9. BÖLÜM

1022 Words
1 AY SONRA...... Zaman akıp gitmişti, acı hafiflemişti ama geçmememişti. Boran bazı geceleri kalkıp çalışma odasına çekiliyor saatlerce ağlıyordu. Sonrasın da ise hiç bir şey olmamış gibi yanıma geliyordu. Zordu, boran ailesinden geri ye kalan kişiyi kaybetmişti, her şey bir yana intikamdan vazgeçmişti şimdi ise tekrar intikama bulaştı. Sibel gitmişti ama ondan sonra kalan durumlar çokta iyi olmamıştı. Şimdi iki aşiretin arasın da kan davası vardı ve en önemlisi de boranın yemini. Kan dökmek istemiyordu ama kan dökmeden can almak istiyordu. " bu böyle olmaz Azer bizden bir kan döküldü, herşeyi geç senin kardeşin öldü yanlarına mı bırakacaksın" dedi boysallardan bir adam, sanırsam boranın amca oğlu idi. Boysal durum konusun da toplanmıştı, boran bezgince nefesini dışarı verdi. Aramızda ki elini tuttum, yanında olmak için onun ile tek bir kadın dahi olmayan ortama girmiştim, bütün kınayıcı bakışlar bende idi. Hepsinin aklında " onca erkeğin arasında bir kadının ne işi var" düşüncesi idi ama hepsi de çenesini tutuyordu. " yanlarına bırakmayacağım elbette ama canlarına da zarar vermeyeceğim, onları yaşatırken öldüreceğim" dediğinde hırsla adam ayağa kalktı, yanında oturan kişiler kolundan tutup onu geri oturtmak için çalıştı ama adam oturmadı. " öyle mi? Ne ara kan davası da kan dökmen den çözülmüş" yakıcı bakışları beni buldu "karın mı sokuyor bunu aklına onun aklı il-" boran ellini havaya kaldırıp susturdu " evet karımın sözünü tutuyorum ona verdiğim sözü tutuyorum, bu seni alakadar etmez, kan dökmek marifet değil" adam hırsla geri oturdu ve sakallarını kaşıdı, derin bir nefes alıp verdi " madem karının aklı ile hareket edeceksin söylesin bakalım sevgili karın ne yapacaksın" bütün bakışlar beni buldu. " karım benim yanımda, söylemek istediği zaman söyler, lafa girer senin öfkeni hırsını çekecek değil" dedi boran, adam sessiz kalıp arkasına yaslandı. Boran kaşları çatık bir süre adama baktıktan sonra bakışlarını diğer büyüklere çevirdi " dediğim gibi tek bir kan dahi dökülmeyecek ne onlardan ne bizden, bu işi kan dökmeden çözeceğiz" dediğinde Herkes " nasıl" diye sordu. Boran bana kısa bir bakış attı, karşında ki büyüklere döndü " aklımda var bir şeyler ama buraya toplanma sebebemiz bizden kan döküldü, sizden de dökülecek durumu için değil" nefesini dışarı verdi. bakışları ile odada ki kişileri tek tek inceledi, sonra da " benim sözümün üstüne söz tutmayıp, bunu kan ile dökmeye çalışan olur ise bilsin ki kendi elim ile canını alırım" dediğinde bakışlarını az önce amcasın oğlusuna çevirdi " anlaşıldımı" dedi vurgular bir şekilde. Herkesten tek tek mırıltılar çıktı. Boran tekrardan " anlaşıldı mı" diye sorması ile boranın kuzeni " evet" dedi. Boran başını salladı ve bakışlarını bana çevirdi. Başı ile hadi dercesine işaret etti. Sıra bana gelmişti. derin bir nefes aldım, kuruyan dudaklarımı ıslatıp " maalesef ki kayıp giden genç bir can var, sizden istenilen şey kan dökmeden öldürmek" derin bir nefes alıp verdim " öldürmek dedim ise de canını almak değil sadece" borana baktım " boranın dediği gibi yaşar iken öldürmek" dedikten sonra bakışlarımı büyüklere çevirdim " hiç bir şekilde can yakmadan bitsin istiyorum bu dava" dediğimde boranın kuzeni " ne ara kadınlar bu davalara karışır olmuş, gelin hanım burda oturdun bir şey demedim ama kar" demişti ki boran " sözüne dikkat et söylediğin kişi benim karım, en önemlisi de bir kadın, kaybedilen kişi bir kadın en çok onların hakkı var" diyen sözü oldu. Kimse den ses çıkmadı, boranın kuzeni ise kaşları çatık bir şekilde Borana baktı, boran ona bakılan yakıcı bakışları umursamadı ve bana döndü " devam et güzelim sen" diye fısıldadı. Başımı iki yana salladım " söyledim yeterli bence" dedim ve ayağa kalktım, herkese başım ile selam verdikten sonra odadan çıktım. Ortam kalabalıktı, boran Sibel için mevlüt okutuyordu. Kalabalığın oraya gitmek yerine Doğruca odaya çıktım, biraz uyu dinlenmek istiyordum son zamanlarda yaşadığımız olaylar yeteri kadar yıpratmıştı beni. Odanın olduğu kata geldiğim de iki kadın kapı ağzında konuşuyordu. Benim geldiğimi gördüklerin de hızla kapının önünden ayrıldılar ve aşağı indiler. Odanın kapısına geldiğim de kapıyı açıp içeri girdim, kapıyı kapatıp doğruca yatağa gittim ve oturdum. Sırtımı yatağın başlığına yasladım, dizlerimi karnıma doğru çektim ve kollarımı bacaklarıma dolayıp çenemi dizlerime koydum. Ne yaşamıştık biz, Sibel abisinin düğünü için geldiği memleketin de düğün günü abisinin kollarında son nefesini vermişti. Boran ile o günden sonra düzgün konuşamaz olduk sanki kaçıyor giydi benden. Kapı bir anda açıldı, açılan kapı ile bakışlarımı kapıya çevirdim. Gelen borandı. Elinde ise yemek tepsisi ile. Boran kapıyı kapattı ve yanıma geldi " bir şeyler yemedin düzgün" kollarımı bacaklarımdan çözdüm ve uzattım. Elinde ki tepsiyi kucağıma bıraktı. Kendisi de yatağın diğer ucuna oturdu. Hiç bir şey söylemeden ellerini önün de birleşti ve bakışlarını bir yere kitledi. Tek kelime etmedim sadece onu izledim. Sakalları uzamıştı, saçları ise dağınık, yanakları içe çökük, göz atlarında ise siyaha dönüktü. Gözlerimin önünde sevdiğim adam yok olup gidiyordu ve ben hiç bir şey yapamıyordum. Önümde ki tepsiyi yana bıraktım, yatakta kayıp boranın dibine sokuldum. O ise dibine sokulduğumu bile fark etmedi öylece boşluğu izliyordu. Elimi kaldırıp omuzuna koydum, omuzuna dokunmam ile irkildi ve bakışlarını boşluktan çekip bana baktı. Sonbaharı andıran bakışları artık soğuktu soğuk bir sonbahar vardı sanki. İçim titremiş bu bakışlarından. " bir şey mi oldu" bakışlarını omzunun üzerinden tepsiye çevirdi sonra da bana " neden yemedin yemeğini gülçiçek" diye sordu. Sesi bile yorgundu. Tek kelime etmeden başımı omzuna yasladım ve gözleri kapadım. Boran ise titrek bir nefes çekti içine sonra da kolunu belime doladı. Saçlarıma öpücük bırakıp kokusunu içine çektikten sonra " bu hayatta yaşama sebebim bir sen kaldın" dediğinde gözlerimi kapadım. Kokusu huzurdu hayla ama soğuktu eski boran değildi. Gerçekten Azerdi . Başımı omzundan çektim ve gözlerine baktım, elimi yanağına koydum, sakalları elime battı. Boran gözlerini kapadı, yanağını elime yasladı " korkuyorum sana da bir şey olacak diye" diye fısıldadı. Başımı başına yaklaştırtım anlımı anlıma dayadım. " yanındayım boran azer boysal ne olursa olsun yanındayım kim ne derse desin kim ne yaparsa yapsın yanındayım" diye fısıldadım. Boran gözlerini açtı ve anlını alnımdan çekti. Yüzümü inceldi, yanağına koyduğum elimi yanağından çekti ve sıkı sıkı tuttu, bir şey vardı hissediyordum. Boran kuruyan dudaklarını dili ile ıslattı, nefesini dışarı verdikten sonra " gülçiçek biliyorum belki kararıma karşı çıkacaksın" demişti ki sözünü kestim " gitmiyorum boran gitmem senin ileyim ne olursa olsun" çenemi kaldırdım " Ben gülçiçek boysal, boysal aşiretin hanımı, Azer boysalında karısıyım kocam nerde ise bende oradayım"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD