1982 sonbaharının o muhteşem imza gününün ve "Çamurdan Doğan Şafak" kitabının getirdiği yankıların üzerinden iki yıl geçmişti. 1984 yılının ılık bir nisan sabahında Ankara, uzun ve çetin geçen bir kışın ardından yeniden yeşermeye, parklarında erguvanlar ve lale soğanları filizlenmeye başlamıştı. Ancak zamanın akışı, bu iki kız kardeşin hayatına sadece başarı ve sükunet getirmekle kalmamış, beraberinde yeni sorumluluklar, yeni yol ayrımları ve hayatın o hiç bitmeyen sınavlarını da getirmişti. Dr. Nehir, artık Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin sadece sevilen bir öğretim üyesi değil, aynı zamanda Doçentlik unvanı için hazırladığı devasa tez projesinin son aşamasındaki kıdemli bir araştırmacıydı. Üniversite koridorlarında koltuk değneği olmadan, sol bacağındaki o hafif ve zarif aksamayla yü

