18

1189 Words
Dağhan Bey’in pazar günü bile olsa erken kalkmaması oldukça şaşırtıcıydı. Erna hazırladığı kahvaltı masasına bakarken aklından bunlar geçiyordu. Gece ofiste uyuyakaldığı için uyku düzeni mi bozulmuştu? Nisan ile kavga ettikleri için uykusuz bir gece mi geçirmişti? Yeni bir rutin geliştirip pazar günü uyumaya mı karar vermişti? Hiçbir fikri yoktu. Ama aklına yalnızca bu ihtimaller gelmişti. Soğumaya meyleden omlete bakarak kararsız bir şekilde iç çekti. Yatak odasına gidip onu kontrol etmesi densizlik olurdu. Doğuhan zaten bu saatte uyanmazdı. Öyleyse geriye tek bir seçenek kalıyordu. Yaptığı şeylerin ziyan olmasını istemiyorsa kendisi yemeliydi. “Beş dakika daha,” diye mırıldandı. Ardından kendine çay yapmak için su ısıtıcısını çalıştırdı. İkizler sürekli kahve içiyordu ama Erna aslında çaya düşkündü. Bu evde demlik olmadığı için de mecburen sallama çay içiyordu. Başta bundan hiç hoşlanmamıştı ancak zamanla alışmaya başladı. Zaten şikâyet edebilecek konumda değildi. Hem Dağhan alışverişe çıktığında kendi yemek istediği şeyleri de çekinmeden alabileceğini söylemişti. Sahiden de iyi bir adamdı. Ortalıkta dolaşıp çayını hazırlayarak vakit geçirse de evin içini saran sessizlikte herhangi bir değişiklik olmadı. Erna da gidip hazırladığı omlet ve tereyağlı ekmeği yemeye karar verdi. İkizler uyanınca onlar için yenisini yapardı. Hem daha sonra Dağhan’a da pazar günü kahvaltıyı ne zaman istediğini sorarak bu sorunu çözebilirdi. Kahvaltısını dışarıdan gelen kuş sesleri, saatin tik takları ve sükûnet içinde yaptı. Bugün hava kasvetli bir gri gibi görünüyor, yağmur bir başlayıp bir duruyordu ama Erna pencerelerden görünen manzarayı mutlulukla izliyordu. Ahu’nun sıkış tıkış evinden sonra burada yaşamasına izin verildiğine bazen hâlâ inanamıyordu. Dağhan’ın evi ailesiyle yaşadığı evden bile daha güzeldi. Odası küçük olsa da evin yardımcısı olarak bir odaya sahip olmak ilginçti. Burada böyle rahat etmesi bazen onu bile şaşırtıyordu. Yemeğini bitirince ortalığı topladı. Dün Dağhan ofisi kullandığına göre bugün ilk orayı temizlese daha iyi olurdu. Eğer evde olursa büyük ihtimalle yine çalışırdı. En azından onun için çalışma alanını güzelleştirebilirdi. Mutfaktaki işini bitirip ofise geçti. Adam gerçekten çok düzenli birisi olduğu için masadaki birkaç evrak ve kalem dışında her şey düzgündü. Gözlüğünün kutusu bile hep aynı yerde olurdu. Erna gülümseyerek önce masanın üstünü topladı, ardından da toz almak için harekete geçti. Bu evin süpürgesi bile sessiz çalışıyordu. Yine de kapıyı kapatıp gürültü çıkarmamaya gayret etti. Kitaplığı hayranlık içinde düzenleyip toz aldı, pencereleri temizledi, Dağhan’ın sürahisini doldurup bardağını yenisiyle değiştirdi. İşi bittiğinde bir an raflara bakarak bekledi. Çoğu hukuk ağırlıklı olsa da tarih ve klasik edebiyata dair de kitaplar vardı. Erna bazen çok sıkıldığı için acaba kitaplardan ödünç alması sorun olur mu diye Dağhan’a sormak istiyordu. Bir türlü bunu hatırlayıp da adamla konuşamamıştı. Aslında çok çalışkan biri sayılmazdı. Lisedeyken hiç büyük hayaller kuran biri değildi. Fakat ailesini kaybedip bu kadar zorluk yaşadıktan sonra belki üniversite için gayret edebileceğini ve bir meslek edinerek hayatını düzeltebileceğini düşünmeye başlamıştı. Tabii iş bulamadığı, gidecek yeri de olmadığı için bu hayali aklının kuytu köşelerine atmak zorunda kalmıştı. Amcası onu sadece birkaç yıl yanına alsaydı belki Erna şimdi sınava hazırlanıyor olurdu. Yine olumsuz düşüncelere takılmaya başladığını fark ederek iç çekti ve ofisten çıktı. Belki biraz odasında kestirebilirdi. Dağhan ya da Doğu’nun uyandığını fark ederse hemen mutfağa geçerdi. Sonuçta ev temiz ve düzenliydi. Şu an alışverişe çıkmasına da gerek yoktu. Dış kapının açılıp kapandığını duyduğunda bir an şaşkınlıkla etrafına bakındı. Eve biri girmiş olamazdı, değil mi? Burası nezih bir siteydi. Öyleyse ikizlerden biri dışarı mı çıkmıştı? Hızlı adımlarla girişe yürüdü ve terli bir hâlde ona doğru yürüyen Dağhan ile karşı karşıya geldi. “Gü-Günaydın?” dedi şaşkın şaşkın. Adam ne ara uyanmış ve spor yapmıştı? “Günaydın,” diyerek başını salladı. Eşofmanının kapüşonunu geriye atıp Erna’ya baktı. “Saat