"İşte o. Hayatımın aşkı o işte!"diye fısıldayan Sümeyye parmağıyla Umutun yanındaki bir çocuğu gösterdi. Hani bazı hikayelerde iyi ve kahraman rolünde çocuklar olur ya Sümeyyenin gösterdiği çocuk tam o tipteydi ama Umuttan dolayı şaşkın bir ruh haline girdiğim için çok bir tepki veremedim.
Allahtan Sümeyye fıdıldayarak söylemişti. Hiçbirimiz Savaşın duymasını istemezdik. Zaten Savaş buralı bile değildi. Umutun diğer tarafında yürüyen kıza bakıyordu. Haksızda sayılmazdı, kız güzeldi ama bakması haramdı. Ne kadar şaşkın ve şokta olsamda onu bu durumdan kurtarmak istedim. O yüzden seslice öksürdüm. Savaş bunu fark ettiğinde ise gülümsedim.
Umutun grubu çok fazla uzağımızda olmayan geniş bir masaya oturdu. Bizde dahil herkes onlara bakıyor ve fısıldıyordu. Bazı kızların Umuta bakması biraz sinirimi bozmuştu.
Bununla birlikte şoktan çıktığımı ve vücudumun endişe ve korkuyla kaplandığını hissettim. Şimdi yavaş yavaş aklımdaki sorular cevap buluyordu.
Umut üç gündür yoktu ve şimdi ortaya çıkmıştı. Hâlâ beni fark etmemesi ise büyük bir nimetti. Ve o telefonda konuştuğum kız acaba Umutun yanındaki, Savaşın hâlâ baktığı kız olabilir miydi?
"Bunlar mimarlık fakültesinden kızlar. Okulun i********: sayfasından gördüm. Kantinlerimiz artık ortak olacakmış."dedi Hatice.
"Neden peki?"diye sordu Sümeyye. Doğrusu bende çok merak etmiştim ama sormaya çekinmiştim.
"Kantinlerinde bir sorun mu çıkmış ne? Hem çok bir şey fark etmeyecek zaten. Kantinimiz oldukça büyük. Baksanıza önüne gelen her bölüm buraya ortak oluyor."diyen Haticeye hak veremeden edemedim. Bizim bölüm olsun, yan dallar olarak psikoloji, sosyoloji, felsefe bölümü; hep ortaktı kantinlerimiz.
Zaten Sümeyye ve Haticeyle bu vesileyle tanışmıştık. Sümeyye psikoloji, Hatice ise Sosyoloji okuyordu. Haliylede bir sürü ortak derslerimiz oluyordu. Geçen sene yurtta tanışmıştık. Hatice 2.dönem Savaşla eve çıkmıştı haklı olaraktan. Ha bu arada Savaşta Hatice gibi Sosyoloji okuyordu. Küçüklüklerinden beri hep birlikte okudukları için üniversiteyide aynı okuyalım demişler.
Ha? Güneyi mi merak ediyorsunuz? Güneyle ne yazıkki aynı bölümde olduğumuz yetmezmiş gibi aynı sınuftaydıkta. Zaten ben ve Hatice sayesinde Savaşla yakınlaşıp çok yakın bir ikili olmuşlardı. Bu arada Savaşta kıza iyice kaptırmıştı kendini.
"Savaş çenen düşecek. Ağzını kapat istersen?"diyen Haticeyle üç kız sessizce kıkırdayıverdik ancak gerginliğim yerine geldiğinde tekrar Umuta baktım. Bakmaz olaydım! Kafamı döndürür döndürmez göz göze geldik. Yüzündeki ifadeyi tahmin edersiniz artık. Kızgın ve şaşkın!
"Ne oldu Mucize? Suratın bembeyaz olmuş!"diyen Hatice benden tepki alamayınca bu sefer hepimize çemkirdi. "Ohooo? Bu ne! Ben hangi birinizi toplayayım anlamadım ki?"
"Yok Hatice, yok bir şeyimiz."deyip Savaş ve Sümeyyeye döndüm. "Değil mi çocuklar?"
"Hı...hı..."deyip sarhoş gibi hallerine devam ettiler. Bende söylenmeden edemedim. "Hakkaten bunlar iyice kafayı bulmuş ha?"diye Haticeye doğru kafamı yanlara salladım ve tekrar Umuta baktım. Oda bana bakıyordu. Korkudan önüme dönüp ellerime bakmaya başladım. Bugün çok gergin geçecekmiş gibi duruyor.
***
Öğleden önce bizim tayfayla ayrılmış ve kendi bölümlerimize dağılmıştık. Ben önce hocalarımla hoşbeşte bulunmuş sonrada ikinci sınıf için planlar, programlar, kitap tavsiyeleri dinlemiştim onlardan. Bu mesleği oldukça önemsediğim için hocalarımla hep yakındım. Bölümde başarı sırasında da her zaman adım yazardı. Çünkü gerçekten bu bölümü seviyor ve sürekli araştırıyordum. Ümmet-i İslama yararlı olmak benim boynumun borcu ve bence bu yoldan geçmek için insan psikolojisini iyi bilmek gerekirdi. Benim alanım daha çok okullarda ve çocuklarla olacağı için işi çocuklardan yürütmeye çalışacaktım. Genç nesile ne aşılarsan oda aynısını diğer nesile taşır.
Bu düşüncelerle kütüphaneye uğrayıp zevkle araştırmalar yaptım. Daha çok hocalarımın önerdiği kitaplara bakıp küçük not defterime notlar aldım. İnsanın sevdiği işi yapması ne güzeldi. Elhamdülillah! Dilerim ki Rabb'im bu yolda beni mübarek kılar.
Öğleden sonra boştum zaten. Sonuçta ilk gün. Hatta bu hafta doğru düzgün ders işlenileceğinden bile şüpheliydim. Bizim okul, derslere değilde daha çok insanın kendini eğitmesi yönünde etkinlikler yapmaya yönelirdi. O yüzden okulumun yeri de bende bir ayrıydı. Biraz daha araştırma yapıp gerekli notlar alıp fotoğraflar çektikten sonra öğle namazımı kılmak için okulun küçük camisinde kızlarla buluştum ve birlikte cemaate katıldık. Savaşla Güneyin namaz kılmamasına çok üzülüyordum. O yüzden dua ederken Rabb'imden hidayetlerini diledim.
Namazdan sonra biraz bizim kızlarla takılmış, birazda kendi sınıfımdakilerle hasret gidermiştim. Sonunda okulda bir işim kalmadığında eve gitmeye karar verdim.
Otoparka girip arabama doğru yürümeye başladım. Allahtan dikkat çekmeyen bir yere park etmiştim. Bu gösterişli arabayla etrafta görünmek istemiyordum. Biraz utanıyordum. Kimseye kibirlenmiş havasında görünmek istemezdim. Bu düşüncelerle arabanın kilidini etkin kılıp tam kapıyı açıp içeri girecektim ki kapıyı aniden bir el kapattı. Arkama döndüğümde karşımda Umutu beklemiyordum.
Biraz şaşırmış birazda heyecanlanmıştım. Şu an onunla arabanın arasındaydım. Başımı kaldırıp gözlerine bakmaya zorladım kendimi ama başaramadım.
"Şimdi beni çok iyi dinle bayan masum görünen!" Bu dediğiyle korkuyla yutkundum. "Eğer bu okulda tek bir kişi bile evli olduğumuzu öğrenirse seni mahfederim ANLADIN MI?"deyip son kelimede bağırdı. İşte bu beni sinirlendirmişti.
"Sen ne dediğinin farkında mısın Umut! Biz sırf gizli kalsın diye mi evlendik? Biz seninle hayatlarımızı birleştirdik..."
"Ne hayatından bahsediyorsun sen! Mahfettiğiniz hayatımdan mı? Hayatımı zorla işgal eden sensin küçük cadı! Seni uyarıyorum. Eğer evli olduğumuzu birine söylersen bu senin sonun olur, anladın mı?"dedi ve öylece çekip gitti.
Kalbim çok fena kırılmış vede acıyordu. Yanaklarımda ıslak bir sıcaklık hissettim. Hayır! Artık izin vermeyeceğim! Artık ağlamayacağım! Bu Umut sınırları iyice aşıyordu ama bilsin ki bende kolay lokma değildim. Elbet bir gün karısı olarak kabul edecekti beni.
