1.bölüm devamı

756 Words
Barın ışıkları Arya’nın ardından solarken, soğuk gece havası yüzüne çarptı. Siyah elbisesinin etekleri hafifçe savruldu. Henüz sarhoşluğun etkisi tam geçmemişti. Tam o sırada, lüks bir araba önünde durdu. Direksiyonun arkasında tanıdık bir yüz vardı: abisi Barış. "Bu kadar içmek ne, Arya? diye sordu, sesi hem kızgın hem de endişeliydi." Arya, gözlerini kısarak abisine baktı. "Ne yani, babam mafya diye eğlenmeye hakkım yok mu? " Barış kaşlarını çattı, arabayı çalıştırdı. "Eğlen ama böyle değil"dedi sertçe. Arya kafasını cama yasladı, sokak ışıkları gözlerinde bulanık yansımalar oluşturuyordu. "Peki sana kim söyledi benim burada olduğumu?" "Annemi aramıştım. Seni sorduğumda evde olmadığını söyledi. Önal’la çıktığını öğrenince ulaşmaya çalışmış ama telefonunu açmamışsın. Çok korktu." Arya dudaklarını büzüp kısık bir kahkaha attı. "Ama kızmaz bana. Neden kızsın ki? Hem… ben senin gibi annemi bırakıp babamla kalmadım." Barış’ın yüzündeki gülümseme bir anda silindi. Direksiyona sıkıca tutundu. "O konuyu açma, Arya. Biliyorsun neden…" Ama Arya çoktan gözlerini kapamış, uykuya dalmıştı. Barış ona baktı, içten içe derin bir nefes aldı. Umarım bir gün sensizlikle sınanmam, dedi kendi kendine. Çünkü o, kardeşinin başına geleceklerden haberdardı. Bir şifre meselesi… Arya’nın henüz bilmediği bir sır. Geniş demir kapılar açıldığında arabalar peş peşe içeri girdi. Bahçenin loş ışıkları altında siyah arabaların yan yana dizilişi, evin ihtişamını gölgelerle daha da belirgin kılıyordu. Barış, uyuyan kardeşini kucağına aldı. Arya gözlerini araladı ama sarhoşluğun verdiği ağırlıkla kendini bıraktı. Kapının önünde babaları Rauf Bey belirdi. Sert yüz hatları, güçlü bakışlarıyla hâlâ yeraltı dünyasının en saygı duyulan adamlarındandı. Arya, abisinin kollarından inerek babasına doğru yürüdü Rauf da kızına doğru yürüdü ve kızı Arya'ya yaklaştıgında sarıldı. "iyimisin Arya neden haber vermiyorsun?" Arya da banasının sarılmasına karşılık vermişti ancak Arya'nın babasın karşı ördügü o fuvaröarı Rauf hep hissediyor ancak hiç bir şey yapamıyordu. "Baba eğer benim... " Arya esnedi eliyle agzınu kapattı. "benim iyi olmamı istiyorsan bu işleri bırak." Sözlerini bitirdikten sonra Arya merdivenlerden çıkıp odasına gitti.Rauf kızının üstüne titrerdi ama onun isyan dolu ruhuna da engel olamazdı. Barış ise sessizce iç çekti, babasının yüzüne baktı. Sabah olduğunda büyük masada sadece üç kişi vardı: Arya, Barış ve Rauf. Masanın beyaz örtüsü üzerinde kristal tabaklar, gümüş çatal bıçaklar, sıcak ekmekler… Ama havada ağır bir sessizlik vardı. Barış gülerek sessizliği bozdu. "Minik sarhoş, bakıyorum da ayılmışsın." Arya gözlerini devirdi. "Sen de beni anneme götürseydin keşke. Ona söz vermiştim." Rauf araya girdi. "Ben öyle istedim, kızım. Annenin haberi var. Ayrıca… sende en çok annenle vakit geçiriyorsun." "Ayırlmasaydınız emin ol senle daha çok vakit geçirirdim baba" dedi Arya tabagına zeytin alırken. "Arya! Akşam davet var sende geliyorsun" "Evet kızım aile olarak gitmeliyiz" Arya’nın yüzü asıldı. Kaşı yukarı kalktı, sesi buz gibiydi. — Annem olmadan aile olamıyoruz zaten, baba. Rauf’un yüzündeki ifade sertleşti. — Bu konuyu konuşmuyoruz. Akşam bir davet var ve, hepimiz gidiyoruz. Aile olarak görünmemiz önemli. Arya dudaklarını ısırdı ama bir şey söylemedi. Babası saçlarına öpücük kondurup masadan kalktı. Barış da onun peşinden çıktı. Arya, geniş sofrada tek başına kaldı. Odasına çekildi. Tuvalinin karşısına geçti, saatlerce resim çizdi. Beyaz ve siyahın keskin tonları tuvalde dans ederken zihninde babasına olan kırgınlık yankılanıyordu. Bir süre sonra fırçayı kenara bıraktı, dolabını açtı. Kırmızı, üst kısmı dar, ince askılı; belden aşağısı geniş, yırtmaçlı bir elbiseyi çıkardı. Hafif makyajla mavi gözlerini belirginleştirdi. Saçlarının bir kısmını arkadan topladı, siyah topuklu ayakkabılarını giydi. Aynada kendine baktığında annesini anımsattı. Akşam olduğunda abisi ve babasıyla birlikte evden çıktılar. Davet salonuna girdiklerinde herkesin bakışları üzerlerindeydi. Arya, babasının ve abisinin arasında yürürken dimdik duruyordu. Tıpkı annesi Asya gibi… asil ve başı dik. Masalar arasında Rauf Bey’i tanıyan birçok kişi gelip selam verdi. Arya’yı tanıştırıyordu, Arya zarifçe başını sallıyor, gerektiğinde kibar bir gülümseme ile cevap veriyordu. Ama bir çift göz sürekli üzerinde dolaşıyordu. Karan. Arya, abisiyle sohbet ederken bile bu bakışı hissediyordu. İçinde tanımlayamadığı bir huzursuzluk vardı. Kaşlarını çattı, hafifçe iç çekti. "Ne oldu? Sıkıldın mı benden yoksa?"dedi Barış, imalı bir gülüşle. "Hayır abi. Ayakkabım biraz sıktı, bileğim acıyor sadece." Barış hiç düşünmeden eğildi, kalabalığın ortasında kardeşinin ayakkabısını düzeltti.Barış bir annesi brde kız kardeşi için eğilirdi.Annesi ve kız kardeşi Barışın dokunulmazlarıydı.Ayağa kalktığında Arya gülümseyerek ona sarıldı. Karan ise karşıdan bu manzarayı izliyordu. Çatık kaşlarla… Onların sevgili olduğunu sanmıştı. Kıskançlık kalbine saplanan ince bir bıçak gibiydi. Ama içindeki ses susmuyordu: Onun adını öğrenmeliyim. En azından adını… Arya abisine dönüp fısıldadı: "Abi, dans edelim mi? Yoksa birazdan biri gelir, akşam akşam senin başına bela olurum." Barış kahkaha attı. "Benim gülümü kimse dansa kaldırmaya cesaret edemez. Hele yanında ben varken hiç!" Arya gülerek onun elini tuttu, dans pistine çıktı. Ama bu gece, sadece bir dans gecesi olmayacaktı. Çünkü karanlık köşede duran Karan, çoktan kararını vermişti. Arya onun hayatına adım atacak, ister istemez her şeyi değiştirecekti…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD