Emre'yle okul çıkışı konuştuk, ailesi çok mutlu olmuşlar. Babası bu hafta cumartesi istemeye gidelim demiş, hafta ortası okulunuz var rahat hazırlık yapsınlar demiş.
Ben de kabul ettim. Hatice anne ortada dolanan dedikoduyu sormuş, o da anlatmış. Amcasının dedesinin ona bıraktığı mallar için özellikle dedikodu çıkardıklarını hepsini anlatmış. Amcama kızmışlar.
Bugün günlerden perşembeydi, yarın alışverişe gidecektim. Zeynep çok ısrar etti, tabi bir de Helin. Artık nasıl olacaksa okul çıkışı gideceğiz. Allahtan birkaç saat vaktimiz var, yoksa sabahtan çıksaydık bu iki cadı beni çarşıda çok yorardı.
İçimde anlaşmalı da olsa heyecan var, o bilmese de onu seviyordum. Amcam her yemek sofrasında sanki inadına gene Rohat mevzusunu açıyor. Her seferinde babaannem ve ben yok dedikçe ortalık geriliyor, artık Boran'ı zor tutuyoruz.
Beni her gün erinmeden okula bırakıp alıyor. Emre'nin dikkatini çekti, anlatmak zorunda kaldım, çok sinirlendi, elleri yumruk oldu. Sakinleştirmek için ilk defa onun eline dokundum, ilk defa ona dokunuyorum, kalbim yerinden çıkacak gibi attı.
O da elimi geri tutunca kıpkırmızı oldum ve ‘Tamam, sakınım, bir an önce yüzükleri takmalıyız. Zaten ortalıkta Zilan önce bana söz verdi sonra Emre'ye gitti gibi laflar söylüyormuş’ dedi. Sinirlendim.
Boran sabahları seni bıraksın, okul çıkışı seni ben bırakacağım bakalım Rohat beni görünce ne yapacak, işsiz güçsüz dolaşıyor ortalıkta, aklını bunlara yoracağına çalışsa.
O gün Boran'a mesaj attım, beni Emre bırakacak dedim ve olanları kısaca anlattım. O da sorunu sormadan tamam dedi.
Beraber okuldan çıktık, beni eve bırakacaktı, arabaya bindim. Araba onun gibi kokuyordu, sanki hafif bir nane kokusu var, öyle ferah bir koku ki.
Sonra araba durdu, bende hemen kendime geldim. Tam arabadan inecekken bende geleyim babaanne selam vereyim dedi.
Tam yok diyecektim hadi Zilan dedi bende bir şey diyemedim arabadan indi ve beraber içeri girdik.
Babaannem sedirlerde oturuyordu yanında yengem ve kızı vardı bizi görünce yüzleri düştü ama Zerya Erme’ye öyle bir baktı ki sinirlendim.
Sonra Zerya bana bakınca kendine geldi ve bana kızgın bir şekilde baktı.
Emre babaannem elini öptü ve hemen müsaade istedi. Babaannem anlamıştı bu bir gövde gösterisiydi ama Rohat yoktu yengemler vardı o yeterdi, Erme’yi yolcu ettim ve odama geçtim.
Hemen kendimi banyoya atıp rutin işlerimi hallettim namazımı kılıp aşağı indim. Babaannemle biraz oturup konuştuk sonra Helin’de bize katıldı. Akşam yemeği olunca hep beraber sofraya oturduk Helin sağ olsun yarın okul çıkışı çarşıya çıkacağımızı söyledi.
Boran, "Ben de sizinle geleceğim, beraber gidip gelelim." dedi. Tamam dedik.
Yemekten sonra salona geçtik, biraz daha sohbet ettik. Ben geç olunca müsaade istedim, odama geçip namazı kılıp yatağa yattım, uyudum.
Sabah erkenden kalkıp banyoya girdim, rutin işlerimi hallettim. Sonra namazı kılıp hazırlandım. Kahvaltımı yaptım, Boran beni okula bıraktı. Ders başlamadan Emre geldi ve "Ben sizi götürürüm." dedi. "Rohat'ın sağı solu belli olmaz." dedi. Ben de "Boran bizle gelecek." dedim. "Olsun, ben de gelirim." dedi. Tam itiraz edecekken öyle bir baktı, bir şey diyemedim, tamam dedim.
Son dersi de yaptık, sınıfı toparladım, çantamı, ceketimi alıp çıktık Emre'yle beraber.
Boran ve Helin bizi kapıda bekliyordu, Zeynep'le çarşıda buluşacaktık.
Emre, "Benim arabayla gidelim, seninkini eve bırakalım, oradan çarşıya gideriz." dedi.
Boran tamam dedi ve önce konağa, sonra merkeze yola çıktık. Çarşıya vardığımızda Zeynep bizi bekliyordu, bizi gördü ve hemen yanıma gelip sıkıca sarıldı.
"Bayadır yüz yüze görüşemiyoruz." dedi. "Ama ofis neredeyse hazır, açılış yapacağım, o zaman düzenli de girerim, sık sık görüşürüz." dedi.
Başladık dolanmaya, bu girdiğimiz üçüncü mağaza, artık sıkıldım. Zeynep kendini kaybetti. Sonra çok güzel krem bir elbiseyle geldi elinde, üstünde inci detayları vardı, çok güzeldi, hemen denedim. O arada Zeynep, Boran ve Emre'yi dışarı yollamış.
Emre beni görmesin diye, çok güzel olmuştum. Helin ve Zeynep de beğendi.
Bize yardım eden kıza bakıp 'Bu kıyafetin kumaşından şal var mı?' diye sordum.
Var dedi ve gidip getirdi. Ben de üstümü değiştirdim. Mağazada ayakkabı reyonu vardı, oraya gittim ve krem rengi, önü açık, bilekten bağlamalı, hafif kare topuk bir ayakkabı seçtim. Sade ve şıktı.
O arada Boran ve Emre içeri girmişlerdi. Ben de kasaya geçtim. Tam ödeme yapacakken Emre kartını uzattı ve o ödedi. Tam itiraz edecekken 'Olmaz Zilan, benim almam lazım.' dedi.
Hepimiz acıkmıştık, dışarıda yiyelim dedi. O arada Hakan Erme'yi aradı.
Emre onu da yemeğe davet etti, hep beraber çok güzel bir restoranda yemek yedik.
Yemeğimiz bitince Zeynep kendi arabasıyla gidecekken Helin ve Boran onun arabasıyla döndü.
Ben de Emre'yle beraber döndüm. O kadar yorulmuştum ki uyuya kalmışım.
Emre beni uyandırdı, geldik diye. Kendime geldim, 'Kusura bakma.' dedim. O da güldü, 'Hadi git yat, yarın daha yorucu olacak.' dedi.
Ben de gülümsedim ve arabadan inip eve geçtim. Hemen odama çıkıp kendimi banyoya attım. Yıkanıp çıktım, rutin işlerimi hallettim ve çıktım. Önce namazı kıldım, sonra da hemen yattım. Gözümü kapatmamla uykuya daldım, çok yorgundum…
Telefonun saati çaldı. Zar zor gözümü açıp banyoya geçtim ve rutin işlerimi hallettim. Sabah namazını kılıp biraz Kur'an okudum. Daha erken diye tam geri uzanacaktım ki aşağıdan bir bağırma sesi yükseldi. Hemen odamdan çıkıp yürüdüm, merdivenin başında aşağı baktığımda amcam ve Rohat babaanneme bağırıyor.
Amca: 'Zilan Rohat'la evlenecek ana, başka kimseyle evlenemez. O mallar başka aşirette kalmayacak, bizim aşirette kalmalı, biliyorsun. Dün akşam diğer aşiret ağalarıyla görüştüm. Zilan evlenmek istiyorsa her şeyi bize verecek, vermek istemiyorsa Rohat'la evlenmeli.' dedi ve gülümsedi, ikisi de…
Ben de merdivenin başında öylece kaldım. Allah'ım bana bir yol göster dedim içimden…