12.Bölüm

430 Words
Emre İzmir’den Şırnak’a taşınalı neredeyse bir ay oldu. Babam rahatsızlanınca beni yanında istedi. Ömer ağabeyim de "Gel, kimse sana karışamaz." dedi. Ben de "Okulum var ağabey, tayinimi halletmem lazım." dedim. O da "Benim arkadaşım var, halleder." dedi. Buraya kolay alıştım, sanki hiç ayrı yaşamamışız, sanki ben burada doğup büyümüşüm gibi herkes bana kucak açtı. O gün her zamanki çocuklar teneffüse çıkmışlardı, ben onları izliyordum. Sonra o geldi: Zilan. İlk bakışta ondan çok etkilendim. Önce çocuklardan birinin kardeşi veya kuzeni sandım ama öğretmenmiş, tayinini buraya aldırmak istiyormuş. Buralıymış, dedesi ölünce gelmiş. Ben de yardım etmek istedim ve evraklarını doldurdum ve "Hallederim." dedim. Akşam evde ağabeyimle konuşurum, bana yardımcı olur diye düşündüm. Akşam ağabeyim çalışma odasına geçince konuştuk, durumu anlattım. Bana kim olduğunu sorunca "Kılıç aşiretinden rahmetli Botan Ağa'nın torunu Zilan." dedim. Ağabeyim "Tamam, hallederim." dedi ve kısadan hayat hikâyesini anlattı. Çok üzüldüm. Ben babasız büyüdüm diye hep eksik hissederdim kendimi ama benden daha kötü hayatlar varmış. Bir kez daha hayran kaldım kendi ayaklarının üstünde durmuş ve okulunu okumuş. Ağabeyim "Tayin işini halledelim." deyince Hatice anne, Kılıç aşiretine başsağlığına gidilmesi gerektiğini söyledi. Babam kalabalığa giremediği için şimdiye ertelenmişti. Akşam yemekten sonra hep beraber gittik. Kapıda bizi karşıladı. O kadar güzel ki gözümü ondan alamadım. Ağabeyimle göz göze geldik ve hemen gülümsedi, hemen toparlandım. Çok oturmadık, kalktık. Kapıda Zilan’la konuştuk ve tayin işini hallettiğimi söyledim. Teşekkür etti ve nasıl hallettiğimi sordu. Ben de ağabeyimden yardım aldığımı, zamanında benim tayinimi de onun aldırdığını söyledim. Sonra kendi konağımıza geçtik. Ağabeyim arabada konuyu Zilan'a getirdi. Ben de sadece okul için yardım ettiğimi söyledim, pek inanmadı. Öğlen Hakan’la buluşacaktık. Kendisi benim çocukluk arkadaşımdı, ortaokulda babası askerdi, tayinleri çıkınca taşınmışlardı, sonra hiç görüşmedik. Geçen okula jandarma gelmişti, okulun yakınlarında olay olmuş, gördük mü diye. İsminden tanıdım, birbirimizi gördüğümüze sevindik. O günden beri görüşüyoruz. Yarın izin günüymüş, bir şeyler içelim dedi, ben de kabul ettim. Geldiğimden beri sohbet edemedik. O gün kafede Zilan’ı gördüm, yanında bir arkadaşıyla oturuyordu. Yanına gidip selam verdim, ayaküstü biraz konuştuk. Sonra Hakan ve ben boş olan bir masaya geçtik. Tabii hemen Hakan imalı imalı konuştu, ben de üstü kapalı cevap verdim. Sonra görüşmediğimiz zamanlar neler yaptığımızı, benim babamın ortaya çıkmasını falan konuştuk. Sonra akşam olunca eve geçtim, günler böyle geçiyordu. Zilan'la biraz daha yakınlaştık, birbirimize ismimizle hitap ediyorduk artık ama birkaç gündür biraz canı sıkkın gibiydi. Neyi olduğunu sordum, anlattı her şeyi. Sinirlendim ama belli etmedim. Dedikodular yayılmaya başlamıştı Rohat'la. O an aklıma anlaşmalı evlilik geldi ve ertesi gün söyledim. Kafası karıştı, düşünmesini için zaman verdim. Akşama mesaj geldi, kabul ettiğini yazıyordu ve benimle konuşmak istiyordu. Zilan'ı seviyordum, inşallah bu anlaşmalı evlilik gerçeğe döner…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD