TANITIM!

217 Words
Barlas odanın kapısını araladığında, içerideki ağır sessizlik yerini bir anda hırçın bir fırtınaya bıraktı. Erva, üzerindeki o kışkırtıcı geceliğin içinde tüm cazibesiyle tam karşısındaydı. Barlas’ın adımları, gördüğü bu manzaranın sarsıcı etkisiyle olduğu yere mühürlendi; zihni durdu, nefesi boğazında asılı kaldı. Şok dalgası saniyeler içinde yerini yakıcı bir arzuya bırakırken, Erva’ya doğru ağır ve kararlı adımlarla yaklaştı. Her adımı zemini değil, aralarındaki o görünmez gerilimi eziyordu. ​Aralarındaki mesafe tamamen kapandığında, Barlas’ın titreyen ama güçlü parmak uçları önce Erva’nın pürüzsüz koluna dokundu. Tenine temas eden her milimetre, havayı yüksek voltajlı bir elektrikle dolduruyordu. Eli yavaşça yukarı tırmanıp boynunun hassas kavisinde durdu. Baş parmağı, Erva’nın korkuyla karışık bir arzuyla hızla atan şah damarının üzerinde sahiplenici bir tavırla gezindi. Erva’nın nefesi çoktan düzensizleşmiş, bakışları Barlas’ın karanlık, aç harelerinde kaybolmuştu. Barlas’ın elleri bir an bile durmadı; genç kadının beline inerek onu kendine sertçe, sanki hiç bırakmayacakmış gibi çekti. ​O an, kelimelerin ve iradenin hükmü bitti. Dudakları birleştiğinde, bu sadece bir öpücük değil, iki ruhun birbirine hapsolduğu volkanik bir patlamaydı. Öylesine tutkulu, öylesine vahşi ve aç bir işleyişle öpüşüyorlardı ki zaman kavramı tamamen silindi. Ciğerlerindeki hava tükenip her ikisi de nefessiz kalana, kalp atışları tek bir ritimle birbirine çarpana dek ayrılmadılar. Barlas, dudaklarını bir milim uzaklaştırıp sıcak nefesini Erva'nın dudaklarına üfledi. Gözlerindeki o karanlık sahiplenme ile fısıldadı: "Artık kaçışın yok, Erva."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD