“Gerçekten annen gibisin. Zor kullanınca zapt edilemiyorsun…” dedi Beşir, dikiz aynasından arkada baygın yatan Neslişah’a bakarak. Avanos’un kıvrımlı yollarını tırmanırken, Neslişah’ı susturmak için yaptığı sakinleştirici iğneyi camı açıp dışarı fırlattı. İşte buydu Beşir. Baştan beri şizofren, psikopat, manyağın tekiydi. Evet, Hasret Hanım da farkındaydı oğlunun ruh hastası olduğunun. Ama Poyraz’ların tek oğlunun deli olduğunu bilmeleri ne Hasret Hanım’ın ne de Beşir’in işine gelirdi. Karısı ve kızı elinden kayıp gittiğinde, onları bulamadığı için özüne dönmüştü aslında. Onun bu hastalığının teşhisini lise yıllarında koymuştu doktor. Tedavisi mümkündü belki o zamanlar. Ancak Hasret Hanım, oğlunun kişilik bozukluğunu örtbas etse de sonradan başına ne işler açacağını tahmin bile edemezdi.

