Mira Şirin’in gelmesi iyi olmuştu, zaten çıkıyordum da. Mahir’in beni tekrar durdurması an meselesiydi. Onun gözü üzerimdeyken hareket etmek bile zordu. Ama… gül buketi? İşte bu beklediğim bir şey değildi. Kim yollamış olabilir ki? Bu düşünce kafamı kurcalarken odadan çıktım ve kuryenin yanına gittim. Fazla büyük olmayan ama küçük de sayılamayacak bir gül buketiydi. Özenle seçildiği belliydi. İçinden çıkan notu aldığımda, Mahir’in üzerimdeki bakışlarını iliklerime kadar hissettim. Yüzüme sahte bir tebessüm yerleştirip notu açtım: "Ben Cemil. Umarım beğenirsin. İkinci buketi görüşüp vermek isterim, kabul edersen." Bir an için nefesim kesildi. Aptalsın Mira, aptal! Bunu nasıl unutmuştum ki? Annem geçen hafta Ankara’daki eski bir arkadaşıyla konuşmuş, onun oğlunu benimle tanıştırmaya çal

