Bölüm 11: Gerçeğin İlk Çatlağı

803 Words
Baran Bey evdeki laboratuvarında çalışmalarını gözden geçiriyordu. Etraf formüllerle dolu kağıtlar, mikroskoplar, tüpler… Saatlerdir dış dünyayla ilgilenmemişti. O sırada kapı aniden çaldı. Hizmetçisi Anna kapıya yöneldi. Baran Bey önemsemedi bile; önemli biri olsa Katya mutlaka haber verirdi. Annaa kapıyı açtığında karşısında Darian duruyordu. “Buyurun?” dedi temkinli bir sesle. Darian gülümsedi. “Baran Bey ile görüşecektim. Konu acil.” “Kim arıyor, ileteyim?” diye soran Anna’nın kaşları hafifçe çatılmıştı. Darian cevap verdi: “Geçmişten çok önemli bir dostu. Söylerseniz anlar.” Anna bir an düşündü, sonra: “Bir dakika bekleyin, haber vereyim.” deyip Baran Bey’in odasını aradı. “Alo? Ne oldu Anna? Rahatsız edilmek istemediğimi söylemedim mi?” dedi Baran Bey sert bir ses tonuyla. “Evet efendim, haklısınız… Ancak çok ısrarcı bir beyefendi var. İsmini söylemedi. ‘Geçmişten önemli bir dost derseniz Baran Bey anlar’ dedi.” Baran Bey kısa bir süre durdu, nefesini tuttu. Sonunda soğuk bir sesle: “İçeri al. Geliyorum.” dedi. --- Darian salonda beklerken gözleri duvardaki fotoğraflara takıldı. Elara’nın çocukluk fotoğrafları… Gülüşü, saçları, o masum bakışı… Bir fotoğraf çerçevesini eline aldı. Başparmağıyla fotoğrafın yüzünü okşadı. Sanki Elara hala oradaymışçasına. Tam o anda, yukarıdan bir ses gürledi: “Çek o pis ellerini kızımın fotoğrafından!” Baran Bey merdivenlerden iniyordu. Öfkesi yüzünden okunuyordu. Darian’ı bir süredir sessizce izlediğini belli eden bir bakışla durdu. Darian saygılı bir şekilde başını eğdi. “Merhaba Baran Bey. Uzun zaman oldu.” Baran Bey’in yüzü buz gibiydi: “Benim katillerle konuşacak tek kelimem yok.” Bu söz Darian’ın yüzündeki o ince gülümsemeyi tamamen sildi. “Elara’nın katili” kelimesi ona bıçak gibi saplanmıştı. Bir saniyeliğine gözleri kararır gibi oldu ama kendini toparladı. “Ben katil değilim Baran Bey. Bir kazaydı. Üstelik proje sadece benim değil, Elara’nın da sorumluluğundaydı.” Baran Bey’in öfkesi daha da yükseldi: “Kızımı kandırdın! Sen hem katil, hem yalancısın!” Darian’ın gözleri kısıldı. Sesi alçaldı ama daha keskin hale geldi: “Lyra’yı bulmam gerekiyor. Onun iyiliği için. Bir şey biliyorsanız söyleyin.” Baran Bey dişlerini sıktı: “Neden? Tekrar öldüresin diye mi?” Darian’ın sabrı tükenmeye başlamıştı. “Size anlatamadığım şeyler var. Lyra özel. Onlardan önce bulmalıyım. Hayatta kalması için.” Baran Bey yeniden bağırdı: “Ne zırvalıyorsun! Defol evimden! Kopya da olsa bir daha Elara’yı öldürmene izin vermeyeceğim! Ayrıca—” Darian bu kez sesini yükseltti: “Kopya değil!” O an evin içi sessizliğe gömüldü. Baran Bey irkildi. “…Nasıl kopya değil? Birebir kopyalamışsın. Altın geni baskın gelmiş.” Darian daha net, daha keskin bir tonla tekrarladı: “Kopya. Değil.” Baran Bey’in yüzü sapsarı kesildi: “Yerini öğrenmek için saçmalıyorsun…” Darian cebinden bir kağıt çıkardı. Sessizce Baran Bey’e uzattı. Baran Bey kağıda baktığında nefesi kesildi. Ellerinde titreme başladı. Yüzü bembeyaz oldu… göz bebekleri büyüdü. Darian bir adım geri çekildi, gözleri onun tepkisini izliyordu. Son kez, bu kez daha yavaş ve ağır bir sesle söyledi: “Kopya değil, Baran Bey. Ve ben… Onu onlardan önce bulmak zorundayım.” "Bu ne zamandır… "cümlesini tamamlayamamıştı Baran Bey. Tam o anda kapı sertçe çaldı. Dışarıdan gelen uğultu, siren sesi ve ayak sesleri… Sanki evin önünde bir ordu vardı. “Neler oluyor?” dedi Baran Bey, sesi titremeye başlamıştı. Darian, sakin ama yorulmuş gözlerle ona baktı. “Buna mecburdum, Baran Bey. Sizi başka türlü koruyamazdım.” Baran Bey, şaşkınlıkla geri çekildi. “Senin amacın ne? Benim tutuklanmamın sana ne faydası var?” Darian bir adım yaklaştı ve gözlerini onunkine sabitledi. Kapı çalmaya değil, vurulmaya dönmüştü artık. “Kapıyı açsanız iyi olur. Yoksa zor kullanacaklar.” Baran Bey eli titreyerek hizmetçisine döndü. “Katya… aç kapıyı.” Kapı açılır açılmaz içeri bir grup polis doldu. Polis: “Hakkınızda yasa dışı deneyler, yasaklı madde kullanımı ve sınır dışı edilen kişilerin gizlice denek yapılmasıyla ilgili tutuklama emri var.” Baran Bey’in yüzü kireç gibi oldu. “Bütün bunları ben mi yapmışım!? Kanıtınız var mı?” Polis dosyayı açtı: “Diğer laboratuvarlarınıza eş zamanlı baskın yapıldı. Adamlarınız suçüstü yakalandı. Hepsi itiraf verdi.” Baran Bey’in göğsü sıkıştı, eli kalbine gitti. Darian hemen yanında belirdi. “İyi misiniz? İlacınızı almadınız mı?” Baran Bey onu itti. “Defol yanımdan, iftiracı pislik! Avukatımı arayacağım!” Polis araya girdi: “Tabii ki arayacaksınız, ama önce bizimle gelmelisiniz.” Kelepçeler takılırken Baran Bey, Darian’a uzun ve nefret dolu bir bakış attı. “Bu iş daha bitmedi.” Darian sadece alçak bir sesle karşılık verdi: “Her şey iyiliğin için, ihtiyar. Bir gün anlayacaksın.” Polis aracı hareket etti. Baran Bey sorgu odasına alındı. Bir polis dosya ile içeri girdi. Polis: “Baran Bey… size zarar vermek isteyecek bir düşmanınız var mıydı? Sizi öldürmek isteyecek kadar?” Baran Bey hâlâ şoktaydı: “Benim çok dostum vardır… ama bir o kadar da düşmanım. Yine de bu suçlamaların hepsi saçmalık. Tamamen iftira!” Polis derin bir nefes aldı, yüzündeki ifade ciddileşti. Yavaşça konuştu: “Az önce… eviniz bombalandı.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD