1. BÖLÜM (CEMRE)
1 YIL SONRA
‘’Yani şimdi... bitti mi?’’ Hala inanamıyordum.
‘’Evet Cemre Hanım, bitti.’’
‘’Yani artık terapiye falan gelmeyeceğim, öyle mi?’’
‘’Son değerlendirmelerime göre artık ihtiyacınız yok. Son 4 aydır birlikte yol alıyoruz ve şu an geldiğiniz durum gayet iyi. Siz nasıl hissediyorsunuz peki?’’
‘’Ben gayet iyiyim. Gerçekten iyiyim. Kusura bakmayın, sadece biraz heyecanlıyım da.’’
Gülümsedi. ‘’Ee, bugün mezun ediyorum sizi, heyecanlanmanız normal tabii. Ama yine de...’’
Endişeyle kaşlarımı çattım. ‘’Yine de?’’
‘’Artık rutin seans yapmayacak olsak bile ne zaman ihtiyacınız olursa beni arayabilirsiniz. Kafanıza bir şey takılır ya da kendi başınıza çözmekte zorlandığınız bir şey olursa lütfen aramaktan veya gelmekten çekinmeyin. Böyle anlık bir ihtiyaç duymanız, süreci başa sardığımız anlamına gelmez. Bu önyargı sizi korkutmasın yani.’’
Derin bir nefes verdim. ‘’Her şey için çok teşekkür ederim Sıla Hanım, gerçekten.’’ Ayaklanıp el sıkıştık. ‘’İhtiyaç duyarsam mutlaka arayacağım sizi. Kendinize iyi bakın.’’
‘’Sizde öyle Cemre Hanım.’’
Odasından ayrıldığımda bekleme salonunda gerginlikten bacakları seğiren Eylül’le göz göze geldik. Heyecanla ayaklanıp yanıma sokuldu.
‘’Ee?’’
Gözlerim dolu gülümsedim. ‘’Bitti Eylül, artık bitti. Hepsi bitti.’’
Sımsıkı kucakladı beni. ‘’Ayy, cankuşum! İnanamıyorum ya, artık bitti öyle mi? Biliyordum, toparlanacağını, iyi olacağını biliyordum!’’ Yeniden sıkıca sarıldı.
‘’Dur, dur yavaş biraz!’’
‘’Bunu hemen kutlamalıyız. Ne yemek istersin? Tatlı, yemek? Ay ya da dur, sinemaya falan mı gitsek ya? Yok yok, vazgeçtim. Sahil taraflarında bildiğim harika bir sushi restoranı var, bende yeni keşfettim. Mutlaka oraya gitmeliyiz.’’
‘’Amma kararsız çıktın sende ha. İyi tamam, gidelim. Bak ilk defa deneyeceğim, eğer beğenmezsem...’’
‘’Bayılacaksın. Hatta hep götür beni Eylül, n’olur diye yalvaracaksın.’’ Gülüşerek ayrılmıştık klinikten.
Arabaya binerken, yoldayken, yerken, içerken hatta gülerken bile aklımda tek bir soru vardı. Zihnimde her saniye yankılanan sesi, her gece kan ter içinde uykumdan uyandıran o kabuslar, herkesten gizli geçirdiğim krizlerim, ansızın çevremde beliren hayali... Tüm bunlar da bu mezuniyetle birlikte geri de kalacak mıydı, yoksa geçmişim ve parçalanmış anılarım çok daha güçlü bir şekilde karşıma mı dikilecekti?
Sanırım herkesten çok en büyük yalanı kendime söylemiştim. Her şey bitti derken aslında yeni başlıyordu kabuslarım.
*****
Eylül’ü eve bıraktıktan sonra kararsızlıkla da olsa gelebilmiştim nihayet bu kapıya. Aslında çok daha önce gelmek, onlarla birlikte paylaşmak istemiştim içimdeki acıyı, ama o cesareti bulamamıştım kendimde. Arabayı bahçenin girişine park ettikten sonra kilitleyip eve yöneldim. Derin bir nefes alıp zili çaldım.
‘’Cemre Hanım? Hoş geldiniz!’’
‘’Hoş bulduk. Mine Hanımı görmeye gelmiştim, evde miydi?’’
‘’Tabii, hemen haber vereyim geldiğinizi. İçeri buyurun lütfen.’’
Ben içeri girdiğimde evin görevlisi hızla haber vermeye koşmuştu. Tanıdık bir sesle bakışlarım merdivenlere döndü.
‘’Cemre? Hoş geldin güzelim. Nasıl mutlu oldum seni gördüğüme bir bilsen!’’
Sıkıca sarıldık.
‘’Gel güzelim, şöyle oturalım. Sevim hanım, bize iki kahve lütfen!’’
Karşılıklı koltuklara kurulduğumuzda sıcak bakışlarıyla süzdü beni.
‘’Geleceğini beklemiyordum. Ama çok mutlu ettin beni. ‘’
‘’Ben... gelemedim, özür dilerim Mine teyze. Sanırım buna hazır hissetmem epey zaman aldı.’’
‘’Olur mu hiç, ne özrü? Hepimiz gibi sende çok zor zamanlardan geçtin. Üstüne bir de ameliyat atlattın, bunlar kolay şeyler değil.’’ Nazikçe elimi tuttu. ‘’Nasılsın? Nasıl hissediyorsun kendini şimdi?’’
Hafifçe gülümsedim. ‘’Bugün terapimin son günüydü. Uzun bir yol oldu benim için. Sanırım artık daha iyiyim. Yani... sanırım.’’ Belli belirsiz bir iç çektim. ‘’Hala içimde bir yerlerde canım yanıyor ve bu hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor bazen.’’
‘’O acı hep yüreğimizde olacak. Sadece zaman bize alışmaya başlıyormuşuz gibi hissettirecek. Olacak olan bu. Ayrıca tüm bu olanların üstesinden tek başına gelmek zoruna hissetme kendini. Yalnız değilsin, hepimiz senin yanındayız. Hepsini birlikte atlatacağız ve emin ol, sen sandığından bile daha güçlüsün. O da seni bu yüzden sevmedi mi zaten?’’
‘’Mine teyze, ben... teşekkür ederim. Kendi acını yaşarken benimkine de ortak olmaya çalıştığın için.’’
İçtenlikle gülümsedi. ‘’Evlenememiş olmanız, benim kızım olmadığın anlamına gelmiyor güzelim. Bunu aklından çıkarma sakın.’’
Kahvelerimiz geldiğinde birer yudum aldık.
‘’Bu arada ameliyatının güzel geçmesine çok sevindim. Theodore her şeyin yolunda olduğunu ve hastalığının artık tekrarlamayacağını söyledi. Umarım bundan sonra hayatın senin için daha aydınlık geçer.’’
‘’İkinize de nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Benim için çok şey yaptınız.’’
‘’Keşke mutlu olman için daha fazlasını yapabilseydim. Ama asıl teşekkürü Deniz hak ediyor. Seni ikna etmek için az uğraşmadı.’’ Hafifçe gülümsedi. ‘’Dergi nasıl gidiyor bu arada?’’
‘’Yoğun ama keyifli. İş dışında kafamı dağıtabildiğim tek şey. Nasıl iyi geldiğini anlatamam.‘’ Hafif bir iç çekip bakışlarımı yeniden ona yönelttim. ‘’Hep benden konuştuk. Sen nasılsın Mine teyze?’’
Bakışları bir süre için başka bir yöne kaysa da, hafifçe boğazını temizleyip kendini toparlamıştı. ‘’İyi olmak zorundayım. Hepimiz öyle olmak zorundayız. Deniz de öyle olmamızı isterdi.’’
‘’Bugün yanına gideceğim. Eğer işiniz yoksa... bana eşlik etmek ister misiniz?’’
‘’Aslında... Kenan ve Savaş yarın müsait olacaklar. Ama yine de yalnız olmak istemezsen... ya da yarın hep birlikte de gidebiliriz. Ne dersin?’’
‘’Hayır, hayır sorun değil. Siz yarın birlikte gidersiniz. Bugün yıldönümü ya, ben bugün gitsem daha iyi olacak.’’
‘’E..evet, yıldönümü. Doğru, haklısın. Sanki daha... dün gibi geliyor bana.’’ Hafifçe gülümsedi. ‘’ Sanırım bugün onunla yalnız kalmak istersin.’’
‘’Konuşmak istediğim o kadar çok şey var ki.‘’ Kahvemden bir yudum daha alıp ona yöneldim.
‘’Mine teyze sizden bir şey istesem?’’
‘’Tabii ki, ne olursa canım.’’
‘’Ben... yani eğer sizin için sorun olmazsa, Deniz’in evine gitmek istiyorum. Anahtarı alabilir miyim?’’
Anlık bir duraksamadan sonra belli belirsiz gülümserken fincanını yavaşça önündeki sehpaya bıraktı.
‘’Bunu yapmak istediğine emin misin?’’
‘’Değilim, ama yapmak istiyorum. Orada biraz vakit geçirmeye ihtiyacım var. Belki bir şeyleri yeniden hatırlamama yardımcı olur.’’
Bakışları farklı bir yöne kaysa da tekrar bana yöneldi. ‘’Bir şeyleri hatırlamak isterken yeni bir kriz geçirmenden korkuyorum Cemre. Ben...’’
‘’Öyle bir şey...’’ Nefesimi verdim. ‘’Öyle bir şey olmayacak Mine teyze. Merak etmeyin. Artık gerçekten iyiyim. Yalnızca... Anılarımızı tazelemeye, varlığını biraz olsun hissetmeye ihtiyacım var.’'
Hafif bir iç çekti. ‘’Peki güzelim. Eğer bunun sana iyi geleceğine inanıyorsan senin için elimden geleni yaparım. Ama bana söz ver. Eğer kendini kötü hissedersen hemen beni arayacaksın, anlaştık mı?’’
‘’Anlaştık.’’
‘’Burada bekle, ben anahtarı getireyim.’’ Yukarı yöneldiğinde sabırsızlıkla onu beklerken, evin içine göz gezdirdim. Ailecek yediğimiz yemek dün gibiydi sanki. Belli belirsiz gülümsedim.
‘’İşte, burada.’’ Anahtarı uzattı.
Sımsıkı sarıldığımda sesimin titremesi umurumda değildi.
‘’Ailemden sonra bana yeniden bu sıcak duyguyu yaşattığınız için çok teşekkür ederim.’’
‘’Sen benim o sahip olamadığım biricik kızımsın. Asıl ben bu duyguyu bana yaşattığın için teşekkür ederim. Ve oğlumu son nefesine dek dünyanın en mutlu insanı yaptığın için de.’’
Yanağıma akan birkaç damlayı hızla sildikten sonra gülümseyip, çantamı alıp kapıya yöneldim.
‘’Unutma Cemre. Bu kapı senin için hep açık olacak.’’
Tekrar gülümseyip evden ayrıldım. Arabaya bindiğimde içimde anlamlandıramadığım o karışık duygu daha da hareketlenmişti. Kontağı çevirmeden elimdeki anahtara baktım. Özlediğim kokusunu uzun zaman sonra alacağım umuduyla yola koyuldum, beni neyin beklediğini bilmeden. İnandığım tüm gerçeklerin ne denli değişeceğinden habersiz.