5.BÖLÜM

1033 Words
Bölüm şarkımız Ben senden vazgeçtim yok korkularım ben zor dururum ben zor Skapova-Ben Senden Vazgeçtim • Kanla kaplıydı gözlerim. Korkuyordum kendimden. Titriyordu ellerim. Kimse tutamamıştı benim elimden. Kimse görmemişti kan ağlayan gözlerimi, insanlardan umut beklemeyi kesmiştim ben. Ben kendimi yakmıştım, kim yakardı kendini benim için. Kanlar sokaktaydı, ayaklarımın yanına akan kanlar her yerdeydi. Ben her yerdeydim. Ben katran karası gökyüzündeydim. Ruhum ablamlaydı. Gözlerim her yerde onu arıyordu. Onun kaybolan masumiyetini arıyordu. Ben ablamı arıyordum. Ben kendi geleceğini yakan ben, ablamı arıyordum. Benden alınan canımı arıyordum. Bana annelik ve babalık yapan ablamı arıyordum. Annem ve babam vardı ama anne ve babamın olmadığı günlerde hep bana bakmış beni öyle bir sahiplenmişti ki bana kardeş olmaktan çıkmıştı. Benim her şeyim olmuştu. Ben ablamı bulma hırsıyla büyümüştüm. Her gülümsememin altında acılar yer alıyordu. Bütün kızlar yeniden sıraya girdirilmişti. Hepimiz önümüze bakıyorduk. Kadınlar benim çabuk çıktığım için şaşırmışlardı ve yanımdaki kadınla işaret diliyle konuşmuşlardı. Biz ise onlara baka kalmıştık. İçeriye bir kadın girmişti elindeki kutularla. Hepimiz anadan doğma beklediğimiz için gözlerimizi kaçırmıştık. Kadın özlemin önünde durarak kutuyu ona uzattı. Özlem çekingen bir şekilde kutuya elini sokmuştu. Kutudan şeffaf bir poşet çıkarmıştı. Şeffaf poşette beyaz kıyafetler vardı. Kadın tek tek bize kıyafetleri uzatmıştı. Sonra ise yeniden arkasını dönerek elindeki kutuyla çıkmıştı. Biz ise elimizdeki kıyafetlerle anadan doğma bekliyorduk. Özlem poşeti açarak içindeki Beyaz atlet ve şortu çıkarmıştı. İçinde iç çamaşırı yoktu. Özlem durmayarak onları giymişti. Bende çıplak beklemektense poşetteki kıyafetleri çıkartarak giymiştim. Çıplaklığım bir nebzede yok olmuştu. Kadınlar kıyafetleri giydiğimizden emin olduktan sonra hepimizin yanına gelmişlerdi. Benimle içeriye giren beyaz maskeli kadın yanımdaydı. Kolumdan tutmuştu, ne olduğunu anlamadan hepimizi yeniden kapıdan dışarıya çıkarmışlardı. Hızlı bir şekilde yürüyorduk. Yanıp sönen ışıklarla etrafımı tam inceleyemiyordum. Koridorlarda hızlıca ilerliyorduk. Burası bir labirent gibiydi. Her tarafta bir çıkış varmış gibi gözüküyordu ama bir çıkış yoktu. Sağa doğru ilerlediğimizde bizi bir duvar karşılamıştı. Buraya neden girdiğimizi anlamamışken, Özlemi tutan kadın onu bırakarak duvara doğru ilerledi. Duvara elini bastığında bir dijital okuyucu ortaya çıkmıştı. Sağ baş parmağını dijital okuyucuya basmıştı. Duvar ikiye ayrılmıştı. Hayır bu bir duvar değildi. Bu bir kapıydı. Kapıdan içeriye hepimiz girdiğimizde yeniden kapanarak duvar halini almıştı. Buna biraz şaşırmıştım. Buranın bu kadar teknolojili olacağını düşünmemiştim. Yukarıya baktığımda her yerde kameralar vardı. Bizi izliyorlardı. Her yer beyazdı, sanki hiç kirlenmeyecekmiş gibi. Ama her yer kirlenirdi. İster toprak lekesiyle, ister kan lekesiyle. Toprak lekesi kolay geçerdi ama kan lekesi o kadar kolay geçmezdi. Eğer derinlere inmişse hiç geçmezdi. Beyaz koridordan yavaşça ilerliyorduk. Koridorun sonunda kapının önünde duran sarışın kadın bizi bekliyordu. Yüzündeki bir ton makyajıyla bize yapmacık bir gülümsemeyle bakıyordu. Dudaklarını kan kırmızısına boyamıştı. Üzerindeki kıyafetleri değiştirmişti. Şimdi ise üzerinde beyaz bir elbise vardı. Dizlerinin altındaydı. Sarı saçlarını sıkı bir at kuyruğu yapmıştı. Kadın yine o iğrenç gülümsemesiyle konuştu. "Sorun çıkarmadığınız teşekkür ederim. Kimseye ceza verilmesini istemiyorum." Kapının yanındaki dijital okuyucuya neresinden çıkardığını bilmediğim kartı okutmuştu. Beyaz kapı yana kayarak açılmıştı. Sarışın kadın yana çekilerek bize içeri girmemizi söyledi. Tek tek içeriye giriyorduk, en son ben olduğum için kapının ardındakileri en son ben görmüştüm. İçeride dört tek kişilik yataklar vardı. İçerisi yeniden beyazlara kaplıydı. Her yatağın yanında küçük gardırop vardı. Odada başka bir kapı yoktu. Kızlarla birlikte yeniden bir sıraya girmiştik. Sarışın kadında yeniden ve yeniden önümüzde duruyordu. Beyaz maskeli kadınlar içeriye girmemişlerdi. Gitmişlerdi, benimle olan kadın gözleriyle bir şeyler anlatmak istemişti ama bazen gözlerle anlatılmazdı bir şeyler. O da bunu anlayarak susmuştu. Kadın önümüzde gidip, gidip geliyordu. Ve yine o iğneleyici sesiyle konuşmaya başladı. " 3 hafta sonra, çeteler burada toplanacak ve sizler sergileneceksiniz. O zaman kadar davetlerde servis yapacaksınız. Banyonuzu tek yapmayacaksınız. Üzerinizde hep bu beyaz takımlar olacak. 3 hafta sonraki çetelerin toplanma gününde bir sorun çıkarırsanız eğer ölüm emriniz verilir" Son söylediklerini söylerken gözlerimin içine bakmıştı. Utangaç kız rolüne girerek gözlerimi kaçırmıştım. Bakışlarımı kontrol altına almam gerekiyordu. Kadın üstümden bakışlarını çekerek yeniden konuşmaya başladı o tiz sesiyle. "Ölmek istemiyorsanız susacaksınız ve emirlere uyacaksınız. Eğer bir şeyler olursa liderin affı yoktur bilmenizi isterim. Lideri bilmiyorsunuz ve tanımıyorsunuz, o sizi görmek istediğinde gurur duyacaksınız bundan. Çünkü o kolay kolay kimseyi çağırmaz yanına." Sanki tanrıdan bahseder gibi bahsetmişti. Kadının gözleri parlamıştı. Mara çetesinin liderini o kadar çok araştırmıştım ama hiç bir sonuç alamamıştım. Adam sadece efsanelerde vardı. Yok gibiydi, sanki, sanki efsane gibiydi. Annem derdi ki "Onu görenler boğazındaki, ejderha dövmesinden tanırmış. Onu görenler ölürmüş. O yüzden kimse onu görmek istemezmiş Mina. O da kimseye görünmezmiş. Belki de sokaklarda aramızdan geçiyordur. Belki yanımızdan geçmiştir bile. Ama kimse onu bilmez kızım. Kimse onu bulamaz." Annem bunları söylerken gözleri dolmuştu. Çünkü biliyordu ki içini dağlayan şeyin sebebi o çeteydi. Buraya annemin ağıtlarına sebep olan çeteyi bitirmek için gelmiştim. Her türlü eğitimi almıştım. Mara çetesini çökeltmek için gelmiştim buraya. Lider kimse eğer burayı başına yıkmadan gitmeyecektim. Benden ablamı almışlardı, bende onlardan yuvalarını alacaktım. Ablamda benim yuvamdı. O kadar kız çocuğunun kanına gitmişlerdi. Bende onların kanlarına girecektim. 8 yıl beklemiştim ben intikam için, ablamı kurtarmak için. Ben bu hırsla büyümüştüm. Ben bu hırsla girmeyeceğim işlere girmiştim. Kadının sesiyle yeniden ona bakmaya başlamıştım. "Her gün diğer kızlar gibi yemekhaneye ineceksiniz. Buradaki çalışanlar ne duyar ne konuşabilirler, bu yüzden kimseyle konuşmaya çalışmayın. Zaten kimsede sizinle konuşmaz. Bende sizin gibi bunları yaşadım. Ceza almamak için her şeyi yaptım." Son söylediklerinde biraz uzaklara dalmış gibiydi. Sonra daldığı yerden çıkarak devam etti. "Bu yüzden sizde ceza almamaya dikkat edeceksiniz. Cezaları öyle kolay bir şeyler sanmayın. Kimsenin görmek istemeyeceği şeylere maruz kalmanızı istemem." Gülümsemişti. Bir şeyleri biliyor gibi. "Şimdi, herkes yataklarına geçsin ve son emre kadar sesini çıkarmasın. 3 hafta sonraki çetelerin toplanmasına kadar eğitimler alacaksınız." Çetelerin toplanma gününe kadar ceza almamak lazımdı. Ve de göze batmamam. Her yerde kamera vardı bunun biraz imkansız olduğunu biliyordum ama yine de çabalayacaktım. Artık her şey değişecekti. Bu 3 haftada burada neler olduğunu anlamaya çalışacaktım. Ve verdiğim sözleri tutmaya. Ablamın burada olmadığını biliyordum. Ablam satılmıştı. Ablam çoktandır buralarda yoktu. Ablamı kaybetmişlerdi. Hiç bir yerde bulamamıştım. Buraya bunun için sızmıştım. Liderden bilgileri alabilmek için. Bir efsaneye göre Şeytan her şeye hazırlıklı bekliyormuş. Meleğin onu bulacağına o kadar eminmiş ki, onu bekliyormuş. İblisin yüzünü görenler ölüyormuş. Onun cezası da buymuş tanrı ya karşı çıkmanın cezası da buymuş. Onu sadece bir meleğin kurtaracağını biliyormuş. Kara Melek, Kara Melek o kadar adı gibi değilmiş ki. Onu görenler gözlerini alamazmış. Ama içi öyleymiş, katran karasına bulanmış içi. Kalbi ise taşlaşmış... ⚕️
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD