Bölüm şarkımız
And I say, "Hello Satan, I believe it is time to go"
(Ve ben "Merhaba şeytan, sanırım gitme zamanı" diyorum.)
Me and the Devil
(Ben ve şeytan)
Soap&Skin-Me And Devil
•••
Söylesene bana ne kadar yok olmak istedin? Her gece uyumadan önce ne kabuslar göreceğini bilmeden kafanı yastığına koydun mu? Senden yardım isteyen, kanından biri olunca ne yaptın? Gözlerin, yaşla mı baktı yoksa çaresizlikle mi? Yoksa hissizleştin mi.
Gökyüzündeki yağmurlar gibiydi kabuslar, her damlada toprak beni içine çekiyordu. Her damlada yok oluyordum. Ben her damlada ablamın sesini duyuyordum. "Tamam vurma ona, onun canı çok yanar." Bu ses her gün kulaklarımdaydı benim. Beni hep güldüren biri olmadan, bir kere bile gülememiştim.
Benim ablamın kanının değdiği sokaktan geçmemiştim. O güne kadar. O sokak onlara aitti. Onlara ait sokaktan geçmek akıl kârı değildi. Zaten kafamda olan tek şey ablamdı. Onun gözleri hâlâ kafamda canlanıyordu.
Ablamın kaçırılışına ağlamamıştım ama her gece o sahneyi kâbuslarımda gördüğümde, ağlayarak yataktan kalmıştım. Hiç ağlamayan Mina, kabuslardan ağlıyordu. O sokaktan bilerek geçmiştim. Birilerinin peşime takılacağını biliyordum. O sokağa giren kim olursa olsun çıkamıyordu. 100.SOKAK...
Her annenin korkulu rüyası olan o sokak. Ablamla bilmeden girdiğimiz karanlık sokak. Daha kaç yaşındaydık ki. Sadece karanlık bir sokaktı. Öyle sanmıştık. Benden canımı kanımı almışlardı o sokaktan. 100.Sokak benden ablamı almıştı.
Mara çetesi tarafından kaçırılacağımı biliyordum ama yine de o sokağa girdim. Şimdi geçtiğim karanlık koridorda önümdeki üç masum kızla ilerliyorduk. Hepimizin elleri ve ağızları bağlıydı. Cansu hâlâ ağlıyordu. Özlem ve Melodi hissiz gibiydiler. Ben ise dört gözle etrafı inceliyordum. Her yeri kafama kazıyordum.
Sarışın kadın önümüze geçerek karanlık koridorda ilerlememize yardım ediyordu. En sonda ben olduğumdan dolayı etrafı detaylıca inceliye biliyordum. Her yerde kapı vardı. Yukarıya doğru baktığımda havalandırma boşlu olduğunu gördüm. Yüzümde sinsi bir gülümseme oluştu.
Kadın beyaz bir kapının önünde durduğunda hepimiz durmuştuk. Kadın, koynundan çıkardığı kartı dijital okuyucuya okutarak kapıyı açmıştı. İlk önce o içeriye girmişti sonra ise tek tek biz içeriye girmiştik.
İçerisi beyazlıktan oluşuyordu. Beyaz fayanslar, beyaz duvarlar, beyaz giyimli ve maskeli kadınlar. Sanki hastalıklıymışız gibi giyinmişlerdi. Maskeli kadınlardan bir Sarı saçlı kadının yanına gelerek konuştu. "Yeni gelenler bunlar mı?" Sarışın kadın bir süre maskeli kadına boş boş baktı ama sonradan "Evet" dedi.
Maskeli kadının bakışları hepimizde gezdi. En son gözleri bende durduğunda gözlerime bir süre baktı. Gözlerimin her maviden farklı olduğunu biliyordum. Ama bu kadarda bakılmazdı. Kadın bir süre bana anlamlı anlamı baktı, sonradan hüzünle gözlerini çekti.
Sarışın kadın otoriter bir sesle konuştu. "Hepsi toplu banyo yaptırılacak. Kıyafetleri yakılacaktır. Tokalarına kadar. Sonra ise lazer işlemine geçilecek. Yine aynı toplu bir şekilde." Maskeli kadın biraz şaşırmıştı ama sesi içeride yankılandı. "Peki efendim." Dedikten sonra sarışın kadın gitmişti. Biz ise maskeli kadınların yanında kalmıştık.
