Annemle babamı kaybedeli 1 hafta olmuştu. İstanbul’daydım. İpek ve ailesi haberi alır almaz gelmişlerdi. Cenazeden sonra İpek’in ailesi 2 gün kalmış dönmüştü. İpek benimle beraber kalıyordu. Şermin teyze de beni hiç yalnız bırakmamıştı.
Bugün avukatla görüşmem vardı. Yola çıkmış, avukatla görüşmeye gidiyordum. Evde İpek’le Şermin teyze vardı. Taziye için gelen olursa onlar karşılayacaklardı.
Avukatın ofisinde oturmuş konuşmasını bekliyordum.
“Evet Kübra Hanım, öncelikle başınız sağ olsun.” dedi. “Babanızın bildiğiniz üzere ailesinden ona 5 katlı, her birinde iki daire olan bir apartman ve iki tane de dükkân miras kalmıştı. Bunların hepsi kirada. Babanız kiraları bir banka hesabında topluyordu. Artık bu hesap, kızı olduğunuz için size geçti. Ve Ankara’da alınan 2 katlı bahçeli ev zaten sizin adınıza alınmıştı.” dedi.
“Anladım Halil Bey,” dedim. Halil Bey, “Birkaç evrak işi için imzanız gerekli, ondan sonra apartmanın ve dükkânların resmî olarak size ait olacak.” dedi.
Avukatın söylediği evrakları imzaladım ve eve dönüyordum. Mahallede yürürken hiç istemediğim insanlarla karşılaştım. Selim ve Ayşe, yanlarında ise kızları… Beni gördükleri zaman adımlarını yavaşlattılar. Yanımdan geçecekleri zaman önce Selim durdu ardından Ayşe durdu. Selim, “Merhaba Kübra, nasılsın? Başın sağ olsun.” dedi. Selim’e bakıp “Dostlar sağ olsun.” dedim. Diğer sorularını yanıtlamadım. Ayşe de aynı Selim gibi başsağlığı diledi. Ona cevap vermedim, sadece başımı salladım.
Gözüm küçük kıza kaydı, siyah saçlarını iki taraftan toplamış, çok sevimli duruyordu. Bir an kızlarımı hatırladım. İçimden, “Anne, baba… Torunlarınızın yanındasınız değil mi? Artık yalnız değiller, benim meleklerim.” Ayşe ve Selim, onlara cevap vermediğimi görüp yollarına devam ettiler.
Eve geldiğimde yalnız Şermin teyze ile İpek vardı. Onlara avukat ile olan konuşmamı anlattım. Sonra Şermin teyze yemek hazırladı, yedik, beraber topladık. Şermin teyze evine gitti. İpek’le baş başa kaldım.
İpek, “Kübra canım, şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sordu. Düşündüm. “Henüz bilmiyorum ama bir süre buradayım. Ama burada yaşayamam. Her yer bana onları hatırlatıyor. Bir süre kalıp Ankara’ya dönerim herhalde.” dedim.
İpek burukça gülümseyip, “Nasıl istersen canım. Ama benim artık dönmem gerek.” dedi. “Merak etme İpek, anlıyorum seni. Beni merak etme, iyiyim.” dedim.
Biraz daha sohbet edip yatmaya gittik. Sabah olduğunda İpek’i yolcu ettim. Artık yalnızdım. Ve buna alışmam gerekiyordu çünkü artık hep yalnız olacaktım.
Artık iki aydır İstanbul’daydım. Yarın Ankara’ya dönecektim. Bu iki ayda Şermin teyze beni hiç yalnız bırakmamıştı. Bir anne gibi yaklaşıyor, beni anlamaya, acımı paylaşmak için uğraşıyordu. Şermin teyzenin benim için yaptıklarını asla unutamam. En acı zamanımda herkes “Nasılsın?” diye sormuştu ama Şermin teyze “Nasılsın?” diye sormamış; iyi olmam için uğraşmıştı… Bu benim için çok değerliydi.
Bugün İstanbul’da son günümdü, bir daha ne zaman gelirim bilmiyorum. Annemle babamın mezarı burada, illaki geleceğim ama ne zaman…
Sabah erkenden Şermin teyze evlerine kahvaltıya çağırmıştı. Şimdi onunla oturmuş kahvaltı yapıyorduk. Sonra ben eve geçecektim, eşyalarımı alıp yola çıkacaktım. Sohbet ede ede kahvaltımızı yapıyorduk. “Kız Kübra, karşı apartmandaki Yeliz var ya, yarın istemeye geliyorlarmış. Bil bakalım kim?” dedi. Ben de gülerek “Kim?” diye sordum.
