Elimi göğsüne koyduğumda kalbinin hızını hissettim. Sertan’ın nefesi ağırdı; sabırla bastırdığı her şey gözlerinde açığa çıkmıştı. "Bu bakışın beni mahvediyor," dedi kısık bir sesle. "Ne zaman böyle baksan kontrolümü kaybediyorum." Cevap vermedim. Onun yerine mesafeyi kapattım. Dudaklarımız buluştuğunda bu bir tereddüt değil, bilinçli bir teslimiyetti. Öpüşü derin, talepkâr ve açtı; sanki beni değil de, bende saklı kalan her şeyi istiyordu. Eli belime yerleşti, beni kendine daha da yaklaştırdı. Göğsü göğsüme değdiğinde aramızdaki her savunma anlamsızlaştı. Nefesi boynuma indiğinde içimdeki soğukkanlı kadın bir anlığına kayboldu. Parmaklarım saçlarına dolandı. Sertan’ın dokunuşu sahipleniciydi; acele etmiyor ama geri de çekilmiyordu. Sanki beni hem istiyor hem de bırakmaya hiç niyeti

