Sonraki birkaç gün oldukça sakin geçti. Dağhan onu uyarınca Erna ortalığın karışmasından biraz çekinmişti ama ne Nisan geldi ne de başka bir sorun yaşandı. Zaten ailesi o gece Eskişehir’e dönmüştü ve Doğu da sürekli dışarı çıktığı için Erna günün çoğunda evde yalnızdı. Durumu yanlış mı yorumluyordu bilemese de sanki Dağhan son günlerde daha çok çalışıyor, uyumak ve bir şeyler yemek dışında hiçbir şey yapmıyormuş gibi duruyordu. Tabii bir de akşam yürüyüşleri vardı. Erna nişanı atan o olduğuna göre neyi bu kadar dert ettiğini tam olarak çözememişti. Ayrılmak istemişti, ayrılmıştı ama niyeyse huzursuz görünüyordu. Cesareti olsa ona bunu soracak kadar meraklanmıştı. Adamı gördüğü nadir anlarda elinde olmadan yüzünü dikkatle inceliyor, göz göze geldiklerinde ne düşündüğünü anlamaya çalışıy

