2. Bölüm

1509 Words
Hayat garip bir santranca benziyordu. Oynanılması kolay ama kazanılması zordu. Bu keşfedilmesi zor olan oyunda çok mücadele verdim. Mutluluk sadece yüzüme yayıldı, kalbime değil. ALLAH kullarını yaratırken nasıl bir aile ve ya ne şekil bir yaşantımız olmasını sormadı. O sadece yarattı ve bizi bu dünyanın nefisleriyle baş başa bıraktı. Daha önce hiç görmediğimiz bir yerde yeni başlangıçlara gözlerimizi açtık. Kimimiz yetim , kimimizde öksüz doğdu. Yaşam o kadar zordu ki bu dünyanın kirleriyle tek başımıza savaş açtık. İnsan hiç olmayan biri özlerdi mi? Ben hiç olmayan aslında daha önce tatmadığım duyguları şimdi özlüyordum. Anne sevgisini hissetmek ve aile sevgisiyle yanıp tutuşmak istiyordum. Bazen geçmişe gidip hiç doğmamayı ya da hiç büyümemeyi istiyordum. Özlüyordum . Garip bir şekilde yalanlarla örtülmüş duygularımı özlüyordum . Yıllardır aradığım aile sevgisini şimdi bulmak ve bir daha da bırakmak istemiyordum. Hani insan birine sımsıkı sarılır hiç bırakmaz ya işte bende olmayan birine sımsıkı sarılmak istiyordum. Yatağımın üstünde duran kutuyu alıp küçükken müdüre ablanın bana hediye ettiği barbie bebeği çıkarttım. İlk oyuncağımdı . Son da olmuştu. Hayatım boyunca bir tane oyuncağım olmuş ve onu yıllarca saklamıştım. Hala ilk gün ki gibiydi. Bana ilk hediye ettiği zaman dün gibi aklımdaydı. Geçmiş ( Flasback ) '' Bu ne Abla '' Küçük ellerimle masanın üzerine konan kutuya iri gözlerimle baktım. Hala anlamıyordum. Küçük bir kutu dışı pembe renkleriyle çevrilmiş kokusuyla burnumu istila ediyordu. Yeni gibi kokuyordu. Ama hala ne olduğunu anlamamıştım. Müdüre abla saçlarındaki topuzu bozup kafasında duran parlak tel tokayı aldı eline . Ve kartonun plastik kısmına delikler açmaya başladı. Önce gözüme sarı saçlar ardından bir bebek çıktı. Şu hani geçen gün reklamda gösterilen barbie bebekti bu. '' Sana hediye aldım canım güzel mi?'' Dediğinde dolan gözlerim pınarlara karışmıştı. Küçük boyumla ayağa kalktım. Güzeldi. İlk hediyemdi. '' Konuşmayacak mısın ?'' Demiş ve gene bana bakmıştı. Ne diyebilirdim ki. Arkama baktım. Yurdun çocukları gene imrenerek bana bakıyorlar ve ayıplar gibi bakışlarını üstlerimden çekmiyorlardı. Onlarda kızmıştı galiba . Çünkü Müdüre abla onlara değil bana hediye almıştı. '' Çok ... gü -güzel '' Dedim kekeleyen sesimle. Konuşmayı yeni yeni öğreniyordum. Daha 5 yaşındaydım ama aklım çalışıyordu. Bu abla bana acımıştı. Aldığı hediye de bunu gösteriyordu. Bana acıyan insanlardan nefret ederim. Bebeği kutudan tamamen çıkartıp yere attım. Ve ağlayan gözlerle odama doğru koştum . Nefesimi olabildikçe hızlı tutarak kapıyı üstüme kilitledim. Allahım neden benim annem babam yok ki. Gör artık halimi insanlar bana acıyor . Dalga geçiyorlar. Müdüre abla hediye aldı ama bilmeden de olsa kırdı. Gör artık. Bıktım anlıyor musun? Büyüdüm artık . Her şeyi görebiliyor ve duyabiliyorum . Ne olur yardım et . Annemi getir bana . O sıcak kokusunu içime çekmek istiyorum. Her gün hasretiyle yanmaktansa bir kerecikte olsa onun sıcaklığıyla kavrulmak istiyorum . Kapıya şiddetle vurmaya başlamışlardı. Ardından kapı yavaştan açılmaya başladı. Yedek anahtarla açmışlardı. İlk gördüğüm sarı saçlı bir kadındı. Bu ablanın saçlarıydı. Yanıma doğru geldi. Elindeki bebeği alıp bana uzattı. '' Toprak kızım ne oluyor neden attın yere yoksa beğenmedin mi? '' Kızım , kızım , kızım , kızım .... Annelerde acaba çocuklarına kızım der miydi? '' Benim neden annem yok abla . Neden bıraktı beni buraya '' Ellerimle gözyaşlarımı sildim. Parmaklarım çok küçük olduğu için titremesini durdurmak zor oluyordu. Kollarıyla vücudumu sarıp diz çöktü önümde . Boyuma yetişmeye çalışıyordu. Kafasını boyun girintime soktu . Hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. Ağlıyordu . Müdüre abla benim için ağlıyordu. Belki de o da annesiz ve babasızdı. Bana üzülmüştü. İşte o gün bir şey daha öğrenmiştim. Ben asla mutlu olamayacaktım. Ancak mutsuzluğun içinde buruk bir mutluluk yaşayabilirdim. Barbie bebeği kutuya geri sokup kapağını kapattım. Akan gözyaşlarımı ellerimle silip ayağa kalktım . Aynadan üstüme son bir kez daha bakıp odadan çıktım . Kapının önünde duran çiçeğe baktığımda çok şaşırmıştım. Kim göndermişti acaba ? Çiçekteki notu elime alıp yavaşça okumaya başladım. ' Umarım beğenirsin . Sevgililerimle Murat ... ' Yüzümdeki gülümseme şaşkınlıkla birleşmiş kocaman bir mutluluk sergiliyordu. Şaşırmıştım daha doğrusu bunu hiç beklemiyordum. Aklım gene düne gitti. O bankta oturmuş Ve o yabancıyı görmüştüm. Adam bana bir evlenme teklifi etmiş ve daha cevabımı beklemeden kalkıp gitmişti. Bir hayalet gibi hayatımdan çıkacağını sanmıştım , tıpkı diğerleri gibi. Ama bugün bana bu çiçeği gönderdiyse teklifi ciddiydi. Şaka gibiydi ya . Hiç tanımadığım bir adam bana evlenme teklifi etti. Ama tabii ki de salak değildim. Tanımadığım bir adama nasıl güvenebilirdim ki. Ayrıca ben asla evlenmem. Bunu daha küçük iken kendi kendime söz vermiştim. Evlilik denen o saçma bağ sadece insanların birbirlerinden daha da nefret etmesini sağlıyordu. Elimde hala duran çiçeklerle beraber odaya tekrar girdim ve gözüme kestirdiğim sarı çöp kutusuna attım. Yazık olmuştu fakat olması gereken buydu. Cebimde titreşen telefonuma göz devirdim. Gene kim arıyordu. Tabi ya benim borçlarım vardı değil mi? '' Alo '' '' Alo kimsiniz '' '' Merhaba Toprak ben Murat Gürmen '' Dediğinde ağzım 'O ' şeklinde aldı. Hemen kendimi toparlayıp yıllardır sahte gülümsemi taktığım yüzüme gülücükler saçtım. İnsanlara karşı tek savunma mekanizmam sahteden gülmekti '' Ne vardı '' Derin bir nefes aldığını duymuştum. Vayy bir de sinirli. '' Teklifi mi düşündün mü? '' Dediğinde aklıma gene dün gelmişti. Kokusunu hatırladım. O banyodan çıkmış tıraş kolonyası kokusu bugün ki gibi burnumdaydı. Geçmiyordu ki. Oysa bu adama karşı hala tereddütlerim vardı. '' Ne teklifi '' yalandan gülümseyip koltuğa kendimi bıraktım. Bilmemezlik daha iyiydi. Böylece adam dünden beri onu düşündüğümü anlamayacaktı. '' Hımm Demek unuttun. Oysa ben aklından bile çıkarmamışsındır diye düşünmüştüm '' '' Unuttum bile . Ee ne yapalım Murat bey . Genelde gereksiz , saçma ve artık böyle ne idü belirsiz teklifleri çabuk unutabiliyorum Hem de saniyesinde '' Keskin dilimle Golü atmıştım. Kendimi bir an Galatasaray ve Fenerbahçe maçında sandım. Böyle Kadıköy de terbi yapıyor ve 90 dakika sonu golü atmışta rahatlamışım gibi bir his vardı içimde . '' Ya öyle mi .Eminim şu an tırnaklarını kemiriyorsundur Yanılıyor muyum ?'' '' Neden tırnaklarımı kemirecekmişim ki '' '' Heyecandan . Hazırlan birazdan seni almaya geliyordum. Böyle sahilde balık ekmek yeriz '' Demiş ve telefonu üstüme kapatmıştım. '' Lan salak sen kendini ne sanıyorsun be . Senle değil balık ekmek , balığın kılçığını bile senle yemem Hödük , zenginsin diye kendini bir şey sanma '' Hala telefon elimde sövüyordum ama o çoktan telefonu üstüme zaten kapatmıştı. Ayrıca adresimi bile bilmiyordu ki. Gerçi dün nasıl beni bulmuştu ? Demek zenginler hep böyle oluyordu. Bir telefonla ayaklarına geleceğimizi sanıyorlardı. Ama ben Topraksam sana kim olduğumu göstereceğim Murat Efendi. Gülümseyen yüzümle Çekmecemden kağıt çıkarttım . Saksının yanında duran bitmek üzere olan kalemi elime alıp intikam yeminimi yazmaya başladım. '' Şu an burada olamayacağım. Başka işlerim var. Ve ayrıca saatinde randevuyu söylemediğin için seninle yemeğe çıkamayacağım . Ama istersen geceye kadar kapımda bekle. Gerçi gece geleceğim bile meçhul :) '' Kağıdı alıp odadan çıktım ve tam kapının girişine yapıştırdım. Eğer adresimi biliyorsa ilk buraya gelecek ve kağıdı okuyacaktı. İşte o zaman hayal kırıklığıyla eminim buradan gidecekti. Ben de bu adamdan kurtulacaktım. Zafer edasıyla koluma çantamı takıp gene İzmir'i dolaşma seanslarına başladım. Metroyu beklemeye başladığımda cebimde titreşen telefonuma bir kez daha lanet ettim. Sahi o adam numaramı nasıl bulmuştu ? Kafamdaki soru işaretlerimle metroya bindim. Çok doluydu bugün. İzmir gerçekten de büyük bir şehirdi. Tarihi yerleriyle belki Bursa'dan daha güzel bir yer olabilirdi ama her şeye rağmen Bursa'nın yeri bende özeldi. Sırayla durak işaretleri yanıp sönüyor ve insanlar inmeye başlıyordu. Param bitmek üzereydi. Ama Pazartesi işe başlamanın verdiği mutlulukla kafam rahattı şu an . Dün ki bankaya olan borcumu da ilk maaşımla ödeyecektim. Konak durağına gelmemle birlikte metrodan indim. Sımsıkı çantama sarıla sarıla yürümeye başladım. İlk gözüme çarpan şey merkezdeki saat kulesiydi. Harika görkemli yapısıyla beni mesh etmişti. Herkes elinde telefonuyla fotoğrafını çekiyordu. Ben de biraz daha yaklaşıp o büyük saat kulesinin fotoğrafını çektim. Ve tekrar yürümeye başladım. Falcı kadınlar ellerinde fal kartlarıyla insanlara dileniyorlardı. Bir tanesi yanıma gelmişti bile. '' Kızım gel de kısmetine bakalım '' Size fal sevdiğimi söylemiş miydim? '' Bak ablacım ama ne kadar vereceğim sana '' '' 2 milyoncuk ve yeter esmer kızım '' Beni bir banka sürükleyip ellerimi ellerine aldı. Ve gözleriyle avuç içimi taramaya başladı. Fala çok inanırdım. Kendim Akrep burcu olduğum için falla alakam çoktu. Hatta nerdeyse her gün internette böyle bu tür siteleri gezerdim. Bir meraktı belki de. '' Burada bir adam görüyorum kızım '' '' Hımm kaç yaşında bu adam ? Yakışıklı mı? '' '' Vallah sen Brad ben diyeyim Jamie Dornan '' '' Ya yakışıklı yani '' '' Hemi de ballı adam kızım '' Deyip ellerini açtı. Bu demek oluyordu ki, ücretini istiyordu. Cebimden bozuk paraları çıkarıp eline koydum ve gene yürüme işlemine başladım. Ayaklarım çok yorulmuştu. En son Kordun boyunda güneşin batışını izliyordum. Yaklaşıp 6-7 saattir sadece geziyordum . Gene metroya binip pansiyonun yolunu tuttum. İçeri girmemle yaşlı amcanın ban gülümsemesi bir oldu. Neden güldüğünü daha sorgulamadan Murat Gürmen'in gülen yüzüyle karşılaştım. Tam karşımda durmuş ve 32 dişini çıkartacak şekilde sırıtıyordu. Bu adam akşama kadar beni mi beklemişti. Eliyle kol saatini gösterip yanıma doğru geldi. İşte o an nefesizlikten ölecektim . Bir insan bu kadar mı heyecanlanırdı . Onu görmek ve yakınımda hissetmek kafamı allak bullak etmişti. '' Hoş geldin ve neredeydin '' Şimdi gülen yüzü kaşlarıyla beraber çatmaya başlamıştı. Sinirlenmiş ve kolumdan tutarak beni dışarıya sürüklemeye başlamıştı. Kalbim neden bu kadar hızlı atıyordu ???
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD