"Efendim... Gelebilir miyim?" dedi Timur, oyma kapıyı çalarken. İçeriden önce ses gelmese de , bir süre sonra sert bir şekilde ; "GEL!" dedi. Kapıyı yavaşça açarken , gıcırdama sesine sinir olsa da alışmıştı artık. Ne de olsa dede yadigarı bir kapıydı ve abisi o kapıyı kısa zaman önce memleketten dedesinin konağından söktürüp şirkette ki odasının kapısına taktırmıştı. Timur , her zaman ki gibi sessizce abisinin masasına yöneldi. Bu defa haklı olan kendisiydi fakat bu haklılığı nasıl yöneteceğini bilmiyordu. Hiç bir zaman haklı olmadığından, şimdi de haksızmış gibi elindeki dosyayla abisinin kendisine dönmesini bekledi. Yavaşça kendisine dönen abisiyle göz göze geldiğinde , boğazını temizledi. Herkesin yanında "efendim" dese de baş başa kaldıklarında abi diyordu tabi ki de. "Abi .