***
Umut dün gecede eve gelmedi. Muhtemelen bana kızdığı içindir. Kimi kandırıyorum ki! Ben onun umurunda bile değildim. Eve gelmemesinin en son sebebi bile ben olamazdım. Onun için bu kadar hiçtim işte. İşin kötüsü bu gerçekler canımı acıtıyordu.
Okula gittiğimde de göremedim onu. Ders olduğundan gelmemiştim aslında. Onu merak etmiştim ama göremeyince gidip okulun verdiği kursa başvurdum geçen yıl ki gibi.
Bu kurs öğrencilerin iyi olmadığı dersler için düzenlenmişti. Ne kadar bölümümü çok sevsemde benim de zorlandığım dersler vardı. Geçen sene gittiğimde çok işe yaramıştı. O yüzden bu senede tekrar başvurmuştum.
Kızlar biraz meşgul olduğu için canım sıkıldı ve bende dün ki gibi kütüphaneye gittim tekrar. İki, üç tane şöyle en kalınından aşk romanı alıp okumak ve biraz depresyona girmek, birazda ağlamak istiyorum. Belki biraz içim boşalırdı. Aşk romanı dedimse öyle sıradan aşk romanlarından bahsetmiyordum. Ben onları terk edeli çok oldu. Benim bahsettiğim islami, aşklı, şehitli, mücahideli romanlardı. Sonlarında o kadar ağlıyordum ki içim çıkana kadar ama sonra rahatlıyor ve ders çıkarıyordum.
Bu düşüncelerle kütüphanede oyalandığım kadar oyalandım ama istediğim gibi bir roman bulamadım. Tam ümidimi kesmek üzereyken dikkatimi çeken bir kitap oldu. Hemen elime alıp kapağını inceledim. Sonrada arkasını döndürüp tanıtımını okumaya başladım.
"Tükenen umutları yeşertir mucizeler...
Tıpkı yağmurun toprağa can vermesi gibi.
Tıpkı güneşin göğü aydınlatması gibi.
Tıpkı ekilen tohumla çiçeğin usulca filizlenmesi gibi.
Tıpkı... Tıpkı o büyük aşkın yeniden doğması gibi çeker mucizeler boşlukta yatan umutsuzlukları..."
Vay be! Tevafuğun bu kadarı işte. Umutlar, mucizeler falan. Sanki benle Umutu tanımlamıştı bu kitap. Acaba bende Umuta yeni bir Mucize olabilir miydim? Bende çekebilir miydim boşluktaki Umutu?
Kitabı kaptığım gibi arabama koştum. Yoldayken ezan okundu. Rabb'im ilk vakitte kılınan namazdan çok daha hoşlanırdı. Onu memnun etmek ise kulun göreviydi. İçimi sevinç kaplamasıyla arabayı yakın bir caminin yanında park edip içeriye girdim ve huzurla namazımı eda ettim. Sonrada Umutla evliliğimiz için bolca dua ettim. Ümmet için öncelik tanıdım duamda. Sonuçta islam dini birliğin, beraberin diniydi Elhamdülillah ki.
Eve gider gitmez soluğu çalışma masamda aldım. Sonunda aradığım şeyi bulmuştum. Hepte yanı başımdaymış meğer. Okumaya aşık olduğum kitaplarda bulmuştum.
Etkilendiğim sözleri yazdığım defterimi çıkarıp kitabın arkasındaki o güzel şiiri yazdım. Sonrada denemelerimi yazdığım defterimi çıkarıp sonunda gelen ilhamın verdiği zevkle uzun zaman sonra ilk kez yazmaya başladım.
Bir saatin sonunda yazmaktan yorgun düştüğümde aklıma Umut ve dünkü söyledikleri geldi. Adam benim kocamdı ama daha telefon numarası bile yoktu bende. Böyle eve gelmemekle eline ne geçecek acaba?
Ah! Kapı çalıyor galiba. Üstümü başımı düzeltip hemen aşağıya indim ve kapıyı açtım. Yine hiç beklemediğim birini bulmuştum karşımda.
Onun ne işi vardı benim evimde?