Kael denizaltını sessizce karanlık sulara doğru sürdü. Araç derinlere indikçe dışarıdaki mavi ışık koyulaşıyor, suyun içindeki yaratıkların gölgeleri bazen camın önünden süzülüp geçiyordu. Bazıları tanıdıktı; Talya’nın laboratuvarında gördüğü biyolojik kayıtlarla birebir örtüşüyordu. Bazılarıysa… Lyra’nın daha önce hiçbir yerde görmediği kadar yabancı ve ürkütücüydü. Uzun, ince uzuvları ve ışığı emiyormuş gibi duran bedenleriyle, karanlığın içinde kaybolup gidiyorlardı. Bir süre ilerledikten sonra Kael aracı otomatiğe aldı. Kontrol panelinde yeşil göstergeler sabitlenince omuzları biraz gevşedi. Denizaltı, belirlenen rotada sessizce ilerlemeye devam ediyordu. “Biraz dinlen,” dedi yumuşak bir sesle. Lyra gözlerini kapattı. Denizin ritmik uğultusu, motorun hafif titreşimi… Bunların hepsi

