haddi olup olmadığını sonra düşünecekti. Öfke ile odasının kapısını açtığında gözleri direkt ayakta duran Hazanı buldu. " Sen -" " Sevgilim " Emre'nin sözleri, kırık Türkçesi ile kendisine seslenen kızla yarıda kesildiğin de bakışları kendi sandalyesin de oturan kıza kaydı. Şaşkınlıkla " Rose " dediğin de kız gülümseyerek ayağa kalktı ve masanın arkasından dolanarak Emre'ye doğru atıldı. Emre boynuna dolanan kollalra karşılık vererek kıza sarıldığın da gözleri karşıya baktı ve kendilerine düz bir ifade ile bakan Hazanı gördü. Neden olduğunu anlamadığı bir duyguyla gözlerini kaçıran Emre kulağın da sevgilisinin özlem içeren seslerini duydu. Rose kendini geri çektiğinde kapı tekrar açıldı ve Emre bu sefer de yakın arkadaşı Steve'in sesini duydu. " Hey dostum " Emre arkasını dönüp yüzünde oluşan gülümseme ile ona da sarıldığın da oraya girerken aklından geçen bütün kötü dusunceleri unutmuştu bile . && Rose ve steve aç oldukları için onları Kahvaltıya götüren Emre , Steve in ısrarı ile Hazanı da yanına almıştı. Şimdi ise İstanbul'un dışında deniz manzaralı bir kahvaltı yerindelerdi. İki İngiliz ilk defa serpme kahvaltı görmüş şaşkın şaşkın önlerine bakarken Rose " Bunların hepsini biz mi yiyeceğiz ?" diye sordu. Steve " Bunlar çok fazla " derken onun yanında oturan Hazan sadece gülümseyerek kendi tabağına yiyeceklerden doldurmaya başladı. Emre yanında oturan Rose a bakıp " Hadi başla " dediğin de kız da yemeye başladı. Kahvaltı boyunca uzun süredir görüşmeyen arkadaşlar sohbet ederken sohbetin çoğunun ingilizce olması nedeniyle Hazan fazla sohbete katılamadı. İngilizcesi sadece başlangıç seviyesindeydi ve kelimeleri teleaffuzu da pek iyi değildi. Onun durumunu fark eden Emre mudehale etmese de Steve ' in sürekli Hazanı da sohbetlerine katmaya çalışması Hazan için sıkıntı olmuştu. Çünkü çoğu söyleneni anlamıyordu. Sadece gülümseyip başını sallayan Hasan'a ara ara Emre tercümanlık yapıyordu. Ancak bir süre sonra Emre'nin ricası ile konuşmalarına Türkçe devam etmişlerdi. Sevgilisi de arkadaşı da Türkçe biliyordu ve Emre Hazanın kendini kötü hissettiğini fark etmişti. " Bu ne ?" Steve 'in gösterdiği şeye bakan Hazan gülümseyerek cevap verdi. Steve başka bir şey sorduğun da Hazan ona da cevap verdi. Steve tekrar bir şey sorduğun da Emre kaşlarını çatarak " tadına bakabilirsin Steve . Tek tek sormana gerek yok " dedi. Ancak Steve onu umursamayarak " Ya beğenmezsem ?" diye sordu. Emre başını iki yana sallarken Rose 'un parmaklarını kolunda hissetti. Ona döndüğün de kızın mavi gözlerini kendi üzerin de olduğunu gördü. Kolunda ki eli aşağıya kayıp oğlanın üst bacağını bulduğun da Emre gerilerek karşısına kaçamak bir bakış attı. Steve ve Hazan kendi aralarin da konuşuyorlardı. Rose'un elini bacak arasında hissettiğin de ise çarpılmış gibi irkilerek kızın elini tutup kendinden uzaklaştırdı. Rose mutsuz bir sesle " Özledim " dediğin de Emre " Dışarıdayız Rose . Hareketlerine dikkat et " dedi. Rose kaşlarını çatarak " Sokaklarda bundan kat kat fazlasını yaptık biz Emre . Ne şimdi bu tavırlar ? Geldiğimden beri bir kere bile öpmedin beni " diye sesini yükselttiğin de karşıların da konuşan çiftte sessizliğe büründü. Emre sinirli bir nefes alıp " Burası Türkiye Rose. İstediğin gibi davranabilirsin elbette ama fazla ileri gidersen taşlarlar insanı " dediğin de kızın gözleri kocaman açıldı. Korku ile etrafına bakındığın da Emre onu dizginlemek için biraz korkutmanın iyi olacağını düşündü. Rose çok rahat bir kızdı. İngiltere'deyken neredeyse sokak ortasında sevişecekleri bir an olmuştu ve Rose asla Çıplaklığın dan rahatsız olmamıştı. Ama aynı şey Emre için geçerli değildi. Sessizliği Steve bozarken Emre'nin gözleri arkadaşına kaydı. O ise Hazana bakıyordu. " Tüh ben şimdi seni öpmek için eve kadar bekleyecek miyim ?" Hazanın içtiği çay boğazına kaçarken kıpkırmızı kesilen kız hemen Emre'ye baktı. Ancak Emre sinirli bir şekilde arkadaşına bakıyordu. && Alaz eve gelir gelmez duşa girdi. Bu gün Alaz için çok yoğun geçmişti ve çok gergindi. Toplantı sonrası Azra akşama kadar Ekin ile ilgili sorular sorup durmuştu. Daha çok Ekin ve Kenan ile ilgili sorular soran Azraya bir ara kızmış ve karısının adını başka bir adamla anmak istemediğini söylemişti. Azra onun kıskandığını düşünüp sonun da susmuştu ama yine de Alaz akşama kadar gerginlik için de gezinmişti. Gelir gelmez de gevşemek için suyun altına atmıştı kendini . Duştan çıkan Alaz aşağı indiğin de terastan seslenen Ekin ile oraya adımladı. " Hava biraz soğuk ama içeri de çok bunaldım. Burada hazırladım sofrayı " Alaz gülümseyerek " İyi yapmışsın " diyerek sofraya oturdu. Beraber sessizce yedikleri yemekten sonra yine beraber sofrayı toplamış ve bulaşıkları kaldırmışlardı. Ekin ikisine kahve yapıp yine terasa çıktığın da Alazın ikili salıncakta hafif hafif sallandığını gördü. Onun dalgın olduğunu geldiğin de anlamıştı. Şimdi de dalmış öylece gökyüzünü izliyordu. Yanına yaklaşıp kahveyi uzattığın da irkilen Alaz onu fark edince gülümseyerek kahveyi aldı. Yanını gösterip Ekinin oturmasını beklerken kız oturduğun da sırtına sardığı poları çekip uzatarak Ekin ile beraber omuzlarına sardı. Ekin ani hareket ile Alaza iyice yapıştı. İki eliyle sıkı sıkı tuttuğu fincana bir süre baktıktan sonra başını kaldırıp karşıya bakarak boğazını temizledi. " Canını sıkan bir şey mi oldu bu gün " Alaz sol yanının tamamen Ekine yaslı olmasının verdiği sıcak hislerle başını salladı. Canı sıkkındı ve kadının kokusu ona iyi geliyordu. " İşle ilgili. Bu gün Kenan geldi. Toplantıya katıldı. Bana güvenmiyor ve patronu da yönlendiriyor. İşimi zorlaştıracak gibi " Ekin himmlarken Omzundan kayan Örtüyü tutup üşüyen bedenine sarmaya çalıştı. Ama bu sefer de Alazın uzerinden kaymasına neden olunca Alaz sol kolunu kaldırıp Ekinin omzuna attı ve onu daha da kendine cekti. Omuzlarında ki örtüyü daha iyi bir şekilde yerlestirdiğin de Ekin yutkunarak sessizleşti. Bu yakınlık onu heyecanlandırmıştı yine. Kalbi çok hızlı atıyordu ama hemen sakinleşmesi gerekiyordu. Bir kaç kere yutkunduktan sonra konuştu. " Yeni işi ile ilgili yardım edemem ama Kenan ile ilgili bilgiler verebilirim. Neleri sever , nelerden nefret eder falan. Mesela Cevize alerjisi var. Eğer yerse direkt hastanelik oluyor. Ve kedilere de. Asla yaninda duramaz. " Alaz kızı dinlerken aklına gelwn planla gülümseyip yanına döndü ve kızın alnından hızlıca öptü. " Süpersin Ekin " Ekin ani gelen temasla yine kasılırken Alazın telefonuna gelen bildirim ile adam ondan uzaklaşarak cebinde ki telefonu çıkarıp mesajı okudu. Okudukça çatılan kaşları ile kaşlarını çatarak Ekine baktı. Ekin ise onun yüz ifadesinden kötü bir haber olduğunu düşünüp korku ile gerildiğin de " Kim ?" dlyebildi. Alaz ise " Kenan " deyince Bu sefer şaşkınlıkla gerilen Ekin " Ne diyor ki ?' diye sordu. Alaz sıkıntılı bir nefes verip karşıya dümdüz baktı. " İki gün sonra evlerin de bir davet veriyorlarmış . Doğacak bebekleri için. Bizi de çağırıyorlar ." &&&
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD