NEREDESİN EVİN 🌺

1042 Words

Ağrı’nın tepesine çöken o zifiri karanlık, Yılmazer konağının heybetli avlusuna ağır bir sessizlik gibi çökmüştü. Ucuz otel odasının o rutubetli, krem şanti ve ter kokan havasından sıyrılıp gelen Evin için bu taş duvarlar, artık sığınacağı bir yuva değil; her köşesinden bir namus namlusunun uzandığı devasa bir hapishaneydi. Taksinin bıraktığı arka sokaktan konağın arka kapısına doğru yürürken, siyah mantosunun yakalarını burnuna kadar çekmişti. İçindeki o kirli tatmin duygusu, adımları konağın merdivenlerine yaklaştıkça yerini boğucu bir korkuya ve titremeye bırakıyordu. Evin, merdivenleri bir gölge gibi sessizce tırmandı. Her basamakta, karnındaki o altı haftalık bebeğin –Cihan’ın sandığı ama aslında Aras’ın olan o günah tohumunun– ağırlığını daha derinden hissediyordu. Kendi kendine tel

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD