Gecenin Ardından Gelen Sabah ve Yeni Gerçeklik Süit odanın devasa pencerelerinden içeri süzülen sabahın ilk ışıkları, İstanbul Boğazı’nın mavi sularını parıltılı bir gümüşe boyuyordu. Odanın içindeki ağır ve nemli hava, gecenin o vahşi, sınır tanımayan tutkusunun somut bir kanıtı gibi asılı kalmıştı tavanda. Yerlerde darmadağın duran zümrüt yeşili ipek elbise, siyah dantelli iç çamaşırları ve Aras’ın aceleyle fırlatılmış kıyafetleri, dün gece bu dört duvar arasında yaşanan o büyük arınmanın ve teslimiyetin sessiz şahitleriydi. Sezen, çarşafların sıcaklığı arasında yavaşça gözlerini açtı. Başını yana çevirdiğinde, Aras’ın yüzündeki o huzurlu, kaygısız uyku ifadesini gördü. Aras’ın bir kolu hâlâ Sezen’in çıplak belini sarıyor, onu kendi gövdesine doğru çekiyordu. Sezen, tenine değen bu sıc

