Darian, görkemli yemek salonunun tam ortasında, uzun ve kristal avizelerle aydınlatılmış dev masanın başında Baran Bey’i bekliyordu. Salon, altın işlemeli sütunlarla çevriliydi; duvarlarda eski hanedan resimleri asılıydı. Masanın üzerinde sırayla dizilmiş, dumanı tüten yemekler… Nar gibi kızarmış etler, ince ince doğranmış meyveler, özel soslarla hazırlanmış sebze tabakları ve kristal sürahilerde parıldayan içecekler… Her şey ihtişam kokuyordu. Nihayet kapı açıldı ve Baran Bey içeri girdi. Yorgun ama toparlanmış görünüyordu. Darian ona doğru hafifçe başını eğdi. Baran Bey, Darian’ın karşısına oturdu. Darian kristal kadehini eline alıp meyve suyundan küçük bir yudum aldı. “Bugün daha iyi görünüyorsunuz, Baran Bey,” dedi samimi bir tebessümle. Baran Bey çekingen bir sesle, “Sayende…” diy