“Selim midesizinin kuzeni.” İşte buna şaşırdım. Onlar başka şehirde yaşıyorlardı. Ne zaman dönmüşler… Ama bana ne, çok da tın yani, ne halleri varsa görsünler. “Allah mutlu etsin. O aile benden uzak olsun, başka bir şey is… Ayyyy!” Lafımı bitiremeden karnıma bir ağrı saplandı. Bağırmaya başladım. Şermin teyze hemen yanıma geldi, “Kızım ne oldu?” dedi.
“Karnım… Ayyy çok ağrı var!” dedim.
“Kal-ka-bilir misin? Hastaneye gidelim.” dedi Şermin teyze. Başımı onaylar şekilde salladım.
Hastane odasında yatakta uzanmış, Şermin teyze ile doktoru bekliyorduk. Şermin teyze hem taksi çağırmış hem beni hastaneye getirmişti. Doktor, ağrının geçmesi ve rahatlamam için serum takmıştı. Serum işe yaramış, ağrım yok olmasa da hafiflemişti.
Aradan 1 saate yakın bir süre geçmiş, doktor test sonuçlarıyla odaya gelmişti.
“Evet Kübra Hanım, test sonuçlarınız geldi. Korkulacak bir şey yok ama kendinizi üzmemelisiniz, stres yapmamalısınız. Son zamanlarda galiba kendinizi fazla üzdünüz.” dedi.
“Evet, 2 ay önce anne-babamı kaybettim.” dedim.
“Anladım, başınız sağ olsun.” dedi. Burukça gülümsedim.
“Doktor Bey, karnım üzüntüden mi bu kadar ağrıdı?” diye sordum. Şermin teyze de,
“Ay evet doktor bey, kahvaltı ediyordu birden bağırmaya başladı. Daha önce böyle olduğunu görmedim.” dedi.
Doktor Bey gülümsedi.
“Galiba haberiniz yok.” dedi. Şermin teyze bana baktı, ben de omuzlarımı indirip kaldırdım, anlamadım diye.
Doktor Bey devam etti:
“Kübra Hanım, 10 haftalık hamilesiniz.” dedi.
Hamileyim… Nasıl…?
“Şimdi kadın doğum uzmanımıza götüreceğiz sizi, o muayene etsin.” dedi ve çıktı.
Şermin teyze, “Kızım iyi misin? Rengin bembeyaz oldu.” dedi ve “Kızım, haberin yok muydu hamile olduğundan?” diye sordu. Yalnızca kafamı hayır anlamında salladım. Konuşamıyordum.
Kapı açıldı, hemşire beni kadın doğum uzmanının yanına götürdü. Kapıyı tıklattı. “Gel.” sesi duyulunca içeri geçtik. Doktor Bey,
“Kübra Hanım, test sonuçlarınıza baktım, korkulu bir şey gözükmüyor ama karında ağrı ile geldiğiniz için ultrasonda bakmam lazım.” dedi. Kafamı salladım.
“Siz geçin uzanın, geliyorum.” dedi.
Doktorun dediğini yapıp uzandım, karnımı açtım. Doktor gelip karnıma jel dökünce soğukluğu ürpermeme neden oldu. Doktor ultrasona bakmaya başladı. Bana dönüp,
“İlk hamileliğiniz mi?” diye sordu.
Sonunda sesimi bulabildim:
“Hayır değil. Daha önce ikiz gebelik yaşadım, 5 ayımı doldurmadan araba çarpması sonucu düşük yaptım.” dedim.
Doktor Bey şaşırdı, kaşları kalktı. Bu hareketini garip buldum ve
“Neden şaşırdınız?” diye sordum.
Doktor Bey gülerek,
“Tabii ki daha önce hamile kalmanız şaşılası bir durum değil. Yalnız ikiz hamileliğe şaşırdım. Çünkü şu anki hamileliğiniz de ikiz.” dedi.
Ve ben ikinci şoku yaşadım.
Allah’ım ne aptalım… Tanımadığım adamdan hamileyim… Bir değil, iki çocuğa! Hem de… Ben nasıl aptalım ki ertesi günü hapı aklıma gelmedi… Tabi 3 yıl hiç kimseyi hayatına almazsan… Unutursun…