7/bölüm ✔️

938 Words
Hatırlayamadığım gecenin üzerinden 1 hafta geçmişti. Bu 1 haftada işime odaklanmıştım. Olanları, daha doğrusu hatırlayamadığım geceyi unutmaya çalışıyordum. O geceden sonra emin olduğum bir şey varsa, bir daha içki içmeyecektim. İpek’le bu aralar fazla görüşemiyorduk. İşe de gelmiyordu, izinliydi. Arayıp konuştuğumda, yurtdışından en büyük amcasının oğlunun geldiğini söylemişti. Bu üç yılda İpek’in kuzenlerinin çoğuyla tanışmıştım ama büyük amcanın çocukları ile tanışmamıştım, yurtdışında yaşıyorlardı o yüzden. İpek beni yemeğe çağırmıştı tanıştırmak için ama ben gitmemiştim, başka zaman demiş, yorgun olduğumu söylemiştim. Zaten iki gün sonra gidiyorlardı. İpek de işe dönecekti. İşten çıkmış eve gelmiştim. Yemeğimi yemiş, bulaşıklarımı yıkıyordum. İçerden telefonumun çalmasıyla ellerimi yıkayıp telefonumu aldım. Annem arıyordu. “Alo annecim, nasılsınız?” diye cevapladım telefonu. “İyiyiz kızım, nasılsın? İşten geldin mi? Evde misin?” dedi annem. “Evet annecim, geldim evdeyim. Yemek yedim, bulaşıklarımı hallediyordum.” dedim. “Güzel, yemeğini aksatma kızım.” dedi. Gülümsedim. “Merak etme anne, iyiyim ben. Yemeğimi de yiyorum.” dedim. “Kızım biz yarın yanına geleceğiz, onu haber vermek için aramıştım.” dedi annem. “Ay çok güzel anne, gelin. Özledim sizi.” dedim. Güldü annem. “Tamam kızım, oyalamayım seni, işlerini hallet, yarın görüşürüz.” dedi. “Görüşürüz annem, öpüyorum.” deyip vedalaştık. Telefonu kapattıktan sonra hastaneyi aradım izin almak için. Çok fazla izin kullanmadığım için izin vermeleri zor olmadı. 1 hafta evdeydim. Evim zaten temizdi ama annem gelecek biliyorum, gelir gelmez temizlik yapmaya başlar; “Sen yapamamışsın, çalışıyorsun.” der, temizliğe girişirdi. Bu yüzden telefonumda video kaydı açtım. Sanki günlük vlog çeken fenomenler gibi evi dip köşe temizlerken videoya aldım. Anneme göstereceğim temizledim diye, kendini yormasın… Annemle babam geleli 2 gün olmuştu. Annem sürekli benim için yemek yapıyor, buzluğa koyuyordu. Annemle babamla zaman geçirmeyi ne kadar özlediğimi fark ettim. Ne kadar sık sık gitsem de onlar gelseler de yine de özlüyordum. Annem, “Kızım arkadaşın İpek’i akşam yemeğe çağır.” dedi. “Anne onların misafiri var. Aslında bugün gideceklerdi ama 2 gün daha kalmaya karar vermişler. Kuzenleri, amcaları yurtdışından gelmiş.” dedim. Annem, “Anladım kızım, başka zaman gitmeden görürüm zaten.” dedi. “Görürsün annem, merak etme. Sema teyze ile de buluşursunuz zaten.” dedim. Güldü annem. “Evet kızım, buluşuruz gitmeden Sema’yla.”… Annemle babam yarın dönüyorlardı. Şu an İpek’in evinde oturmuş sohbet ediyorduk. Sema teyze annemle babamın yarın döneceğini öğrenince yemeğe davet etmişti. Babaanne anneme bakıp, “Kızım sık sık gelin, hatta buraya taşının. Kübramın yanında olun, sizi çok özlüyor.” dedi. Babam, “İnşallah. Kızımız burayı sevdi, üç yıldır burada, geri döneceği yok. Bu durumda bizim kızımızın yanına gelmemiz gerek.” dedi. Ben şok oldum. Annemle babam yanıma mı taşınacaklar? Mutluluktan uçabilirim şu an. Yerimden kalkıp babama sarıldım. “Ay baba, kaç gündür neden söylemediniz buraya taşınacağınızı?” dedim. Babam gülerek, “Sürpriz yapalım dedik kızım. Teyzem konuyu açmasaydı, gelip ‘Eve dönüyorsun.’ diye seni alıp yeni evimize götürecektim. Ama öğrenmiş oldun.” dedi. Ben ikinci şoku yaşadım. “Aşk olsun baba, beni kandıracaktın yani?” dedim. Babam güldü. Bir aydınlanma daha yaşadım… “Yeni ev.” Babama, “Yeni ev mi tuttunuz?” diye sordum. Babam, “Hayır kızım, tutmadık, yeni bir ev aldık. Senin evinin yakınlarında, bahçeli, 2 katlı bir ev.” dedi. “Dönüyoruz çünkü. Evi kapatıp gerekli eşyaları alıp yeniden geleceğiz temelli.” dedi. Ben yine şok oldum… Ne ara bu kadar şeyi yapmışlardı… Yemeğin geri kalanı da sohbet ederek, gülerek geçti. Sonra evimize döndük. Annemle babam gideli 2 gün olmuştu. Bu hafta içinde İstanbul’daki işlerini halledip temelli geleceklerdi. İşten çıkmış eve doğru gidiyordum. Arabada müzik dinliyor, bir yandan da müziğe eşlik ediyordum. Telefonum çalınca babamın aradığını gördüm. Arabayı kenara çekip telefonu cevapladım. “Alo babam, nasılsınız? Bitti mi toparlanmanız?” diye sordum. Ama karşı taraftan bana yabancı bir ses duyuldu: “Hanımefendi, siz Tahsin Dinç’in yakını mısınız?” diye sordu. “Evet, kızıyım. Siz kimsiniz?” diye sordum. “Hanımefendi ben polis memuruyum. Tahsin Bey, eşi ile beraber bir araba kazası yaptı. Şu an hastaneye kaldırılıyorlar.” dedi. Benim elim ağzıma gitti, hemen gözlerim yanmaya başladı. “Nerede? Hangi hastane?” diye sordum polis memuruna. Ardından hemen yola çıktım… Polis memuruyla konuşmamdan şu ana kadar 8 saat geçmişti ve ben hastane koridorunda ameliyathanenin önünde bekliyordum. Doktorla konuşma fırsatım olmamıştı. Danışmadan aldığım bilgiye göre ağır yaralıymışlar. Benim şu an elimden dua etmekten başka bir şey gelmiyordu… Yanımda Şermin teyze vardı, mahallemizin ayaklı gazetesi… Selim olayından sonra bu 3 yılda bize yakın biri olmuştu. Mahallede herkese her konuda bilgi verirdi ama bizden başka benim hakkımda konuşanları da susturduğu olmuştu. Bunun sebebini, kendini bende görmesine bağlıyordum. Çünkü o da kocası tarafından ihanete uğramış ve boşanmış, kendi ayakları üzerinde duran bir kadındı. Hastaneye geldiğim zaman ailemin eşyalarını bana vermişlerdi. Annemin telefonu çalınca Şermin teyzenin aradığını görünce açmış, kazayı anlatmıştım. Aradan 1 saat geçmeden gelmişti. Beni yalnız bırakmamıştı. Şermin teyze ile ameliyathanenin önünde bekliyorduk. Ameliyathanenin kapısı açıldı. Hemen ayağa kalkıp doktorun karşısına geçtim. “Tahsin Dinç ve Sevim Dinç’in kızıyım. Durumları nasıl doktor bey?” dedim. Doktor bana bakıp, “Hanımefendi, hastalarımız buraya gelirken ağır yaralıydılar. İç kanamaları vardı. Annenizde beyin kanaması da vardı. Biz elimizden geleni yaptık ama maalesef ikisini de kurtaramadık. Başınız sağ olsun.” dedi. Benim dünyam başıma yıkıldı… Sanki bütün kemiklerimi kırmışlar da hepsi göğüs kafesime batıyor… Boğazım düğümleniyor, yutkunamıyorum… “Hayır, hayır! Lütfen olmasın, ölmesinler!” diye bağırıp ağlamaya başladım. Doktor, “Maalesef, başınız sağ olsun.” dedi, çekip gitti. Ben bağırarak ağlamaya devam ediyordum, Şermin teyze de benimle beraber ağlıyordu. Bir yandan beni tutmaya çalışıyordu. Ben artık annesiz, babasızdım… Benim hiç kimsem yoktu… Benim annem, sırdaşım, arkadaşım beni bırakıp gitmişti. Babam… Benim dağım… Arkamda her zaman duran… Varlığından güç aldığım, “Her hatanda yanındayım.” diyenim… Yoktu artık… Yalnızdım…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD