"Güven, benim dünyamda parayla satın alınamayacak tek şeydir Gece. onu bana satamazsın. Kazanmak zorundasın. Ve inan bana benim güvenimi kazanmaya çalışırken çok canın yanacak."Alaz'ın dudaklarından dökülen bu sözler, odadaki soğuk havayı daha da ağırlaştırdı.Gece aralarındaki o tehlikeli yakınlığa rağmen gözlerini kırpmadı.Kalbi göğüs kafesini zorluyordu, evet, ama dik duruşundan ödün verirse bu kurallarla dolu dünyada ezileceğini çok iyi biliyordu.Alaz , gece'nin bu sarsılmaz duruşunu bir süre daha izledikten sonra yduruşundan ödün verirse bu kurallarla dolu dünyada ezileceğini çok iyi biliyordu.
Alaz, Gece’nin bu sarsılmaz duruşunu bir süre daha izledikten sonra yavaşça geri çekildi. Masasının arkasındaki o görkemli koltuğuna oturdu yavaşça geri çekildi.Masanin arkasında ki o görkemli koltuğuna otururdu ve sessizce duran Ateş'e döndü."Ateş o dosyayı ver," dedi , sesi pürüzsüz ama emrediciydi. Ateş elindeki kalın siyah Kapaklı dosyayı masanın üzerine bıraktı. Gözleri hala gece'nin üzerindeydi, adeta onun bir açığını aramaya çalışıyordu."Bu dosya, bu akşamki italyan iş ortaklarıyla yapılacak toplantının detayları," dedi. Ateş ,gece'ye hitaben "Alaz bey'in en önemli anlaşmalarından biri.Eger tek bir hata çıkarsa bu binadan çıkışın girdiğin kadar kolay olmaz "dedi. Gece masanin yanına gidip köşdeki dosyayı eline aldı. dosyanın ağırlığı omuzlarına binen yükün bir göstergesi gibiydi."Hata yapmam," dedi Alaz alaycı bir şekilde gülümsedi."Göreceğiz Gece Soykan. Şimdi odana geç ve akşama kadar bu dosyadaki her ayrıntıyı ezberle. Akşam saat sekiz'de, restoranda benim yanımda olacaksın.Ve unutmaman gereken
en önemli şey : Sen sadece bir asistansın ,orada ne görürsen gör, sadece susacaksın."
Saatler hızla akıp geçti gece, kendisine ayrılan küçük ama modern odada başını dosyadan kaldırmadan çalıştı.Alaz Karahan sadece yasal bir iş insanı değildi, dosyadaki rakamlar ,isimler ve transfer edilen bütçeler o kadar büyüktü ki gece bu adamın arkasindaki gücün sınırlarını tahmin etmekte zorlaniyordu. Aralarindaki yaş farkı yada tecrübe farkı burada devreye giriyordu.Alaz bu labirentin kurduydu gece ise henüz labirentin kapısındaydı.Aksan saat 20.00'a geldiğinde İstanbul'un en lüks ve gözlerden uzak restoranlardan birinin kapısında buldu kendini üzerindeki siyah elbiseyi düzeltirken derin bir nefes aldı ve içeri girdi. İçeri girdiğinde cam kenarındaki o loş masada alaz'ı gördü. Alaz siyah gömleği ve jilet gibi duran çektiyle adeta karanlığın bir parçası gibi duruyordu.Gece masaya yaklaştığında alaz başını kaldırdı gözleri bir anlığına gece'nin üstünde kaldı. Siyahın ona bu kadar yakışacağını tahmin etmemiş gibiydi ama bu şaşkınlığı hemen gizledi.
"Tam zamanında" dedi soğukça."otur."
çok gecmeden italyan iş ortakları masaya geldi, toplantı baştan çok profesyonel ilerliyordu.
Gece dosyadaki tüm detaylara hakim olduğu için alaz'ın hiçbir sorusunu havada bırakmadı her evrakı anında önüne sundu.Alaz gece'nin bu keskin zekası ve hazırlığı karşısında içten içe etkilenmişti ama bunu yüzüne yansıtmadı. Ancak gece'nin ilerleyen saatlerinde,italyan iş adamlaından biri olan rütbeli adam ceketinin içinden siyah bir zarf çıkartıp masanın altından alaz'a doğru uzattı. Gece o an masanın altındaki o hareketi fark etti.Zarfın üzerindeki mühür, sıradan bir şirket belgesine ait olamayacak kadar gizemliydi.
"Bu ,"dedi italyan adam, bozuk bir İngilizceyle
"söz verdiğimiz diğer teslimatın koordinatları,karahan.ama aramızda kalmalı." Tam o sırada garson masaya içkileri yenilemek için yaklaştı. Garsonun elleri tuhaf bir şekilde titriyordu ve gözleri sürekli alaz'ın elindeki zarftaydı.Gecenin içindeki hayatta kalma dürtüsü aniden alarm verdi.Bu adam bir garson değildi yürüyüşü,masaya yaklaşma tarzı tamamen yanlıştı.Garson alaz'ın arkasına geçtiğinde elindeki tepsiyi hafifçe yana kaydırdı ve ceketinin altından parıldayan metal bir nesneye ,bir bıçağa uzandı.Gece düşünmeye vakit bulamadi o an içindeki korku uçup gitti, yerine sadece alası koruma içgüdüsü aldı.
"Alaz , dikkat et!" diye bağırdı ve masanın üzerindeki ağır su bardağını garsonun eline doğru fırlattı. Bardak büyük bir gürültüyle garsonun eline çarpıp parcalanırken bıçak yere düştü. Restoranda bir anda çığlık koptu alaz saniyeler içinde durumu kavrayıp ayağa kalktı adamı tek bir hamleyle yere serdi korumalar saniyeler içinde içeri daldı ve adamı yaka paça dışarı çıkardı.Hersey durulduğunda alaz derin derin nefes alarak gece'ye döndü. Gözlerinde ilk defa o buz gibi ifade yerine ,koca bir şaşkınlık ve yoğun bir ateş vardı. Gece'nin ise elleri titriyordu ama gözlerindeki o gururlu pes etmeyen bakışı yerindeydi.Alaz gece'ye doğru yavaşça yürüdü. Aralarındaki mesafe tamamen kapandığında ayaz'ın eli gece'nin masanın kenarında duran eline kaydı.Gece' bin parmaklarında, kırılan bardaktan sıçrayan küçük cam kesiği vardı ve ince bir sızıyla kanıyordu. Alaz o sert ve acımasız adam, gece'nin kanayan parmağını yavaşça tuttu . Gözlerini gece'nin gözlerine dikti .Sesi bu kez soğuk değildi insanın içine işleyen fısıltılı bir fırtına gibiydi
"sana benim dünyamda canının yanacağını söylemiştim Gece Soykan" dedi, parmağındaki kanı kendi mendiliyle silerken.
"Ama benim için canını tehlikeye atacağını tahmin etmemiştim.Kimsin sen?" Gece açısına rağmen elini çekmedi.
"söylemiştim," dedi, nefesi adamın göğüsüne çarparken." Ben zayıf kalan lüksü olmayan biriyim . Ve artık senin Dünyandayım Alaz Karahan."