İpek Dağhan kıpkırmızı suratıyla yanıma gelip durdu. İlk önce bana bakıp sarı kafaya daldı. Ard arda suratına yumruk geçirdi. Bu sarı kafa da gerçekten bebeymiş. İkinci yumrukta bilinci gitti, bayıldı. Dağhan sinirini alamamış, vurmaya devam ediyordu. Acil müdahale etmem gerekiyordu. Yoksa işin sonu karakoldu. Elimi Dağhan’ın koluna attım. Dağhan’ın yumrukları durdu. Yüzünü bana çevirip gözlerime baktı. “Yeter bu kadar. Zaten bayıldı.” dedim. Dağhan tekrar sarı kafaya dönüp baktı. Aniden onu bırakınca yere çakıldı resmen. Adamlarına, “Atın dışarıya. Bilgilerini alın. Benim hiçbir mekânıma giremeyecek. Kara listede.” diye bağırdı. Elimden tutup benimle yürümeye başladı. Odasının önüne geldiğimizde, koridorun diğer tarafında kalan korumalara, “Bu tarafa hiç kimse geçmeyecek. Özgür bile

