Üniversite 3 sınıftayım Karsta Okul öncesi Öğretmenliği okuyorum.
Aklım hasta annemde memleketim Bursa burayasa çok uzak, git gel yapamıyorum
Telefonum titredi
Yeni bildirim.
"Ela ben Aybars rahatsız ediyorum.
Şuan karstayım müsaitsen bir çay içelim ne dersin "
Aybars komşumuzun yiğeni Astsubaydı.
beraber çocukken çok güzel zamanlar geçirdik. Kendisi aslen Mardinli ama amcalarının çocuğu olmadığı için Aybarsı yazları yanına alırlardı.
Aybarsın mesajına dönüş yaptım.
"Akşam burdaysan görüşelim dersim var öğleden sonra" Hemen cevap geldi.
"Akşama kadar beklerim:) "
Aybarsı çocukluğumdan beri tanıyordum kibar, karizmatik,uzun boylu kaslı ve çok sakin bir insandır.
Çok konuşmaz ama gözlerine bakarak ne demek istediğini yada nasıl tepki vereceğini anlardım.
Babam ölmeden önce aybarsa emanet etmiş beni o yüzden üniversiteye geldiğimden beri her zaman arar sorar görmeye gelirdi.
Ama annesi ile tanıştığımız da beni baştan aşağıya süzmüş beğenmemişti.
Aslında açık bir insandım ama aşırı değil. Uslüplüde giymesini bilirdim.
Dersten sonra aybars aradı beni.
"ela kapıdayım"
"Ne zaman çıkacağımı söylemedim"
"Kızım bizi boşa mı seçtiler askeriyeye" dedi. yanağından gamzeye takıldı gözüm hem karizmatik hem yakışıklı hemde zeki.
Nasıl sevgilisi yoktu her zaman bana göre değil der bu işler kapatırdı konuyu.
Çıkışa doğru kızlarla adımladım.
Ayça "Yemeğe gidelim mi " dedi.
Ona Bakarak"Aybars geldi gelemem ben"
Ayça ile Zümrüt gülümsedi
" Arkadaşız diyorsun ama en son alacak bu çocuk seni"
Ayçaya ters ters bakarak
" Abartma lütfen ayça.Hadi ben gidiyorum görüşürüz " deyip kızların yanından uzaklaşıp yolun karşısında beni bekleyen Aybarsın son model arabasına bindim.
Biriyle konuşuyordu geldiğimi geç fark etti.
iyiki geç fark etmiş yoksa yine kızların yanında kapımı açıp ağızlarına laf verecekti.
"Tamam anne görüşürüz" dedi.
gerginliğini anlamıştım.
Sena teyze her aradığında Aybars çok geriliyordu.
Telefonunu kapatıp bana baktı
" Nasılsın ela "
"İyim Aybars sen nasılsın"
"Ankara'ya görevim çıktı bir kaç aylığına geçerken senide göreyim " dedi.
Güldüm "Ama burası Diyarbakırdan Ankara'ya geçerken yol üstü değil ki"
"Yol Bahane " dedi. Gözlerime bakarak.
Derin ve karanlık bakıyordu siyah gözleri ile.
Derin bir nefes alıp verdim
"Nereye gidiyoruz"
Kendini toparlayıp direksiyona döndü.
"Güzel bir lokanta açılmış bi kaç gün önce oraya gidelim mi ferah bi yer eminim sende seversin " dedi.
"Sen gittin mi daha öncede daha bugün gelmişsin" lafı çevirdi.
"Yorumları okudum "dedi gülümseyerek.
Aslında yaşamlarımız ailelerimiz çok zıt ama biz çok benziyoruz birbirimize bu yüzden ailelerimiz görüşmemize izin vermesede gizli gizli görüşüyoruz.
Geldiğimiz mekan gerçekten çok ferah ve güzeldi. Aybars sandalyemi çekti geniş omuz ve koca heybeti ile kendide karşındaki sandalyeye oturdu siyah yaka polo tişörtü kaslarını ortaya çıkarmış etrafımızda masalardan bi kaç kişinin aybarsa baktığını gördüm.
Aybars gelen garsona iki tane değişik yemek ismi söyledi. Şaşkın şaşkın baktım.
"Buranın meşhur yemeği olduğu için söyledim istersen başka birşeyde söyleyebilirim" dedi.
Hayır anlamında kafamı sağa sola salladım.
Karşıdan lisede bir zamanlar aşık olduğum karşı dairemiz de oturan Semihi gördüm.
Şaşırmıştım sarı saçları ela gözleri geniş yakışıklı... yüzünün hala bütün hatları ile aklımdaydı.
O yöne baktığımı gören Aybars dönmesi ile semihi gördü.
Tekrardan bana dönüp " Ne işi var bunun burda ?" dedi ama gözlerimi ondan alamadan "Bilmiyorum " dedim.
"Ela kendine gel lütfen " dedi sinirle.
Kıskanmıştımı bu yoksa.
Semih bizi görüp yanımıza doğru adımladı. Yanıma iyice yaklaştığı zaman ayağa kalktım
"Ela sen misin ? yoksa sende mi burda okuyorsun" şaşkın şekilde.
Bana sıkıca sarıldı.Elini aybarsa uzattı Aybars ayağa kalkıp tokalaştı ama Semih biraz kıprandı tokalaştığı zaman. Ayak üstü biraz hal hatır sorduktan sonra
"Otur istersen berber yemek yiyelim" dedim. Heycanla elim ayağıma dolaşmıştı.
Aybars ters ters bakıyordu Semihe.
"Çok isterdim ama yapmamız gereken bir kaç işimiz var ama söz veriyorum finallerden sonra berber bi yemek yiyelim"
"Olur" gülümseyip vedalaştık çıkarken el salladık birbirimize ama aybarsın suratı düşmüştü.
Aybarsın gergin olduğunu gördüm"Noldu Aybars iyimisin "
Gözleri bakmıyor ateş ediyordu resmen "Çok iyim semihi görünce turp gibi oldum" dedi.
Kendim bildim bileli Semih ve aybars arasında
hep bir sıkıntı vardır. Sessizce yemeğimizi yedik. Aybars hiç konuşmadı ben okul ile ilgili yaptıklarımızı anlattım. Sessiz sesiz dinledi beni.
"Biliyormusun özel bir okulda iş teklifi aldım"
"Güzel neresi " dedi .
"Yarın hafta sonu burdaysan gidelim beraber görürsün" dedim.
"olur" dedi.
Beraber resim çekip i********: da paylaştım yıllarca beraber büyüdüğümüz için annem ve ablamda aybarsı çok severdi.
Aybars beni yurdun önüne getirdiği zaman
"Seninle konuşmam gereken bişey var ela "
dedi gözlerime bakarak hep böyle dediği zaman geçiştirip kaçıyordum aybarstan duyacaklarımdan koktuğum için mi yoksa arkadaşlığımızın bitmesinden mi korkuyordum bilmiyorum.
Kolumdaki saate bakarak acela eder gibi kapıya yöneldim " Geç olmuş yarın konuşuruz" deyip arabanın kapı kolundan tutum ama Aybars benden hızlı davranıp kapıyı kitledi.
Dönüp aybarsa baktım .
.
"Kaç zamandır erteliyoruz bu konuşmayı ela bu sefer gitmene izin vermeyeceğim" dedi. Derin ve anlamlı bakışı ile.
Kollarımı bağlayarak" Dinliyorum " dedim.
Arabanın gazına bastı ."Nereye gidiyoruz ya yetişmem lazım yurda " diye bağırdım hiç tepki vermeden karsın serin ve yeşilliklerle dolu şelalelerin bulunduğu yüksekliğe getirdi. Esip gürlesemde dinlemedi.
Şelalenin tepesine vardığımızda ikimizde indik zifiri karanlıktı ayın ışığı azda olsa etrafı parlatıyordu Aybarsın yüzü belli belirsiz gözüküyor.
Elini arka cebine arttığı zaman korktuğum başıma geldi. Ama ben onu öyle hayal etmedim hiç hep en yakın arkadaş olarak kalmak istedim.
Hem aileside istemezdi beni.
Kutuyu açtı içinde kocaman taşlı bir yüzük vardı.
Gözlerime çıkartarak gözlerini nefesini verdi.
"Ela ben uzun süredir söylemek istiyorum aslında sana bunu--" sözünü kestim.
"Aybars lütfen ben seni öyle görmedim hiç" dedim. Gözleri yüzüğe düştü içindeki heves kırılmış gibi tekrardan gözlerime bakışlarını çıkardı.
"Hiç şansım yok mu ela" dedi.
"Bilmiyorum" .
"Hayatında başka biri varsa verme şans, ama yoksa deneyelim olmazsa eyvAllah"
Sanki hayatımda biir olacak ve bundan Aybarsın haberi olmayacaktı. yalan söyleyemezdim anlardı Hemen. Belkide telefonumu dinletiyor bütün mesajlarımı okuyordu. diye düşündüm ama abartmış olabilirim.
"Biz hep arkadaş kalalım olmaz mı?" dedim.
Aybars gözlerini gözlerime değdirerek.
"Deneyelim " dedi.
Net ve yumuşak çıktı sesi.
" İkimiz uzaktayız böyle ilişki olmaz ki".
"O zaman seni hemen yanım aldırıyorum"
"Aybarss hayır ben Kars'ta çok mutluyum"
" Ben gelemem malesef yükselmem için kalmam lazım Diyarbakır'da "
Beni yurttan aradıkları için " Hadi gidelim sonra konuşuruz " dedim.
Yurt saatini geçip haber vermez isek hemen polise bildiriyorlardı başımıza bişey geldiğini düşünerek. ailemizide arayıp bilgi verirlerdi şimdi.
Aybars beni yurdun önüne bıraktı.
"Teşekkür ederim" deyip gülümsedim.
"Bize bi şans verebilirsin hiç pişman olmayacağın kadar seni mutlu ederim " dedi
Gülümsedim"Arkadaşım olduğunda da mutluyum "
Gülümsedi "Karım olursan daha çok mutlu ederim" dedi.
Utanmıştım ne demek istediğini anlamıştım kapıyı açıp çıktım. vedalaşıp geçtim yurduma yurda girene kadar arkamdan baktı