Tanju’nun Bülent’i öğrenmesinin üzerinden üç gün geçmişti. Bülent yine mesaj atmaya devam ediyordu ve ne yapacağımı şaşırmış durumdaydım. Kaynayan suyu bardağa alıp üzerine hazır kahve paketini döküp karıştırdım. Salona geçtiğimde telefonuma bakıyordum. Tanju yanıma gelecekti ama geç kalmıştı. Nerede olduğunu sormak için tam mesaj atıyordum ki kapı zili çalınca elimdeki bardağı sehpanın üzerine bırakıp açmak için kapıya gittim. Gördüğüm yüzle nefesim kesilmişti. ‘’Tanju!’’ derken sesim korkuyla çıkmıştı. Gözü morarıp şişmişti ve morluk dışında ufak yaralar vardı. ‘’Ne oldu?’’ dediğimde ayakkabılarını çıkarıp eve girdi. ‘’Geberteceğim o piçi.’’ diyerek öfkeyle salondaki koltuğa oturdu. Banyodaki dolaptan pansuman malzemelerini alıp getirdiğimde pamuğa döktüğüm alkolle ellerinin üzeri

