Bölüm şarkımız<3
Duncan Laurence - Arcade
•••
Hayat kısacık olan bir hayat. Kimine göre karanlık kimine göre aydınlık. Bana göre karanlıktı. Kimsenin görmediğini kimsenin bilmediğini biliyordum.
Ülkemizi devlet yönetmiyordu, çeteler yönetiyordu. Yıl 2028 idi. İnsanlar kendi kafalarına buyruk mafya gibi çeteler oluşturuyordular. Masum insanları kendi taraflarına çekmeye çalışıyordular. Her çete kendine göre etrafa korku salıyordu. En çok korkulan çete MARA çetesiydi. Devleti bile onlar yönetirdi. Tabi başka çetelerde vardı. Angels çetesi, Mob çetesi ve buna benzer bir çok çete vardı.
Mara çetesinden insanların korkmasının nedeni güzel kızları kaçırıyor olmalarıydı. Bütün ailelerin korkulu rüyasıydı bu çete. Başında büyük birisinin olduğu düşünülüyordu. Ama kimse bilmiyordu.
Her çetenin kendine ait bir simgesi vardı. Mara çetesinin EJDERHAYDI, yakan kavuran anlamına geliyordu. Gerçek tende yakıp kavuruyorlardı. Her annenin acılı feryatlarının sebepleriydi bu çete.
Bu çeteye dahil olanların elinin üstünde ejderha dövmesi oluyormuş. Çetenin başında olan kişinin de boğazındaymış ejderha dövmesi.
Ben hiçbir çeteyi sevmiyordum. Çetelerin yok olmasını istiyordum. Ablam bir çete tarafından kaçırılmıştı tam on beş yaşındayken o günü çok iyi hatırlıyordum. Ben ondan beş yaş küçüktüm on yaşındaydım.
Annemin ayağı burkulduğu için pazara biz gidiyorduk ablamla. Ablamla her zaman olduğu gibi yüzümüze siyah maskemizi takmıştık. O zamanlarda kadınlar ve kızların yüzlerine maske takma zorunluluğu gelmişti.
Küçük yaşlarda maske takmayı hiç sevmezdim nefessiz kalırdım. Ama ablam her defasında zordan taktırırdı. Hep kuralla uymamız gerektiğini söylerdi. O kurallar yüzünden her dışarı çıktığımızda maske takmak zorundaydık. Kuralları hiç sevmemiştim.
Pazar yerleri kapanmadan hemen ablam ikimizi de dışarı çıkarmıştı. Annemin sesi hâlâ kulaklarımdaydı "Karanlık sokaklardan sakın geçmeyin. Sizi takip eden birisi olursa hemen koşarak eve gelin. Kızım Mina'ya dikkat et o daha küçük." Ablamın ise "Tamam annem hemen gidip geleceğiz. Pazar yerleri kapanmadan hemen gidip gelelim biz."
"Tamam kızım. Ayağım böyle olmasaydı ben giderdim ama biliyorsunuz işte hemen gidin. Karanlık olmadan gelin. Yasakları biliyorsunuz." Yasaklar ve daha çok yasaklar.
Ablam elimden tutmuş bir kaç sokak ötemizde olan Pazar yerine gidiyorduk. Ablam konuşarak beni güldürmeye çalışıyordu. Bende ona uyarak konuşuyordum. Ağzımdan şöyle bir soru çıktı "Abla sence bu maske kurallı kalkacak mı bizler özgürce sokaklarda oyun oynayacak mıyız?" ablam sorumla şaşırmıştı böyle bir soru beklemiyordu. Ablam durarak önümde eğildi ve konuştu "Belki ileride okuyup büyük bir kadın olduğunda sen kaldırırsın olur mu kuralları Mina." Biraz düşünmüştüm ben büyük bir kadın olabilir miydim ki. Tabi olurdum hem de en güzeli olurdum.
Konuşmalarımız böylece devam etmişti. Tabi ben soruyordum ablam yanıtlıyordu. Ablamı özlemiştim. Pazar yerine yaklaşmıştık ama geçeceğimiz sokakta bir kalabalık vardı ve bir çok siyah üniformalı polisler vardı. Ablamla biraz kalabalığa yaklaştığımızda yerde yatan birisinin üstünü plastik bir şeyle kapatmışlardı. Ablamın gözleri şaşkınlıkla açılmıştı o sırada bir kadının yakarış sesleri yükseldi "Sadece kızını korumak istedi ama öldürdüler onu. Kocamı öldürdüler benim. Kızımı kaçırdılar."
Duyduklarımla şaşkına dönmüştüm. Sonra yerde yatan kişiye baktım üstüne serilen şeyin altından kan sızıyordu kanı ayağımın yanına kadar gelmişti. Biraz uzaklaştım. Ablam uzaklaştığımı gördüğünde Bana seslendi "Ablam ellimi bırakma tamam mı." Kafamı sakince salladım. Ablam yeniden konuştu "Buradan geçemeyeceğiz Mina. Öbür sokaktan geçmeliyiz." Hemen bende konuştum "Ama abla o sokak çok karanlık ve çok tekin değil. Annem karanlık sokaklara girmememizi söyledi." "Ablam başka sokak yok gideceğimiz. Annem kızabilir hemen gidip geliriz zaten."
Kafamı salladım başka çaremiz yoktu. Babam çalışmak için başka şehire gitmişti. Annem evde tekti. Paraya ihtiyacımız vardı ve babam zordan da olsa başka şehire gitmişti. Annem iki kızıyla evde kalmıştı. Şimdi bizde evde değildik tek başınaydı.
Ablam elimden tutarak daha hızlı karanlık sokağa girmemizi sağlamıştı. Ben korkarak etrafa bakarken ablam dimdirek önüne bakıyordu. Kimseye gözü değmiyordu. Benim ise gözüm dört dönüyordu korkudan. Biz yürürken yüzünde sadece gözleri gözüken siyah maskeli bir adam gördüm. Adam diğer adamla bir şeyler tartışıyordu. Tartıştıkları yerde yavaşça durdu ve elindeki eldiveni çıkarmıştı. Ve sonrada adama yumrukla vurmuştu. Ama benim takıldığım şey ise adam siyah eldiveni çıkarırken elindeki ejderha dövmesi beni çok korkutmuştu.
Herkesin dilindeki Mara çetesinin simgesi olan ejderha dövmesiydi durmuştum ve adama bakıyordum. Aklımdan bir sürü ses yükseldi "Kızımı kaçırdılar benim. Yavrumu aldılar benden.", "Kocamı öldürdüler benim. Kızımızı korudu diye." Annemin sesi geldi sanki kulaklarıma "Ejderha dövmesi gördüğünüz birisinden hemen uzaklaşın. Ve kaçın nereye olursa olsun." Ablamın elini bırakarak kaçmaya başladım.
Ablamda peşimden geliyordu ama yetişemiyordu bana "Mina dur kardeşim. Bir şey mi oldu." Ablamın bağırığıyla ona döndüm ama arkasındaki adam bana döndü ve güldü. Bu adam daha yeni gördüğüm adamdı. Gözlerim elindeki ejderha dövmesine kaydı korkuyla daha çok açıldılar ablam ise endişeyle yanıma geliyordu ama arkasındaki adamı görmemişti. Korkudan bir şeylerde söyleyemiyordum.
Eğer o gün konuşsaydım ablama bağırsaydım. Ablam şuan yanımızda olurdu. Gözlerimden birer damla yaş yeniden aktı. O anılar yeniden gözümde canlandı. Ablam arkasındaki adamı fark etmedi ve adam ablamın arkasından yaklaşarak ablamın saçlarından tutarak kendisine döndürdü. Ablamın ağzından acı dolu bir çığlık kaçmıştı. Benim ise gözlerimden yaşlar akıyordu. Adam ablamın siyah maskesini hızlıca çıkararak yere atmıştı ve ablamın o masum ve güzel yüzü ortaya çıkmıştı.
Ablamın yüzünden yaşlar akıyordu ama yine de o halde bağırarak bana konuştu "Kaç Mina eve kaç kardeşim hemen." Ablamın bu sözleriyle adamın gözleri bana değdi ama yeniden ablama baktı "Kardeşinle işim yok ama güzelim seninle çok fazla işim var." Ablam adama tekmeler atıyor ondan kurtulmaya çalışıyordu ama ben orda durmuş ablamın yakarışlarını ve adamdan kurtulmaya çalışmalarını izliyordum.
Elimden hiçbir şey gelmiyordu ne yapabilirdim ki. Bağırsam kimse gelmezdi. Birilerinin yanına gitsem kimse yardım için gelmezdi. Orda dikilmiş ablama bakıyordum.
Ablamın ise çığlıklarıyla eve gitmemi söylemelerini bile duymuyordum.
Adam elini ablamın ağzına götürerek kapattı ama ablam durmayarak elini çok kötü ısırdı ve adamın dikkati dağılmışken bende durmayarak küçük bedenimle ona tekmeler atmaya başlamıştım şaşkınlığım gitmişti ve içime umutlar yerleşmişti. Ama o umutlarımı da eliyle yere atıp ayaklarıyla ezmişti hayat.
Adam ona tekmeler savurduğumu gördüğünde bana silleden vurmuştu ve yere düşmüştüm. Pantolonum yırtılmıştı ve dizlerim kanıyordu. O sırada ablam "Tamam vurma ona ne olur onun canı çok yanar." Ablamın sözleri hâlâ kulaklarımdaydı. Ablam senin de canının çok yanardı.
Adam bana eğilmiş yeni den vuracakken ablamın sesiyle ona dönmüş ve ona yumruktan vurmuştu. Ablam on beş yaşındaki ablama yumrukla vurmuştu. Ablam bayılmıştı ve ben ona baka kalmıştım hiçbir şey yapamamıştım orda öyle ablamın baygın bedenine bakmıştım.
O adam ise eline telefonu alarak birlerini aramıştı. O aradıktan bir beş dakika sonra siyah bir araba ablamın baygın bedeninin yanında durmuştu. Arabanın içinden çıkan adam ve ablama vuran adam ablamı arabaya bindirerek arabayı çalıştırmıştılar. Ablama vuran adam öne binmişti ve bana bakarak gülmüştü. Ve sonrada araba yanımdan hızla geçip gitmişti. Benim ablam canım ablamı da götürmüştü.
O gün şoka girmiştim ve ablamın benden uzaklaşmasını izledim. Ben o gün benden ablamın koparılışının izlemiştim. Ablamın onun canı yanar vurma ona deyişleri kulağımda yankılanıyordu. Onun canı benimkinden daha çok yanmıştı ama o yine de beni düşünmüştü.
O gün her şey değişmişti.
?