KÖTÜ TOHUM

673 Words
Huzurlu bir Mayıs akşamı. Çok severek yaptığı işinden ayrılmıştı. Kartını damgaladıktan sonra masaya koydu ve kalabalığın içinden geçerek binadan dışarı çıktı. akşamın güzelliği gökyüzüne mükemmel bir turuncu renk bırakmıştı. Hafif ılık bir havada evine yürürken önünden bolca geçip hiç girmediği o kafeye baktı. Camekanda çeşitli kekler ve tatlılar dizilmişti. Kakaolu keki gördüğü anda karnının acıktığını farketti. Biraz düşündükten sonra içeri girdi. Çok kalabalık olmayan bir mekandı. Onlarca masa olmasına rağmen sadece birkaçı doluydu. Yola doğru bakan bir masaya oturdu ve beklemeye başladı, çok geçmeden garson yanına geldi.   «Ne alırsınız?»   «Kakaolu kek ve limonata.»   Yüzüne gülümsedi, garson ayrılırken o camdan dışarı bakmaya devam etti. İnsanların mesaileri bitmişti. Herkes bir koşuşturma içinde evine giderken mekandaki müzik ve tatlı kokusu endişe duygularının hepsini bastırarak ona bir rahatlık veriyordu. Düşünceler içinde kaybolmuşken bir anda garsonun gelmesi ile irkildi. Garsonun yüzüne bakarken buldu kendini. Önüne kocaman kakolu kek ve büyük bir bardak limonata gelmişti. Teşekkür ettikten sonra nazikçe yemeye başladı. Tekrar düşünceler içine daldığı bir zamanda kafenin kapısı açıldı.   Tatlı bir parfüm kokusu. Öyle ki önündeki kekin bile kokusunu bastırıyordu. Gözlerini çevirdiği anda ona bakmaktan kendini alıkoyamadı. Ağzının kenarında kalmış bir parça keki silerken onun yanından geçip gidişini izledi. Biraz ilerledikten sonra barın önündeki masaya oturdu. Önüne bakmaya başladı. Artık camın dışında ilgisini çekecek hiçbir şey yoktu. Koyu düşüncelerin yerini tatlı tebessüm almıştı. Kulağı istemsizce ondaydı, gözlerini çevirecek kadar cesareti ise kendinde bulamıyordu.   «Her zamankinden mi Maelyn?»   Artık ismini biliyordu. Maelyn. Bunu aklının bir köşesine çok dikkatli bir şekilde kazıdı. Kekini yemeye devam ederken aniden yavaşladı. Sanki oradan ayrılmak istemiyor gibiydi. Maelyn orada olduğu sürece o da orada olmak istiyor gibi..   Gözleri masasındayken tekrar irkildi parfüm kokusu ile. Yanından tekrar geçip gitti. Çok oyalanmadan o da kalktı masadan. Parasını verdikten sonra hızla dışarı çıktı. Onu tekrar görmek istiyordu, peşinden gitmek, onunla konuşmak. Fakat çoktan uzaklaşmıştı. Kendini hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti. Kafasını tekrar eğdi. Evine doğru yürümeye başladı. Düşünceler onu rahat bırakmazken yol onun için hızla bitiverdi. Yatağına yattığında ise bir gülümseme belirdi yüzünde. Gecenin bir an önce bitmesi için gözlerini kapattı. Uykuya dalması çok uzun sürdü. Uyandığında ise daha önce hiç bu kadar hızlı hazırlanmamıştı. İşine gitti. İşi daha önce hiç bu kadar yavaş geçmemişti. Sabırsızlanıyordu ve bunda haklıydı.   Ilık bir Mayıs akşamı. Gökyüzü tekrar turuncu renkte. Hızla kartını mühürleyip binadan dışarı çıktı. Hızlı adımlarla tekrar o kafeye doğru gitti. Önce camdan içeri baktı. Maelyn’in içeride olup olmadığını görmek istiyordu. Omzuna dokunan bir el ile irkildi.   «Müsade eder misiniz?»   Arkasını döndüğünde dili tutulmuştu. Parfüm kokusu bir yana Maelyn’in güzelliği ile büyülenmiş gibiydi. Ağzını açamadı, konuşmak istese de yapamadı. Maelyn gözlerini kısarak ona baktı.   «Siz... İyi misiniz?»   «E.. Evet. Evet, lütfen buyrun, kusuruma bakmayın.»   Biraz kenara çekilerek onun geçmesi için müsade etti. Ayakları titriyordu, elleri uyuşmuştu. Aklından söyleyebileceği onlarca cümle geçerken ona bakarken buldu kendini. Maeln çoktan masaya oturmuş ve siparişini vermişti. Gözleri ise camın dışından sürekli ona bakan bu gencin üstündeydi. Çok geçmeden o da içeri girdi. Dan, önceki gün oturduğu masaya oturdu tekrar. Yine aynı kekten ve bir barsak limonata sipariş etti. Bu sefer lokmalar boğazından içeri gitmiyor, içtiği içecek ise onu ferahlatmıyordu. Düşünceler içinde kaybolmuşken ses ile kendine geldi.   Tam karşısındaydı. Tam karşı sandalyesine oturmuş gülümseyen bir yüz ile ona bakıyordu. Anında dondu kaldı. Maelyn elini uzattığında tekrar kekelemeye başladı.   «Benim adım Maelyn.»   «Bi.. Biliyorum.»   «Ne?»   «Yani... dün ismini duymuştum.»   «Anladım... yüzünüz bembeyaz. İyi misiniz?»   «Evet.. Evet ben gerçekten iyiyim.»   Maelyn gülümsedi, hala elini sıkıyordu. «Elimi geri alabilir miyim?» bir anda elini bıraktı. «Üzgünüm..» Garson aniden gelerek Maelyn’in siparişini de o masaya bıraktı.   «Bir sakıncası var mı?»   «Hayır, hayır elbette yok.»   Biraz düşündü.   «Bu arada benim adım Dan.»   «Daniel’ın kısaltması mı?»   Maelyn aniden sevinmişti. «Hayır... Sadece Dan. Babam kısaltmaları pek seven bir adam değildi. Neden bu kadar heyecanlandın ki?»   «Daniel benim en sevdiğim isimlerden birisi.»   Gülümsedi ve konuşmaya devam etti.   «Memnun oldum Dan.»   Ne diyeceğini bilmiyordu. Bu anı hiç düşünmemişti. Hayallerinde bu olayı böyle kurgulamamıştı. Sürekli gözlerini Maelyn’in gözlerinden kaçırmaya devam etti. Bunlar olurken Maelyn ise onu tatlı bir tebessüm ile izliyordu. Dan derin bir nefes aldı, gözlerini Maelyn’in gözlerine dikti. Göz bebekleri kocaman olmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD