10.BÖLÜM KAZA

692 Words
Nebahat teyze artık kendine gelmeye başlamıştı. İki gündür onunla evdeydim. Bir ateşi çıkıyor, bir ateşi düşüyordu. O aralarda Resul hoca arayıp annesinin durumunu soruyor, arada beni de soruyordu. Ben de öyle düşüncelere dalmıştım ki, Nebahat teyzenin sesiyle kendime geldim. "Ne oldu kızım, hayırdır? Ne düşünüyorsun öyle?" "Yok teyzecim, dalmışım sadece. Bu arada sen nasılsın, daha iyi misin?" "İyiyim kızım, merak etme." "Teyzecim, izin verirsen bugün pazar var, pazara gidecektim. Bir isteğin var mı?" "Git güzel kızım, ne ihtiyacın varsa al. Benim bir şeye ihtiyacım yok." "Tamam. Bir şey olursa ararsın o zaman. Ben de oradan eve geçerim." "Peki kızım, Allah’a emanet ol." Nebahat teyzenin elini öpüp çantamı aldım ve pazara çıktım. Haftaya Resul hocanın yemin töreni vardı. Hepimiz gidemeyecektik ama annesi, ben ve kız kardeşleri gidecektik. Ben neden gidiyordum bilmiyordum ama Nebahat teyze özellikle istemişti. Ben de kabul etmiştim. Pazara giderken aklıma geldi ve Nebahat teyzeyi aradım. "Alo?" "Alo kızım, ne oldu?" "Teyzecim, ben pazara gidiyorum ya..." "Evet kızım?" "Hani haftaya Resul hocanın yemin töreni var ya..." "Evet kızım." "Acaba bir ihtiyacı olur mu? Pazardan bir şey alayım mı?" "Ay ben bunu hiç düşünmemiştim kızım. Al, iki boxer bir de atlet al." "Peki... bedeni ne teyzecim? 😅" "XL kızım. Sağ ol, aklıma getirdin." "Tamam teyzecim." Telefonu kapattıktan sonra dediklerini aldım ve eve döndüm. Kapıyı açar açmaz annemin o güzel gülüşüyle karşılaştım. "Hoş geldin kızım." "Hoş buldum anne, nasılsınız?" "İyiyiz elhamdülillah. Sen nasılsın? Teyzen nasıl?" "O da iyi, toparladı. Anne, sana bir şey söyleyeceğim..." "Söyle kızım." "Nebahat teyze beni oğlunun yemin törenine çağırdı." "Eee, sen ne dedin?" "Bir şey diyemedim anne, ısrar edince kabul ettim." "İyi yapmışsın. Dikkat edin ama. Ne zaman?" "Haftaya anne." "Tamam. Hadi şimdi dinlen. Bir isteğin var mı?" "Yok anne, senin var mı?" "Yok kızım. Allah rahatlık versin." "Sana da anne." 1 HAFTA SONRA Derin bir uykuya dalmıştım. Rüyamda birisiyle çok mutluydum ama yüzünü göremiyordum. Tam o sırada alarm çaldı ve uyandım. "Anne, geç kalıyorum! Nebahat teyzeyle törene gidiyoruz. Yolda kahvaltı yaparız. Allah’a emanet ol!" Annemin cevap vermesini beklemeden evden çıktım ve Nebahat teyzenin evine gittim. "Teyzecim, hazır mısın? Otobüs kalkacak!" "Ay geldim kızım, geldim!" "Bak, oğlunun töreni var. Geç kalırsak sana küser!" "Ay, o benim tek oğlum. Yetişeceğiz tabii!" Koşar adımlarla otogara gittik. Şansımıza koltuklarımız yan yanaydı. Yol boyunca sessizce gittik. Vardığımızda bizi bir asker karşıladı. "Selamünaleyküm, hoş geldiniz. Siz Resul’un annesi olmalısınız?" "Evet evladım." "Peki siz hanımefendi... Resul’un sevgilisi misiniz?" "Yok, hayır! Ben öğrencisiyim. Annesiyle geldim." "Anladım. Buyurun, araç şurada." Arabaya binip askeri bölgeye gittik. İçeriye yavaş yavaş herkes doluyordu. Resul hocayı görünce heyecanla teyzeme döndüm. "Teyze bak, Resul!" "Gördüm kızım. Hadi oturalım, tören bitsin yanına gideriz." "Tamam teyzecim." Tören başladı… (Burada yemin metni aynen bırakıldı) Tören bittikten sonra herkes ailesine kavuştu. Nebahat teyze Resul’a sarıldı. "Oğlum!" "Anam!" Ortamdaki duygusallık beni de etkilemişti. Gözlerim dolmuştu. "Niye ağlıyorsun güzel kızım?" "Ortam çok duygusal teyzecim..." Resul hoca bana doğru kollarını açtı. "Gel buraya, canım öğrencim." Bir an tereddüt ettim ama sonra yanına gittim. "Nasılsınız hocam?" "İyiyim fındık faresi. Sen nasılsın?" "Hocam, bari burada yapmayın..." "Tamam tamam. Anneme iyi baktın mı bakalım?" "Çok iyi baktı oğlum! Kendi annesi gibi ilgilendi." "Allah razı olsun senden Eda." "Sizden de hocam." Herkes yavaş yavaş dağıldı. Biz de otogara gidip otobüse bindik. Ama bilmediğimiz bir şey vardı… Otobüsün frenleri patlamıştı. Araç hızla yokuş aşağı inmeye başladı. "Allah’ım sen bizi koru!" "Eda kızım, elimi tut! Allah büyüktür!" Bir anda çığlıklar yükseldi… Ve otobüs takla attı. Resul: "Kardeşim, aç haberleri!" "Tamam hocam..." Haber spikeri: "Askeri bölgeden dönen bir otobüsün freni patladı. Kazada 6 ağır yaralı ve 8 kişi hayatını kaybetti..." "Bu... bu bizim otobüs! Annemle Eda vardı içinde!" Defalarca aradı ama ulaşamadı. Hemen hastaneye koştu. "Kolay gelsin... Eda Koç ve Nebahat Çağdaş?" "Onlar ameliyatta. Otobüs kazası değil mi?" "Evet..." Saatler geçti… Tam 12 saat sonra doktor çıktı. "Doktor bey, hastalar nasıl?" "İsimleri?" "Nebahat Çağdaş ve Eda Koç." "Biri iyi, normal odaya alınacak. Diğeri yoğun bakımda." "Kim iyi?" "Nebahat Çağdaş." "Eda... Eda’nın durumu ne?" "Cam kırıkları organlarına zarar vermiş. Hayati tehlikesi var." Resul’un sesi titredi. "Bir çaresi yok mu?" "Şu an yoğun bakımda. Peki siz neyi oluyorsunuz?" "Nebahat benim annem." "Peki ya Eda Koç?" Resul sustu… Ne diyeceğini bilemedi. Ve dudaklarından tek bir cümle döküldü: "Eda… benim."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD