Gözlerim kocaman açıldı. Yok artık. Yok. Yok. YOK. “Bu… olamaz…” Yanındaki adam… Polina’nın nişanlısı… MERT’Tİ. Elimdeki çanta neredeyse yere düşüyordu. Zor tuttum. Nefes alamadım. Gözlerimi kaçırmak istedim ama yapamadım.. Yıllar sonra bu şekilde mi karşılaşacaktık.. Siyah takım elbiseyle Polina’nın yanında gülümseyerek bakıyordu.. Ben öldüğümü sanırken o mutluluk dağıtıyordu resmen.. "Nalan iyi misin?" diyen Teoman beye cevap bile veremedim.. Sahi ben iyi miyim? "Nalan oturalım mı? Hiç iyi gözükmüyorsun?" Kendime gelmeye çalıştım.. Artık ne kadar mümkünse "İyiyim.. Ben lavaboya gitsem iyi olacak." diyerek yanından ayrıldım.. Koridorda yürürken adımlarım birbirine dolanıyordu. Sanki zemin kayıyordu altımdan… Ya da ben yıllar öncesine geri düşüyordum. Lavabonun kapısını iti

