İnci elbisesinin tül eteklerini tutarak koştu. Tacı yana kaymış, yanakları al al olmuştu. “Ne oldu Berzancım?” Berzan diz çöktü, göz hizasına indi. “Küçük prenses… sen günlerdir bir şey istiyorsun benden, değil mi?” İnci hemen ellerini birleştirdi, gözleri ışıldadı. “Pony!” Berzan başını salladı. “Hani dedin ya, ‘Berzancım, bana gerçek bir pony alır mısın?’… Ben de dedim ki, prensesimin dileği emirdir.” O sırada avlunun taçlı kapısı yavaşça aralandı. Kapının arkasından küçük, beyaz tüylü bir midilli süzüldü içeriye. Üzerinde minik bir eyer, boynunda pembe kurdele… Sessizce adımlarla yürüyordu. Yanında bir görevli onu nazikçe çekiyordu. İnci önce ne olduğunu anlayamadı. Sonra midilliyi görünce gözleri kocaman açıldı, elleri ağzına gitti. “Poooniii!” diye çığlığı bastı. Olduğu

