Ahu; Yazgı kartları karıştırır, biz de oynarız. demiş Arthur Schopenhauer. Kartlar dağıtılmıştı. Şimdi sırada doğru hamleyi yapmak vardı. Sefa ben eve vardığımda çoktan içeri girmiş, kendine kahvaltı için ekmek arası bile hazırlamıştı. Beni görünce ağzındaki lokmayı yutup "Seninki tezgahın üzerinde." dedi. Hemen gidip aldım. Domates, kaşar ve salamdan oluşan sandviçten büyük bir ısırık kopardım. Oldukça lezzetli gelmişti. Tabağı öylece alıp kendime de bir bardak çay doldurdum. Sefa'nın karşısına geçtiğimde sehpanın üzerindeki çıktıları gösterdi. "İşte geleceğin torbacıları. Sertan her birini tek tek araştırmış." "Hepsi İstanbul' dan mı?" diye sordum endişe ile. En azından bir il olursa alanımız daha da küçülmüş oluyordu. "Ne yazık ki, çeşitli illerden biri sürü başvuru olmuş. İçler