Başları olduğunu düşündüğüm kadın el işaretleriyle diğer kadınlara bir şeyler anlatmıştı. Sonra ise bize dönerek "Onlar ne duyabilirler ne de konuşabilirler. Yani onlara bir şeyler anlatmaya çabalamayın. Şimdi hepiniz üzerinizdeki her şeyi çıkarın ve karşınızdaki kapının oradaki çöpe atın." Kadın Melodi'nin kaşındaki piercing de gözleri takılı kalmıştı. Melodiye bakarak konuştu. "Piercing de çıkar." Dedi. Sonra ise arkasındaki kadınlara işaret diliyle bir şeyler anlattı. Dört kadın bize ilerleyerek kollarımızdaki kabloları ve ağzımızdaki bantları çıkarmışlardı.
Kablolar ellerimi çok fazla sıktığı için bileklerimi öf elemiştim. Kimse kıyafetini çıkarmadığında kadın sinirle bağırdı. "Kıyafetlerinizi çıkarın dedim." Cansu korkarak daha çok ağlamaya başlamıştı. Melodi ise üstündekileri çıkarmaya başlamıştı bile. Özlem de Melodiye bakarak kıyafetlerini çıkarmaya başlamıştı.
Kadının gözlerine sinirle baktım. Elim üstümdeki kazağa giderek çıkarmıştım. Kazağı önüme koydum. Siyah pantolonumun düğmesini açtıktan sonra fermuarını açtım. Cansu'da ağlayarak kıyafetlerini çıkarmaya başlamıştı. Fermuarımı indirdiğimde dar kot pantolonumu çıkardım. Üstümdeki siyah iç çamaşırları ile kalmıştım. Diğer kızlara baktığımda onlarda öyleydi.
Kadının gülmesiyle ona bakmıştık. Kadın el işaretiyle üstümüzdeki iç çamaşırlarını gösterdi ve "Onlarda çıkacak kızlar." Cansu şaşkın şaşkın bakarak "Olmaz ben çıkarmam." Dedi. Melodi'nin ise elleri sutyenine gitmişti ve çıkartarak kıyafetlerinin olduğu yere atmıştı. Cansu hâlâ kabullenemeyen nidalar çıkarıyordu.
Başka çaremiz olmadığı için bende üstümdekileri kıyafetlerimin olduğu yere attım. Cansu'da kadının sinirli bakışlarına dayanamadı ve üstündekilerini çıkardı. Özlem bizden önce çıkarmıştı kıyafetlerini. Şimdi hepimiz anadan doğma çıplaktık. Kadın hepimizin vücuduna bakıyordu.
İşaret diliyle yeniden kadınlara bir şeyler söyledi. Ve bize dönerek konuştu "Şimdi hepimiz kıyafetlerinizi beyaz kapının oradaki çöpe atacaksınız ve kapıdan içeriye gireceksiniz." Özlem ilk başta olduğu için yere eğilerek kıyafetlerini alarak beyaz kapının oradaki çöpe ilerledi. Cansu'da onun arkasından kıyafetlerini alarak Özlemi takip etmişti.
Geriye Melodi ile ben kalmıştık. Melodi bana dönerek bakmıştı. Ve sonrada burnundaki piercing çıkarmıştı. Sonrada kıyafetlerini yerden alarak kızları takip etmeye başladı. Arkasını döndüğünde gördüklerimle şaşırmıştım. Melodi'nin beli kemer izleriyle doluydu. Şaşkın bir şekilde bende kıyafetlerimi alarak Melodiyi takip etmeye başladım.
Herkes kıyafetlerini çöpe atmıştı. Ben ise daha atmamıştım. Elimdeki kıyafetlere bakarak onları çöpe attım. Kendi geleceğimi yakıyor olsam bile ablamı burada bulmadan gitmeyecektim.
Ben ablamı anneme götürecektim.
Herkes kıyafetlerini çöpe attığında maskeli bir kadın kapıyı açtı ve hepimiz içeriye girdik. İçerisi toplu banyo yeriydi. Duş vardı ama kapatacak ne bir duvar nede bir örtü vardı. Dört beyaz maskeli kadınlar kollarımızdan tutarak duşların oraya ilerlemeye başladılar.
Hepimiz bir duşun altındaydık ve hepimizin yanında beyaz maskeli kadınlar vardı. Yanımdaki kadına gözlerimi diktim ve baktım. Kadının sadece koyu kahve gözleri gözüküyordu. O gözlerde umutsuzluk ve batmışlık vardı. Bu bakışları bilirdim çünkü ben o bakışlarla büyümüştüm.
Kadın duvardaki bir tuşa basmıştı ve üzerime sıcak su akmaya başlamıştı. Diğer kızlara baktığımda onlarınki de öyleydi. Cansu hâlâ ağlıyordu. Göz yaşları suya karışıyordu. Benim göz yaşlarım ise katran gibi içime akıyordu. Benim ağlamalarım on yaşındaki Mina'nın kalbinde kalmıştı. On yaşındaki Mina'yı da burada boğarak öldürmek istiyordum.
