Ece'nin uyurkenki huzur dolu halini gözlemlemek, adeta ruhumu besleyen bir manzara gibiydi. Yatakta sessizce uzanmış, turuncu saçları yastığa yayılmıştı. Kirpikleri, onun gibi koyu ve gizemliydi; her biri, masum yüzünü koruyan birer kalkan gibi duruyordu. Onun çillerle süslenmiş yanaklarını izlemek, sanki sevgi dolu bir dokunuş gibiydi. Parmaklarımı hafifçe onun tenine değdirsem, porselen gibi pürüzsüz olduğunu hissedecektim. Küçük burun delikleri, nazikçe yukarı kalkmıştı, sanki dünya ile dalga geçer gibiydi. Belki de rüyalarında, en yüksek tepelerde dolaşıyor ya da uçsuz bucaksız denizlerde yüzüyordu. Ve o dudaklar... Ah, o dudaklar! Çilek kadar pembe, öpülesi, tatlı bir görünüm sunuyordu. Onları öpmemek için kendimi zor tutuyordum. Ece'nin uyku halindeki bu naif ve kırılgan görüntüsü, b