kaç?” “Dokuza geliyor.” “Benim için kahvaltı mı hazırlamıştın?” “Evet ama sizin uyuduğunuzu düşündüm ve kaldırdım.” Başını hafifçe salladı. “Teşekkürler. Sorun olmazsa bir saat içinde kahvaltı etmek isterim. Bugün nedense pek iyi uyuyamadım ve yürüyüşe çıktım.” Söyledikleri ona da Erna’ya olduğu kadar tuhaf gelmişti. Yine de üzerinde durmadı. Daha fazla böyle terli bir şekilde beklemek istemiyordu. “Hiç sorun değil, siz keyfinize bakın!” Erna neşeyle sesini yükseltirken elinde olmadan güldü. “Tamam, ben önce bir duş alayım, sonra görüşürüz.” Kızı olduğu yerde bırakıp banyoya girdi. Son günlerde tuhaf davranıyordu. Bedeni de buna uyum sağlar gibi tuhaflaşmıştı. Uzun zamandır hiç ofiste uyuyakaldığını ya da rahatsız bir uyku yüzünden yataktan çıkmak istediğini hatırlamıyordu. Genelde hep aynı saatte yatıp uyuyan biriydi. Üstelik çoğu zaman öyle yorgun yatardı ki başını yastığa koyduktan sonra direkt uyuyakalırdı. Belki nişanlısı yüzünden, belki korkaklığı sebebiyle… Kestirmek zordu. Temizlenip kendine geldikten sonra yatağına uzandı ve gözlerini tavana çevirdi. Akşam annesine mesaj yazmıştı ama kadın hâlâ onu aramamıştı. Normalde ailesi Eskişehir’de yaşıyordu ve bu Işık ailesi için asla uzun bir mesafe değildi. Hem ikizler hem de ailesi sık sık birbirlerini ziyaret ederdi. Ancak ailesi bir süredir babasının akrabalarını ziyaret etmek için yurtdışındaydı ve Dağhan çocukça davranmak istemiyordu ama canı sıkkın ya da kafası karışık olduğunda hep annesini görmek isterdi. Elinde değildi. Telefonu titreyince doğrulup komodinin üzerinden aldı. Mesaj gelmişti ancak annesinden değil, Nisan’dandı. Nisan: Günaydın hayatım. Ekrana bakarken içinde tuhaf bir suçluluk vardı. Dün ona planlarını sorarken büyük ihtimalle kendisinin de dahil olduğu bir şey beklemişti. Ancak Dağhan bunu bilse de anlamazlıktan gelmişti. Yüzünü buruşturarak cevap yazdı. Dağhan: Günaydın Nisan. Nisan: Nasılsın? Dağhan: İyiyim. Güzel bir yürüyüş yaptım, birazdan da kahvaltı edeceğim. Nisan: Güzel, afiyet olsun. Nisan anında cevap yazıyordu. Dağhan bir süre ne diyeceğini bilemeyerek ekrana baktı. Dağhan: Teşekkürler, o zaman sonra görüşürüz. Nisan: Görüşürüz. Telefonu elinden bırakıp yataktan kalktı. Annesi mesajını hâlâ okumadığı için yanına almaya bile gerek görmedi. Tam odadan çıkacakken Nisan’a ne yaptığını ya da nasıl olduğunu bile sormadığını fark ederek bir an kapının önünde duraksadı. Şimdi tekrar mesaj atarsa bu tuhaf olurdu, değil mi? Nasıl nezaketen bile olsa “Sen?” diye yazmamıştı ki? “Kendine gel Dağhan,” diye kendini azarladı. Böyle kaba davranmak ona hiç uymuyordu. Korkaklık etmesi yetmezmiş gibi bir de kadını bile bile incitemezdi. Sıkıntıyla odasından çıkıp mutfağa geçerken Doğu ve Erna’nın sesini duyabiliyordu. Kardeşi bu sabah erkenci miydi? Bu da Dağhan’ın uyuyamaması kadar ilginçti. İçeri girdiğinde “Günaydın,” diyerek imalı bir şekilde kardeşini süzdü. “Günaydın Dağhan! Duydum ki hâlâ kahvaltı etmemişsin?” “Evet. Sen neden erkencisin?” “Dışarıda bir işim var, o yüzden erken kalkmak zorunda kaldım.” “Ne işiymiş o?” Kaşlarını çatarak her zamanki yerine oturdu. Erna onlar için omlet hazırladığı için bir an burnuna dolan tereyağı kokusuyla dikkati dağılsa da ikizine bakmaya devam etti. “Şimdi söyleyemem.” “Benim kızacağım bir şey mi yapacaksın?” Yüzünü buruşturmamaya gayret ederek Doğuhan’ın gözlerine ciddiyetle baktı. “Hayır!” “Emin misin?” “Eminim!” “Bak Doğuhan-” Doğu bıkkınlıkla ellerini havaya kaldırdı. “Beş dakika huzur ver Dağhan, karnım aç!” Gerçekten çok sinir bozucuydu ama Dağhan yine de susup önüne döndü. Eğer yapacağı iş her neyse onun hoşuna gitmezse Doğuhan bunun bedelini ödeyecekti. Madem sorgulamasına bile izin yoktu, öyleyse sonuçlarına katlanırdı. Erna tabaklarını önlerine koyarken kıza teşekkür ederek yemeğe başladı. Yaptığı basit şeyler bile çok lezzetliydi ve evlerinde böyle biri olması ona bazen mucize gibi geliyordu. Doğuhan ile flört etmiyor, Nisan’ı idare edebiliyor, evi her zaman temiz ve düzenli tutuyor, daima güler yüzlü görünüyor ve harika yemekler yapıyordu. İnsan bir yardımcıdan bundan başka ne bekleyebilirdi ki?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD