9. BÖLÜM

1371 Words
En iyi bildiginiz duygu hangisidir. Nefreti mi daha iyi bilirsiniz. Yoksa sevgiyi mi?. Özlemdi Havinin en iyi bildiği Duygu. Özlemden yanıp tutuşmaktı. Her gece başını yastığa koyduğundaki duasıydı. Biliyordu Havin. Bir gün ölse de ölmeden önce ki son düşüncesi bitmeyen özlemi olacaktı. Yiğit'e duyduğu özlemi... Şimdi penceresinden Yiğit'le olan anılarına bakarken Yiğit'e olan özleminin asla bitmeyeceğini biliyordu. Onun olmayacaktı. Yiğit onu sevmeyecekti. Beyaz gelinlik içinde Yiğit'e yürüyemeyecekti. Yiğit, Havin için verilen bir cezaydı. Havin, Babasıyla beraber eve geldiklerinde, babasının tekrar evlendiğini öğrenmişti. Babasına kızmıyordu. Sadece... Sadece kırılmıştı... Babası, gittiklerinden beri kimse odasına girmediğini söyleyince dünyalar onun olmuştu. Teşekkür edip odasına çıkmış ve herşeye doyasıya dokunmuştu. Penceresine geldiğinde hatıraları sanki bu anı bekliyormuş gibi koşuşturmuştu beynine. Yiğit'le oynadıkları Avlu'ya bakıyordu penceresi. Bir gün Yiğit'le bu pencereden dışarı bakarken. "Bak Havin seni şurda alıcam. O zaman sen gelinlik giymiş olacaksın. Bende damatlık." Dedi. Havinin yanakları kızarırken omuz silkti. "Ben evlenmicem" dedi ve gidip yatağa oturdu. Yiğit sırtını pencereye dayayıp Havin'e baktı. "Ne demek evlenmicem" dedi "Öyle evlenmicem. Hem annemle babamı özlerim ben" dedi. Yiğit kollarını göğüsünde kavuşturdu. "O zaman evlendikten sonra burda kalırız. Hem bu odada bizim odamız olur." "Saçmalama. Neden annemle babamın evinde kalacaz ki. Başka bir evimiz olacak" dedi söylediği şeyden sonra yanakları kızarırken başını eğdi. Yiğit pencereden sırtını çekip Havin'e yaklaştı. "Peki o zaman" dedi ve Havin'in çenesinin altından tuttu ve devam etti konuşmasına. "Sen annelerin yanına gelirsin istediğin zaman ben de seni özlersem ki hep özlerim. Gece gizlice gelip odaya girerim. Sarılıp uyuyuruz olur mu?" dedi. Havin gülümsedi. Başını hafifçe aşağı yukarı salladı. Çocukluktu o zamanlar. Havin'in derdi sadeve oyun oynamaktı. Nerden bilebilirdi ki bir beşik kertmesi olduğunu. Yavaşça anılarında gözlerini alıp yatağa oturdu. Bavulu dayısının evinde kalmıştı. Onu nasıl alacaktı bilmiyordu. Odadan çıktı ve avluyu gören pervaza yaklaştı. Babası aşağıda bir kadınla konuşuyordu. Ne konuştuklarını duymuyordu. "Baba" diye seslendi aşağı. Ikisininde gözü Havin'e döndü. Kadın gülümsedi. "Havin in aşağı" dedi babası. Havin yavaş adımlarla aşağı indi ve babasının yayına ilerledi. "Gel kızım. Bak bu Zeynep. Benim karım" dedi. "Hoşgeldin Havin" diyerek sarıldı. Zeynep Havin'e. "Hosbuldum" dedi Havin soğukça. "Açsındır sen ben hemen bir şeyler hazırlatayım sana"dedi Zeynep ardından mutfağa seslendi. "Baba benim bavulum kaldı." dedi Havin "Biliyorum. Getirtim." dedi Hasan Ağa "Dayımlardan mı?" Dedi Havin şok içinde nerden biliyordu Bavulunun orda olduğunu. "Evet... Diyarbakır Ağalarıyla bir husumeti varmış vurmuşlar Mehmet Ağayı " dedi Hasan Ağa. Havin başınıaşağı yukarı salladı. Yiğit suçlamamıştı. Nasıl bakacaktı onun yüzüne bilmiyordu. Dayısının evine gidemiyordu. Dayısı ölmüştü. "Gel Havin biz seninle yemek yiyelim. Sende yer misin Hasan Ağa" dedi Zeynep "Yok" dedi ve merdivenlere yöneldi Hasan Ağa. Zeynep gülümseyip Havin'in koluna girdi ve onu mutfağa ilerletti. "Herkes çıksın" dedi mutfaktakilere zeynep. Mutfaktakiler islerini bırakıp dışarı çıktı.  "Sen masaya geç" dedi Zeynep. Havin çok açtı. Dünden beri yemek yememişti ve yemek yeme fikri şu an ona çok cazip geliyordu. Büyük mutfağın köşesindeki masaya oturdu. Zeynep elinde sularla gelip karşı oturdu Havin'in. "Başlasana" dedi gülümseyerek. Havin teşekkür edip aç karnını doyurmaya başladı. Aklına gelen soruyla Zeynep'e döndü. "Kaç yaşındasın? "27" "Daha gençsin" "Babanla 20 yaşında evlendik. "Anladım... Çocuk?" " 1tane var" dedi Zeynep. Ardından masanın üzerinden elini uzatıp Havin'in elini tuttu. "Asla annen gibi olmaya çalışmadım Havin. Çocuğumuda senin yerine koydurtmadım. Neden kaçtığınızı biliyorum ve bende annen yerinde olsam onun gibi yapardım. Beni ablan olarak gör. Ne istiyorsan bana söyleyebilirsin. Derdin olursa bana anlatabilirsin. Merak etme seninle benim aramdakiler yalnızca ikimizin arasında kalacak. Baban sana karışamayacak. Merak etme." dedi Zeynep. Havin böyle bir şey beklemiyordu. Ama Zeynep onu şaşırtmıştı. "Teşekkür ederim." Dedi Havin. "Hadi yemeğini ye" diyerek çekti elini Havin'in elinden. Sessizce yemeğini yedi. Ardından avludaki sedire oturdular Zeyneple "Ayşe bize birer kahve yap" dedi Zeynep mutfağa doğru. "Burayı özledim. Hiç bir şey değişmemiş" dedi Havin "Değişmesine izin vermedim. " dedi Zeynep. O zaman Havin Zeynep'e minnet duydu. Sarılıp ağlayarak teşekkür etmek. Hatıralarımı bana bıraktığın için teşekkür ederim demek istiyordu. Ağzından kuru bir teşekkür çıktı. "Ee dışarı çıkalım mı biraz özlemişsindir Mardin'i" "özlemez miyim? " dedi Havin buruk bir tebessümle. "Ee hadi o zaman. Ben hazırlanıp Hasan Ağa'dan izin alayım." dedi Zeynep. Kalktı ve hızlı adımlarla yukarı çıktı. Odasına girip kapıyı kapattığında once odaya göz gezdirdi ardından banyoya baktı. Oda da kimsenin olmadığına kanaat getirince masanın üzerindeki telefonunu aldı. Aradığı ismi bulunca arayıp kulağına götürdü. Ikinci çalışta telefon açılmıştı. "Ağam dışarı çıkıyoruz şimdi. Nereye getireyim Havin'i" dedi bir süre karşı tarafı dinledi. Ardından telefonu kapatıp üzerini değiştirdi. Odadan çıkıp Hasan Ağa'nın çalışma odasına ilerledi. Kapıyı tıklatıp içeri girdi. "Ağam biz Havin'le dışarı çıkıyoruz. Biraz gezelim dedik. Haberin olsun." dedi "Tamam göz kulak ol ona. Dikkat et" dedi Hasan Ağa'yı onaylayıp Havin'in yanına ilerledi. Havin on dakikalık bekleyişin ardında sıkılmıştı. "Ben hazırım. Hadi çıkalım Havin" dedi Zeynep. Havin onaylayıp ayağa kalktı. Zeynep Havin'in koluna girip. "Aklında bir yer var mı gezmek istediğin özlediğin bir yer?" "Mardin'in her yerini özledim." Dedi " o zaman ben seni bir yere götüreyim. Eminim çok seveceksin." dedi ***** Havin tanıdık yerlere gelince gözleri dolu dolu oldu. "Bu... Burası" dedi Havin kekeleyerek. Zeynep Havin'in inmesini bekledi. Adamın istediği yere getirmişti Havin'i. Şimdi sadece arabada durması gerekiyordu. Havin yavaş adımlarla Yiğit'le çocukken geldikleri Mardin'i ayaklar altına seren ağacın altında gitti. Göz yaşları Habersizce akarken dokundu ağaca. Yiğit Havin'i burda öpmüştü. Yiğit'in dudağı Havinin yanağına değdiğinde ağaçtan düşüyordu neredeyse Havin. İlk defa burda evlenicez demişti Yiğit. İlk defa burda Yiğit'e hayran olmuştu Havin. "Merhaba " dedi Havin ağaca. Delilikti yaptığı belki ama Havin kendini bildi bileli içindekileri bu ağacın yapraklarına anlatmıştı. Buir tek bu ağaç biliyordu Yiğit'e olan aşkını... " Ben geldim" diye fısıldadı. "Mardine geldim. Sana geldim. Evime... En önemlisi ona geldim... çok özledim seni onu." Ardından dilegetirmediği sözleri içinden söyledi. Çocukluk diye umursamadığım duyguların acını çektiğim Sekiz yılın ardından onu gördüm. Herşeyin silinmesiydi beni ona kavuşturan. Şimdi anlıyorum. Çocukluk değildi benim hissettiğim. Aşktı. Belki onu düşünmesem geçer diye uyuduğum. Sabah gözlerimi açtığım Aydınlığım oldu. Unuturum diye geçirdiğim saatler tıpkı beyaz bir kefen gibi sardı etrafımı. Ve ben o kefini yırtarcasına aşığım. İmkânsız aşk bizimkisi. Ölümün bile anlamı olan bu şehirde,beşik kertmemin olması kadar anlamsız sevgim. "Ben onu sevdim..." diye fısıldadı ardından devam etti. "İmkânsız olduğunu bile bile... Çölde susuz kalmış birinin suya duyduğu hasret gibi sevdim." Tıpkı onun gözleri gibi... Tek bir farkla... Benim Karanlığımın ardında Aydınlığım yoktu. Ben bunu bile bile sevdim. "Havin?..." Ismi ona göre cok anlamsızdı. Yaz demekti Havin. Ama o hayatı boyunca hep kışı yaşamıştı. Hiç cıvıltılı bir hayatı olmamıştı. Hep soğuktu... Sarılacak, onun ısınmasına yardımcı olacak biri hiç olmamıştı hayatında. Annesiyle arasındaki ilişki belirliydi zaten. Annesi o tam 12 yaşında konaktan ayrılırken bırakmıştı ona sarılmayı. Onu korumak için önüne geçmişti. Ama annesi bilmiyordu ki Havin'in sarılmaya ihtiyacı olduğunu... Havin ismini sevdiklerinden duyunca anlam kazanıyordu. Şimdi ismi Yiğit'in dudaklarından döküldükçe kalbindeki buzları eritip bir kuş gibi yeniden kanat çırpmasını sağlıyordu. Yiğit'in ona ne yaptığını bilmiyordu. Tek bildiği ona her ne yapıyorsa, yapmamasını istediğiydi. Çünkü böyle yaptıkça daha çok canını acıtıyordu. Bu ölü bir bedeni tekrar tekrar öldürmek gibiydi. "Yapma" dedi Havin en sonunda konuşup. Yiğit ne zaman gelmişti. Konuştuklarını duymuş muydu bilmiyordu. Ama eğer içindekileri şimdi söylemezse bir daha hiç söyleyemeyecekti. "Yapma Yiğit..." dedi ve ona yaklaştı. " Yapma! Nerde olursam olayım her zoru düşündüğümde arkamda belirme. Bu canımı acıtıyor görmüyor musun. Yarama tekrar tekrar bıçak saplıyorsun bunun farkında değil misin. Beni koruma! Bırak ne halim varsa göreyim. Sen beni korumaya çalıştıkça yanıyorum görmüyor musun? Sen benim etrafımda oldukça. Kokun etrafımda oldukça. Bana verdiğin güven duygun etrafımda oldukça canım acıyor. İstemiyorum. Güvenini istemiyorum. Kokunu istemiyorum. Her korktuğumda koşup sarılabileceğim kollarını istemiyorum. Ben seni istemiyorum Yiğit. Ben her baktığımda etrafımda seni görmeyi istemiyorum. Beni korumanı istemiyorum. Ben... Ben seni hayatımda istemiyorum." dedi ardından hiç durmadan hızlı adımlarla onu bekleyen arabaya bindi. Zeynep hiç bir şey sormadan şoföre eve gitmesini emretti. Havin ardında bir enkaz bıraktığından habersizdi. Yiğit'in Gözünden bir damla yaş aktı, yanağından boynuna doğru bir yol izledi. Havin ona seni istemiyorum demişti. Ne hayaller kurup getirmişti Havin'i buraya. Ne cümleler kurmuştu. Aklından ona söyleyebilmek için. Onu sevdiğini söyleyecekti. Beşik kertmesinin o olduğunu... Içi buraya gelirken bayram havasındaydı. Ama Havin onu enkaza çevirmişti. "Vazgeçmicem Ulan! Vazgeçmicem sana olan Aşkımdan! Seni bana aşık edene kadar durmicam Havin. Beni kapıdan kovsan bacadan gireceğim. Seni kendi isteğinle kendime getirmeden durmicam! Ama sen bana aşık olurken. Benim sana vurgun olduğumu bilmeyeceksin" Ardından Mardin'in nefes kesen manzarasına döndü. " Duydun mu Mardin. Bilmeyecek..." ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD