O an Hasret Hanım’ın gözlerinden yaşlar süzüldü. İçinde bir anne olarak en ağır yükü taşıyordu: Kendi doğurduğu evladının ihanetini. Kendine gelmeye çalıştı yaşlı kadın, başını salladı kızına bakarak. Bir yanda oğlu, bir yanda kızı vardı. Artık biliyordu: Sedef de işin içindeydi. Şimdi nasıl alt edebilirdi ki Zümrüt’ü? Demek ki Zümrüt bundan güç almıştı. Çünkü kendi pisliği ortaya çıktığında durmayacak, Sedef’in de işin içinde olduğunu söyleyecekti. Hasret Hanım’ın yüreği daraldı. Onca yılın acısını çekmişti, şimdi nasıl abla kardeşin birbirine düşmesini izleyebilirdi ki? Yapamazdı. Çantası elinde, duvarlardan tutunarak çıktı Sedef’in evinden. Dış kapıda durduğunda kendi kendine fısıldadı: “Ben ne yapmışım…” Oğlunun abla katili olmasına müsaade edemezdi. Ama Zümrüt’ün meydanda at koştu

