AYVAZ’DAN… Bunun nasıl hissettirdiğini biliyordum. Mezarlıktan çıktığımızdan beri aklına ne gelirse soruyordu. Sorular bazen öyle komik hale geldi ki karnımı tuta tuta güldüm. “Kocam?” dedi bu güm kaçıncıya kocam diyordu bilmiyorum. Bir kelimenin bu kadar iyi hissettireceğini de bilmiyordum. “Söyle kocasının canı.” “Dünyanın en uzun kelimesi Türkçeymiş biliyor musun?” yine yeniden gülmemek için dudaklarımı ısırdım. Aslına böyle biraz uğraşıp o bal dudaklarını büzmesi için uğraşmak geliyordu içimden. Sonra barışmak için kendime çekip kızartana kadar öpüyordum. Bugün Şırnak’a dönmek gelmedi içimden. Karıma beklemediği bir sürpriz hazırlamak niyetindeydim. Şimdi de Seymenler parkında dolaşıyorduk. Bir ara ayakkabılarını çıkardı çimlerde koşturdu çocuk gibi. Şimdi de dizime yattı. Saçları