Kadın elindeki beyaz şampuanı saçlarıma sürtmesiyle kendime gelmiştim. Kadın saçlarımı hızlıca şampuanlamıştı. Saçlarımdaki köpükler suya karışıp gidiyordu. Diğer kızlarda benim gibi bunun bitmesini bekliyordu. Kadın eline beyaz bir lifi aldığında onu vücuduma sürtmeye başlamıştı. Sanki kirlerin gideceğini düşünür gibi benim kirim benimle her zaman kalacaktı. Benim temizlenmem imkânsızdı.
Kadın suyu daha şiddetli açtığında vücudumdaki tüm köpükler gitmişti. Tamamen yıkandığımdan emin olduğunda arkasındaki düğmeye basarak suyu kapatmıştı. Diğerlerine baktığımda onlarında yıkanmasının bittiğini anlamıştım. Dört kadında bizden uzaklaşarak vücudumuza bakmışlardı. Sanki bir şeyler saklayabileceğimizi düşünerek. Ama hepimizde anadan doğmaydık.
Geldiğimiz kapıdan bir kadın elindeki beyaz havlularla içeriye girmişti. Dört kadına da havluları uzatarak işaret diliyle bir şeyler anlatmıştı. Ve sonrada gitmişti. Kadınlar ellerindeki havlularla bizlere yaklaşıyorlardı. Beni yıkayan kadın yanıma gelerek elimdeki havluyu bana uzatmıştı. Havluyu alarak çıplak vücudumu sarmıştım ne kadar sarabileceksem artık.
Diğer kızlarda benim yaptığımı yapmıştı. Kadınlar yeniden kollarımızdan tutarak sağda kalan kapıya götürmeye başlamışlardı. İlk başta özlem olduğu için ilk o girmişti. Sonra ise sırayla bizler girmiştik. İçerisi lazer epilasyonu yapılan yerlerdi ve bu kez her bir yeri kapatacak şekilde perdeler vardı. Tam olarak on tane perdeli yer vardı.
Hepimiz bir yerlere geçmiştik. Yanımdaki kadın perdeyi açarak içeriye girdirmişti beni. İçeride bir yatılacak bir yer vardı ve birde epilasyon vardı. Kadın ve oturttu ve elindeki eldiveni çıkartarak çöpe atmıştı. Şimdi ise çekmeceden yeni bir eldiven çıkarmıştı. Onu ellerine geçirmişti. Nereme epilasyon yapacağını bilmiyordum ama bir şeyden emindim vücudumda bir tek bile kıl olmadığına.
Çünkü bundan bir yıl önce ben gitmiştim lazer epilasyonuna. Kadının gözleri havluyla kapalı olan vücudumda gezindi. Yanıma gelerek havluyu açmıştı ve gözlerini vücudumda gezdirmişti. Sonra ise bir şeylerden emin olduktan sonra havluyu yeniden kapatarak yanıma oturmuştu. Gözlerime bakarak yukarı bakmamı istemişti. Yukarı baktığımda her yerde kamera olduğunu görmüştüm.
Kadınla yeniden gözlerimiz buluştuğunda ayağa kalkarak epilasyon makinesinin yanındaki duvara doğru yürüdü. Oraya baktığımda ayrı bir ekran görmüştüm. Kadın ekrana dokunarak bir şeyler yapmıştı ama ne yaptığını bilmiyordum. Ekrandan bakışlarını çekerek yanıma gelmişti. Kolumdan tutarak beni ayağa kaldırmıştı. Sonra ise buradan hızlı adımlarla perdeyi açarak odaya girmemizi sağladı.
Diğer kızlar hâlâ perdelerin arkasındaydılar. Şimdi ayakta durmuş onların işlerinin bitmesini bekliyorduk. Bu kadın bana bir şeyleri çaktırmak istemişti. Her yerde kameralar vardı. Kafamı kaldırarak kameralara baktım. O sırada bir kamerayla göz göze gelmiştik. Sanki kameralara baktığımı anlamışlardı. Kameradan gözlerimi çekmedim. Sonra maskeli kadının eli elime sürtündü ve bakışlarımı kameradan çektim.
Kadının gözlerine baktığımda sanki bana çok pişman olacaksın gibi bakıyordu.
Gözlerinden her insan anlaşılırdı. Çok iyi bir oyuncu bile olsan gözlerin her şeyini açıklardı.
Şeytan artık şüphelenmeye başlamalıydı. Çünkü inine bir melek almıştı ve o melek kardeşini buradan almadan burayı başına yıkmayacaktı. Bu melek o iblisi bitirecekti.
Melek bir şeyleri bilmiyordu, Şeytan onun kalbini yerle bir edecekti. O ise sadece iblisin evini yerle bir edecekti.
⚕️