18. Bölüm

1850 Words
Ünlü şarkıcı Haluk Levent ne demiş #Ben bu gece ölmezsem, ölmem ölmem hiç bir vakit # Onun da dediği gibi ben bu gece bu düğünden sağ salim çıkarsam inşallah güzel günler beni bekliyor.. Yani inşallah öyle olur.. Yoksa bu kadar stresi yaşadığımla kalırım sadece.. Sabah gözümü açtım bi hengamemin içindeyim, hala da devam ediyorum.. Kuafördü, çekimdi derken koştur koştur eve geldik. Tabi yol boyunca yaşadıklarımı söylemiyorum bile.. Mert’in yolda arabayı durdurup Kadir beyi arabadan yaka paça attığını şimdilik kimse bilmiyor. Abimlere yolda rahatsızlandığını söyledik. Mert beş dakikada başka birini ayarladı neyseki.. Eve geldiğimizde arabadan inip tekrar binmem iki dakikamı aldı.. Babamın "Geç kalıyoruz.. Hadi herkes arabalara.." diyerek evden kovar gibi çıkarmasıyla herkes gördüğü boş arabaya bindi.. Halam kolumdan çekiştirerek "Gel gel.. Bak şurada güzel bir araba var biz buna binelim.." diyerek gösterdiği araba Mert’in arabasıydı.. "Hala ben gelin arabasına bineceğim" desem de gıçık Mert’in "Nalan!! Hadi seni bekliyorum gelsene.." demesiyle el mecbur halamla arabaya geçtik. Tabiki de canım halam ön koltuğa geçti.. Arka bana kaldı.. Mert pisliği de önce halamın kapısını açtı, sonra benim kapıyı açtı.. Tabiki de o iki saniye içinde "Küçük adım at Nalan" demeyi ihmal etmedi.. Mert yetmiyormuş gibi halamda kapılar kapanır kapanmaz "Kız kim bu yakışıklı.." diye sorguya başladı.. Neyse ki Mert arabaya binince sustu.. Sustu dediğime bakmayın.. O konuda sustu.. Yoksa yol boyunca çenesi hiç durmadı... Mert direksiyona geçtiği anda halamın radarları tamamen açıldı. Kadın bildiğin FBI gibi… Bir bakışıyla adamın soy ağacını çıkaracak neredeyse. “Eee oğlum sen ne iş yapıyorsun?” diye sordu halam, sanki az önce “kim bu yakışıklı” diyen kişi o değilmiş gibi gayet ciddi. Mert aynadan bana bir baktı. O bakış… Pislik gülüşü yolda… "Devlet memuruyum.. Devletim ne iş verirse onu yapıyorum teyze. " dedi gayet sakin. O devletin ne iş verdiğini bize de söylesen keşke.. Halamın yüzü bir aydınlandı… Bir yumuşadı… "Ne güzel.. Ne güzel... Maşallah.. Sırtını devlete verdiysen korkma artık.." derken ben o ses tonunu biliyorum.. Bu soruların devamı gelecek, demeye kalmadan.. “Eee bekar mısın?” diye sorunca Ben arkada… Gözlerim kapalı… Ruhum bedenimi terk etmek üzere… “HALA!” diye bir patladım. Dikiz aynasından göz göze geldik.. Mert kahkahayı zor tuttu. Direksiyonu sıkı sıkı tutuyor ama omuzları titriyor… Sinir bozucu herif. “Ne var kızım soruyoruz işte…” dedi halam hiç istifini bozmadan.. He sor halam sor.. Aklında ne varsa sor.. Eğer beğenirsen buradan direkt nikah günü almaya gidelim. “Bekarım teyze.” diyerek halamın sorusunu cevapladı.. Allah seni bildiği gibi yapsın… O cevabı vermek zorunda mıydın yani?! Halamın yüz ifadesi… Net karar verilmiş gibi. “Bak ne güzel… Bizim Nalan da…” diye başladı. Tamam sanırım nikah için gün almaya gidiyoruz.. “HALA SUS!” dedim bu sefer cidden dişlerimin arasından.. Yani bu kadarıda fazla.. Bir bizim kızı sana verelim demediği kaldı.. Şükran’ı evinden alıp düğün salonuna gidene kadar halamla Mert’in muhabbetini dinledim.. Tabi bir ara halamı sinirlendirmiş olabilirim.. "Mert biliyor musun halam eniştemle evlenebilmek için büyü yaptırmış." dememle halam bir an ne diyeceğini şaşırdı.. "Yok canım daha neler.. Fatma teyze hiç öyle bir şey yapacak birine benzemiyor." diyen Mert'e arkadan dil çıkardım.. Tabiki de gördü.. "Hay ağzın bal yesin oğlum.. Benim ne işim olur öyle şeylerle. Alaaddin beni alabilmek için aylarca peşimde dolaştım.. En son haline acıdığımdan evet dedim.. Kız cadı duyunda gerçek sanır.. Tövbe tövbe.." Neyse ki halamın çenesi bir süreliğine kapandı.. Yani iki saniye de bir tövbe çekmesini saymazsak.. Halam sustu diye sevinirken Mert’in halama bakarak "Aslında annem evlenmemi çok istiyor.. Helal süt emmiş, güzel.. Şöyle yanıma yakışacak birini bulsam hemen evleneceğim ama yok.." derken gözlerini aynaya dikti.. "Senin tanıdığın vardır belki.." deyince eyvah halam adımı söyleyip beni rezil edecek derken.. O ismimi söylemeden rezil etti.. "Ahh keşke olsaydı valla sen gibisini kaçırmazdım.. Ama işte ne yaparsın elimiz de bir Nalan var.. Onun da ne boyu boyuna uygun, ne huyu huyuna.. Yer cücesi, zehir dilli.." demesiyle arkada şok oldum resmen.. Öyle ölmem hala.. Gerçekten şu an… beni satıyor mu bu kadın?! Ulan daha beş dakika öncesine kadar öve öve bitiremiyordun? Bu kadın hiç şakadan da anlamıyor.. Büyücü dedik diye yaptığına bak.. Yavaşça öne eğildim. “HALA…” dedim. Sesim ince bir çizgide… Bir tık daha zorlarsam cinayet haberi çıkacak. Halam hiç istifini bozmadı. "He halasının gülü.." deyince gülmemek için dilimi ısırdım.. "Yok bir şey hala.. Seni seviyorum dicektim.." deyip arkama yaslandım . "Bende seni seviyorum halasının gülü.." Galiba Mert'e uzun bir süre dalga geçecek malzeme verdik.. O yüzden daha ne söylerseler söylesinler cevap vermeyeceğim.. Düğün salonuna gelince kimseyi beklemeden indim arabadan.. Derin bir nefes aldım.. Oh be dünya varmış.. Tabiki de bu nefesin güzelliği çok uzun sürmedi.. Arkamdan "Küçük adımlarla yürü.." diyen sesin sahibini öldürmek istedim.. İnadına büyük adımlar attım, inadına.. Gece boyunca misafirlerle ilgilendim.. Şükran'la abimin bitmez bilmez isteklerini yerine getirdim.. Bir ara güzel kıvırtıyordum ki teknik bir arıza nedeniyle müzik gitti.. Abimin düğününde de mezdeke oynamayacaksam nerde oynayım demi.. Bu düşünceyle kuzenlerimle birlikte sahnenin ortasına çıkmıştık ki çok sürmeden müzik gitti.. O bile beni buldu düşünün.. Tabi tüm gece boyunca peşimde bir gölge hissetmem de ayrı bir şey.. Kafamı her çevirdiğim yerde Mert’in sinirli bakışları üzerimdeydi.. Galiba eğlenme anlayışımız çok farklı.. Gece boyunca bir kez bile kalkıp oynamadı.. Canım abim benim köçek gibi sahneden hiç inmedi. Tabi kendi düğünü olduğu içinde olabilir.. Saat ilerledikçe davetlilerde azalmaya başladı.. Abimle karşılıklı oynarken bir anda slov şarkı çalmaya başlayınca "Gel kız buraya.. Seninle de dans edelim" diyen abimi kıracak değildim tabiki de.. Abimle dans ederken bir an yanımızda halamla Mert’i görünce hayal görüyorum sandım.. Ama halamın sesiyle hayal olmadığını anladım.. "Aladdini aradım bulamadım.. Kesin bir yerde zıkkımlanıyor.. Bende Mert oğlumu kaldırdım dansa.. Ama boyum yetmedi.. Gel Erhan'ım seninle dans edelim" diyerek abimi elimden aldı.. Sap gibi ortada kalmıştım ki kulağımın dibinde "Gel halasının gülü seninle de biz dans edelim" diyen Mert elimi çoktan tutmuştu.. Mert’in eli elimin etrafında kapanırken refleksle geri çekilmeye çalıştım. Çekemedim. Adam resmen kilitlemiş. Elimi kurtarmak için bir hamle yaptım ama o an bir anda beni kendine çekti. Fazla yaklaştık. Nefesi… yüzüme çarpıyor. Kalbim… saçma sapan hızlandı. “Ne yapıyorsun sen?” diye fısıldadım. “Dans ediyorum.” dedi. “Bu dans değil.” “Sen bilmiyorsun o zaman.” Sinirden dişlerimi sıktım. Ben bunu parçalarım var ya… Eminim şuan bir çok kişi bize bakıyor.. Elini belime koydu. Ama öyle böyle değil. Sahiplenir gibi. Refleksle omzuna ittim. “Çek elini!” Çekmedi. Aksine parmakları hafifçe bastırdı. “Bağır.” dedi alçak bir sesle. “Herkes baksın. Herkes bizi konuşsun. İster misin?” Allahım ben güzelliğim konuşulsun istemiştim, rezilliğim değil ama ya... “Pisliksin sen.” dedim. “Biliyorum.” Gözlerimin içine baktı. Uzun uzun. Sanki kaçacak yer bırakmak ister gibi.. "Senin benimle derdin ne?" diye saçma bir soru sormuş olabilirim.. "Derdime derman ol istiyorum." deyince sustum.. Allah beni kahretmesin ki sustum.. "Halama söyleyim de sana büyü yapsın da benden uzak dur" deyince gülümsedi. "Bence halan uzak durmam için değil, daha yakın olayım diye büyü yaptırır.. Ama yine de sen bilirsin.. Yer cücesi.." bana yer cücesi dedi pislik.. Tabiki de ben bu lafın altında kalamazdım. O sinirle ayağına bastım.. Hemde ayakkabının topuğuyla.. Ama beyefendi acıyla inlemek yerine "Yine zamanı karıştırdın galiba.. Onu nikah kıyıldıktan sonra yapman gerekiyor.." deyince sinirle ofladım.. Şarkı bitince hemen elini bırakıp gelin odasına gittim.. Biraz nefes almaya ihtiyacım var sanırım.. Bu kadar yakın olmak bana iyi gelmiyor.. Hayır yakınlığımız yetmiyormuş gibi söyledikleriyle de kafamı karıştırıyor.. Kuzenim Serap bir anda kapıyı açıp yanıma geldi.. "Abla!!" diyerek yanıma oturdu.. "Ne var Serap?" zaten bir bu eksikti.. Anası kılıklı başlar şimdi.. "Abla valla hiç lafı dolaştırmadan söyleyeceğim eğer dans ettiğin Mert abiyle niyetin ciddi değilse çekil aramızdan.. Adam ateş ediyor.. Taş taş mübarek.. Allahım sen neler yaratıyorsun böyle.." devamını dinlemeden kafasına şaplağı yapıştırdım.. "Gerizekalı hem abi diyorsun, hem de utanmadan adama yürüyorsun.." desemde hemen yanımdan kalkıp saçlarını düzeltmeye başladı . "Of Abla ya.. Sende hiç birşey bilmiyorsun.. Ne demiş atalarımız?" "Ne demiş Allah aşkına bi söylesene.." Bilmiş bir ifadeyle yüzüme bakıp "Bacı demeden bacak sahibi olamazsın demiş.. Bende önce abi diyorum ki.." Kim demiş lan o lafı? "Sus Serap.. Valla saçını başını yolarım.. O bacaklarını kırarım senin.. Uzak dur.." derken kapı bir kez daha açıldı.. İyice yol geçen hanına döndü derken Mert'le göz göze geldik.. Serap… tabii ki fırsatı kaçırmadı. “AYYY MERT ABİİİİ!” diye zıpladı yerinden. Yemin ederim bu kızın sesi cam kırar. Bir anda saçını düzeltti, omuzlarını gerdi, dudaklarını büzdü… 'Mmeert abibi.. ööö' gerizekalı.. "Abicim annen seni arıyordu bir bak istersen" diyerek Serap'ı postaladı resmen.. Al sana bacı, al sana bacak.. Böyle arkana baka baka gidersin işte küçük cadı.. Bu arada Serap daha onaltı yaşında.. “Senin burada ne işin var?” dedim, kollarımı göğsümde bağlayarak. Kapıyı kapattı. Yavaşça kilitledi.. Bir adım attı, sonra bir adım daha attı. Artık aramızda… çok az mesafe var. Kalbim saçma sapan atıyor yine. Sinirden. Kesin sinirden.. Hemen ayağa kalktım, sanki kaçacak bir yerim varmış gibi.. "Sabahtan beri yapmak istediğim bir şey vardı onun için geldim.. Yutkundum.. “Ne… neymiş o?” dedim ama sesim düşündüğüm kadar güçlü çıkmadı. Bir adım daha attı. Geri çekildim. Sırtım duvara değdi. Kaçacak yer kalmadı. “Kaçmayı bırak artık Nalan.” dedi alçak bir sesle. “Kaçmıyorum.” dedim inatla. “Kaçıyorsun.” dedi. “Sabah arabada… düğün boyunca… hatta şu an bile.” Gözlerimi kaçırdım. Elini duvara, başımın yanına koydu. Beni tamamen köşeye sıkıştırdı. Nefesi yüzüme çarpıyordu yine… o lanet yakınlık… “Senin derdin ne benimle?” dedim. “Sen.” dedi hiç düşünmeden. Kalbim bir an tekledi. “Saçmalama.” “Ciddiyim.” Gözlerimi kaldırıp baktım. Bu sefer gülmüyordu. Hani o meşhur replik de dediği gibi gözleri karardı.. Hatta gözlerinin rengi bile değişti ciddiyim bak.. “Beni deli ediyorsun.” dedi. “ Gözleri dudaklarıma kaydı. Nerden biliyorsun demeyin, benim gözler hep onun dudaklarındaydı.. "Gitmemi ister misin?" dedi.. Bir anda.. İstemeliydim. Kesinlikle istemeliydim. Ama… Niye gitmek istedi ki şimdi.. Yok iyiyiz böyle demek yerine “Evet.” dedim. Yalan. Hemde külliyen yalan.. Elini çekmedi. Aksine diğer eliyle belimi yakaladı. Refleksle nefesim kesildi. “Mert…” dedim uyarı gibi. Parmakları belimde hafifçe sıkıldı. Aramızdaki mesafe neredeyse yok oldu. Kalbimin sesi kulağımda çınlıyordu. “Benden uzak dur diyorsun…” dedi. “Ama her seferinde gelip yine bana çarpıyorsun.” “Sen önüme çıkıyorsun!” “Belki de özellikle çıkıyorum.” Sinirle itmek istedim. Ama elim omzuna değdiği anda… itmedim. Lanet olsun. Gözlerimin içine baktı. Uzun uzun. “Bir kere dürüst ol Nalan.” dedi. “Hiç mi bir şey hissetmiyorsun?” Bu kez yaklaşan ben oldum.. Amacım sadece birazcık ateşlendirmekti.. Ama amacımı aştım.. "Hiç.." diyerek dudaklarımı, dudaklarına yaklaştırmıştım ki sanırım o ayarı iyi yapamadım ve bir anda kendimi öpüşürken buldum.. Kesinlikle küçük bir hesap yanlışlığı yüzündendi.. Yoksa neden Mert’le öpüşeyim demi.. Hemde abimin düğününde.. Kapının arkasında tüm sülalem varken.. Asla yapmam böyle bir şey.. Dudakları dudaklarıma değdiğinde… İkimizde durumu biraz abartık sanırım. Valla bunu bende beklemiyordum. Bir anda Mert’in elini bacağımdan yukarı doğru çıkarmasına… Resmen beynim kısa devre yaptı. Bir an donup kaldım. Nefesim kesildi. Kalbim sanki kaburgalarımı kırıp dışarı çıkacak gibi atıyordu. Bu… bu artık şaka değildi. Elimi anında onun bileğine attım. “Dur.” dedim, bu sefer gerçekten.. "Beni deli ettin.. Bunu yapmasaydım aklım kalırdı.. Merak etme seni zorlamayacağım." deyip geri çekildi.. Allah razı olsun ya.. Daha ne kadar zor durumda bırakacaktın acaba?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD